1891 yılında yayımlanan bir tıp raporunda, yaklaşık bir buçuk saat süren anestezi uygulamasından sorumlu bir kadının adı geçiyordu. Edward Lawrie'nin aktardığı olayda hasta, rahim ve eklerinin sarkom nedeniyle çıkarıldığı bir ameliyat geçiriyordu. Anesteziyi uygulayan kişi ise Haydarabad'da eğitim almış Roopabai Ferdunji'ydi.

Hastalar Uyanıkken Beyinlerine Dokunan Cerrah: Penfield’ın İnsan Beyni Haritası
Hastalar Uyanıkken Beyinlerine Dokunan Cerrah: Penfield’ın İnsan Beyni Haritası
İçeriği Görüntüle

Lawrie'nin özellikle vurguladığı ayrıntı, Ferdunji'nin kloroform anestezisini başka birinin yardımına veya müdahalesine gerek duymadan yürütmesiydi.

O dönemde anestezi henüz bağımsız bir tıp uzmanlığı olarak gelişmemişti. Ameliyatlarda hastanın bilincini ve ağrısını ortadan kaldırmak için kullanılan maddelerin tehlikeleri ise hararetli bilimsel tartışmalara konu oluyordu.

Kadınların tıp eğitimine kabul edilmesi de dünyanın birçok yerinde oldukça sınırlıydı.

Ferdunji, bütün bu koşulların ortasında anestezi uygulamasını meslek yaşamının önemli bir parçası hâline getirdi. Adı dönemin tıbbi kayıtlarına girdi, ancak yaşamının ayrıntıları büyük ölçüde unutuldu.

Bugün onun hikâyesini yeniden kurabilmemizi sağlayan belgeler, aynı zamanda tıp tarihinin kimleri hatırladığı ve kimleri görünmez bıraktığı sorusunu gündeme getiriyor.

Haydarabad'da tıp eğitimi alan beş kadından biri

Roopabai Ferdunji'nin meslek yaşamı, 19. yüzyılın sonlarında Hindistan'ın Haydarabad kentinde başladı.

O yıllarda Haydarabad, Nizam adı verilen hükümdarlar tarafından yönetilen yerel bir devletti. Hindistan'daki İngiliz sömürge düzeni içinde önemli bir siyasi ve idari konuma sahipti.

Bölgenin hükümdarı Mir Mahbub Ali Han döneminde tıp eğitimi ve sağlık kurumları gelişmeye devam ediyordu.

1846 yılında kurulan Haydarabad Tıp Okulu, bölgede modern Batı tıbbının öğretildiği başlıca kurumlardan biriydi.

Okulda anatomi, fizyoloji, cerrahi, dahiliye, doğum bilgisi ve ilaçlarla ilgili dersler veriliyordu. Başlangıçta Urduca yürütülen eğitimde daha sonra İngilizce kullanılmaya başlandı.

1885 yılında okulun yönetiminde önemli bir değişim yaşandı.

İngiliz cerrah Edward Lawrie'nin girişimleriyle kadın öğrencilerin tıp eğitimine katılması teşvik edildi. Aynı yıl beş kadın öğrenci öğrenime başladı.

Roopabai Ferdunji bu öğrencilerden biriydi.

1885–1889 yılları arasında dört yıllık tıp eğitimini tamamlayan Ferdunji, dönemin kurumsal terminolojisinde Hakeem olarak adlandırılan bir yeterlilik elde etti.

Bu unvanın tarihsel anlamı önemlidir. Günümüzde daha çok geleneksel hekimlikle ilişkilendirilen kelime, Haydarabad Tıp Okulunda Batı tıbbı eğitimi alan mezunlar için de kullanılıyordu.

Dolayısıyla Ferdunji'nin aldığı eğitimi yalnızca geleneksel hekimlik olarak değerlendirmek doğru değildir.

Bununla birlikte dönemin yeterlilik sistemi, bugünkü tıp fakültesi diplomalarıyla veya uzmanlık belgeleriyle doğrudan eşitlenemez.

Ferdunji'nin Parsi topluluğuna mensup olduğu biliniyor. Ancak çocukluk yılları, ailesinin yaşam koşulları ve tıp eğitimine yönelmesinde etkili olan kişisel nedenler hakkında güvenilir bilgiler oldukça sınırlı.

Onun yaşam öyküsü, esas olarak mesleki kayıtların başladığı 1885 yılından itibaren izlenebiliyor.

Ameliyathanede hayati bir görev üstlendi

Ferdunji'nin eğitim gördüğü yıllarda genel anestezi, cerrahinin gelişimini hızlandıran ancak önemli riskler taşıyan bir uygulamaydı.

1846 yılında Boston'da eter anestezisinin kamuya açık gösterimi, cerrahi tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştu. Ardından kloroform da yaygın kullanılan anestezik maddelerden biri hâline geldi.

Fakat bu ilaçların nasıl uygulanması gerektiği ve hangi koşullarda ölümcül sonuçlara yol açabileceği tam olarak anlaşılamamıştı.

