Türkiye’de icra süreçleri büyük ölçüde dijital altyapıyla yürütülüyor. Elektronik haciz uygulamaları sayesinde banka hesaplarına blokaj dakikalar içinde uygulanabiliyor. Ancak borç kapatıldığında haczin kaldırılması aynı hızda gerçekleşmiyor.
Vatandaşın karşılaştığı tablo net:
• Borç ödeniyor.
• Dekont hazırlanıyor.
• İcra müdürlüğüne dilekçe veriliyor.
• Yazı hazırlanıyor.
• Bankaya resmi bildirim gönderiliyor.
• Bloke günler sonra kaldırılıyor.
Bu süreç, özellikle maaşla geçinen vatandaşlar ve ticari faaliyet yürüten işletmeler için ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor. Borç bitmesine rağmen hesabın kapalı kalması; kira, fatura, çek ve ticari ödeme zincirini sekteye uğratabiliyor.
Dijital Altyapı Var, Otomasyon Neden Yok?
Uzmanlara göre sorun teknik imkânsızlık değil, sistemler arası tam entegrasyon eksikliği. Vergi işlemleri, tapu sistemleri ve birçok kamu hizmeti anlık veri akışıyla çalışırken, haciz kaldırma sürecinin yarı manuel ilerlemesi eleştiriliyor.
Borç kapandığı anda sistemin otomatik tetiklenmesi, icra ve bankalar arasında gerçek zamanlı veri paylaşımı yapılması ve haczin eş zamanlı kaldırılması teknik olarak mümkün görülüyor.
Adalet Bakanlığı’na Açık Çağrı
Hukuki güvenlik elbette vazgeçilmez. Ancak dijital doğrulama, elektronik imza ve entegre veri sistemleri çağında günler süren bekleyişin sürdürülmesi kamuoyunda soru işaretleri doğuruyor.
Vatandaşlar ve hukuk çevreleri, Adalet Bakanlığı’na haciz kaldırma süreçlerinin tamamen dijitalleştirilmesi için kapsamlı bir reform çağrısı yapıyor.
Beklentiler şu başlıklarda toplanıyor:
• Borç ödendiğinde otomatik haciz kaldırma sistemi
• İcra ve bankalar arasında anlık veri senkronizasyonu
• E-Devlet üzerinden şeffaf takip ekranı
• Haciz kaldırma için yasal süre sınırı
Ekonominin dijitalleştiği bir dönemde hukuki süreçlerin de aynı hızda işlemesi gerektiği vurgulanıyor.
Çünkü teknoloji çağında en kritik unsur yalnızca tahsilat değil; adil ve hızlı çözüm.