Anestezi uygulamak, hastayı yalnızca uyutmak anlamına gelmiyordu.

Ameliyat boyunca solunumun devam etmesi, anestezinin yeterli derinlikte tutulması ve tehlikeli belirtilerin fark edilmesi gerekiyordu.

Günümüzde ameliyathanelerde kullanılan gelişmiş izlem cihazları, yapay solunum sistemleri ve standart güvenlik uygulamaları henüz mevcut değildi.

Anestezi çoğu zaman cerrahlar tarafından başlatılıyor, hastanın takibi ise başka hekimlere, hemşirelere veya tıp öğrencilerine bırakılıyordu.

Edward Lawrie, Haydarabad'da kloroform anestezisi üzerine çalışan hekimlerin başında geliyordu. Öğrencilerine kloroform uygulamasını öğretiyor ve özellikle solunumun izlenmesine önem veriyordu.

Ferdunji, bu ortamda anestezi konusunda deneyim kazandı.

2010 yılında Indian Journal of Anaesthesia dergisinde yayımlanan tarihsel araştırmaya göre 1889–1917 yılları arasında Haydarabad'daki İngiliz Rezidans Hastanesi, Afzalgunj Hastanesi ve kadın hastalara hizmet veren Zenana Hastanesinde anestezi uyguladı.

Bu kayıtlar, onun anesteziyi yalnızca eğitim döneminde öğrenilen bir işlem olarak değil, uzun yıllar boyunca sürdürülen klinik bir faaliyet olarak yürüttüğünü gösteriyor.

1891 tarihli rapor: Bir buçuk saat süren anestezi

Ferdunji'nin mesleki yetkinliğini gösteren en önemli tarihsel kanıtlardan biri, 1891 yılında yayımlanan Report of the Hyderabad Chloroform Commission adlı eserde bulunuyor.

Edward Lawrie'nin klinik dersinde aktardığı olay, rahim ve eklerinin sarkom nedeniyle çıkarıldığı bir ameliyatla ilgiliydi.

Lawrie'nin anlatımına göre Ferdunji, ameliyat boyunca hastanın kloroform anestezisini yaklaşık doksan dakika süreyle sürdürmüş ve bu görevi herhangi bir yardım almadan gerçekleştirmişti.

Bu kayıt, Ferdunji'nin ameliyathanede yalnızca gözlemci veya yardımcı olarak bulunmadığını ortaya koyuyor.

Doğrudan anestezi uygulamasından sorumlu olması, mesleki konumunu değerlendirmek açısından son derece önemli.

2026 yılında Anestezi Tarihi Müzesi tarafından yayımlanan tarihsel değerlendirmede de Lawrie'nin bu anlatımına dikkat çekiliyor.

Ancak belgenin anlamı doğru yorumlanmalıdır.

Bir ameliyatta anestezinin bağımsız yürütülmüş olması, uygulanan yöntemin bütün hastalarda güvenli olduğunu göstermez. Ayrıca bu kayıt, Ferdunji'nin dünyanın hiçbir yerinde kendisinden önce başka bir kadın tarafından anestezi uygulanmadığını da kanıtlamaz.

Belgenin ortaya koyduğu temel gerçek, 19. yüzyılın sonunda tıp eğitimi almış bir kadının uzun bir ameliyatta anestezi sorumluluğunu üstlenmiş olmasıdır.

Ferdunji'nin tarihsel önemini belirleyen en güçlü kanıtlardan biri budur.

Kloroform tartışması Haydarabad'ı dünya tıp gündemine taşıdı

Ferdunji'nin çalıştığı yıllarda Haydarabad, kloroformun güvenliğine ilişkin uluslararası bir bilimsel tartışmanın merkezlerinden biri hâline geldi.

Temel soru, anestezi sırasında meydana gelen ölümlerin hangi mekanizmayla gerçekleştiğiydi.

Kloroform doğrudan kalbi etkileyerek mi ölüme neden oluyordu, yoksa öncelikle solunumu durdurarak mı ölümcül sonuçlar doğuruyordu?

Edward Lawrie, solunumun dikkatle izlenmesi durumunda kloroformun güvenli biçimde uygulanabileceği görüşünü savunuyordu.

Bu düşünce, dönemin başka hekimleri tarafından eleştiriliyordu.

Haydarabad yönetiminin desteğiyle 1888 yılında ilk Kloroform Komisyonu oluşturuldu. Komisyonun deneyleri, özellikle solunum ve dolaşım üzerindeki etkileri araştırmayı amaçlıyordu.

İlk araştırmanın sonuçları tartışmalara yol açınca 1889 yılında ikinci komisyon kuruldu.

Bu kez araştırmalara, İngiliz tıp dergisi The Lancet tarafından seçilen tanınmış farmakolog Thomas Lauder Brunton da katıldı.

İkinci komisyon, Ekim–Aralık 1889 döneminde hayvanlar üzerinde deneyler yürüttü. Çalışmalar, kloroformun solunum, kan basıncı ve kalp üzerindeki etkilerini açıklamaya odaklandı.

Sonuçlar uluslararası tıp çevrelerinde geniş biçimde tartışıldı. Nature dergisinin 30 Ocak 1890 tarihli yayınında da komisyonun bulguları değerlendirildi.

Araştırmaların kapsamlı raporu 1891 yılında yayımlandı.

Ferdunji'nin adı, komisyon çalışmalarıyla bağlantılı tarihsel anlatımlarda ve dönemin grup fotoğraflarında yer alıyor.

Bununla birlikte onu komisyonun resmî üyelerinden biri olarak tanımlamak doğru değildir. Mevcut belgeler, onun Lawrie'nin öğrencisi ve anestezi uygulayıcısı olarak bu bilimsel çevreyle ilişkisini destekliyor.

Komisyonların sonuçları günümüz bilgisiyle değerlendirilirken de dikkatli olunmalıdır.

Modern tıp, kloroformun hem solunum hem de kalp üzerinde ciddi toksik etkileri olabileceğini kabul etmektedir.

Bu nedenle Lawrie'nin kloroformun güvenliği hakkındaki görüşleri modern tıbbın doğrulanmış sonuçları olarak sunulamaz.

Haydarabad araştırmalarının tarihsel önemi, anestezi sırasında ortaya çıkan tehlikelerin deneysel yöntemlerle incelenmesine ve uluslararası bilimsel tartışmaya konu edilmesine katkı sağlamalarıdır.

1909'da Edinburgh'a uzanan eğitim yolculuğu

Ferdunji'nin meslek yaşamı yalnızca Haydarabad'la sınırlı kalmadı.

1909 yılında anestezik maddeler hakkında daha ileri bilgi edinmesi amacıyla İskoçya'nın Edinburgh kentine gönderildi.

O dönemde günümüzdeki anlamıyla bağımsız bir anesteziyoloji uzmanlık eğitimi bulunmadığından, anestezik maddelerin kimyasal ve fiziksel özelliklerine ilişkin eğitim önem taşıyordu.

Ferdunji'nin Edinburgh Üniversitesinde fizik ve kimya alanlarında öğrenim gördüğü, sonraki biyografik araştırmalarda belirtiliyor.

Bu konuda 1992 yılında yayımlanan bir anestezi tarihi araştırması özellikle dikkat çekici.

Momin Ali ve Asrit Ramachari'nin çalışmasında, Ferdunji'ye ait belgeler arasında Edinburgh Üniversitesinden alınmış, 1910 yılında kimya alanındaki ilk mesleki sınavı geçtiğini gösteren bir kayıt bulunduğu aktarılıyor.

2010 yılında yayımlanan biyografik araştırmada ise onun fizik ve kimya diploması elde ettiği ifade ediliyor.

Bu iki bilgi birbirini bütünüyle dışlamasa da aynı belgeyi tanımlamıyor. Dolayısıyla Ferdunji'nin Edinburgh'daki eğitimi tarihsel kaynaklarla desteklenirken elde ettiği nihai yeterliliğin ayrıntıları ayrıca araştırılmayı gerektiriyor.

Edinburgh yolculuğuna ilişkin bir başka önemli belge, Annie Besant'ın 27 Nisan 1909 tarihli tavsiye mektubu.

Hindistan'daki siyasi, eğitimsel ve toplumsal faaliyetleriyle tanınan Besant'ın Ferdunji ile aynı gemide yolculuk yaptığı ve Edinburgh'daki Bayan Drummond'a onun için bir tanıtım mektubu yazdığı aktarılıyor.

Bu mektubun görüntüsü 2010 tarihli akademik makalede yayımlandı.

Ferdunji'nin dönüş yolculuğuyla ilgili başka bir yazışmada ise Aden'deki İngiliz yetkililerin onun mesleki hizmetlerinden yararlanmak istediği belirtiliyor.

Söz konusu kayıtlar, Ferdunji'nin Haydarabad dışında da mesleki bağlantılar kurduğunu gösteriyor.

Bazı yayınlarda onun Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Johns Hopkins Üniversitesinde tıp eğitimi aldığı ve diploma elde ettiği de ileri sürülüyor. Ancak bu bilginin ayrıntıları, doğrudan bir öğrenci dosyası veya mezuniyet kaydı üzerinden yeterince doğrulanmış değil.

Bu nedenle Johns Hopkins'e ilişkin anlatım, kesinleşmiş bir biyografik olgu olarak değerlendirilemez.

Bir fotoğrafın ve saklanan mektupların ortaya çıkardıkları

Roopabai Ferdunji'nin yaşam öyküsünün günümüze ulaşmasında, yıllarca korunan kişisel belgelerin önemli bir rolü bulunuyor.

1992 ve 2010 yıllarında yayımlanan tıp tarihi araştırmaları, Haydarabadlı Harmus Kausji'nin Ferdunji'ye ait belgeleri ve bazı yazışmaları muhafaza ettiğini anlatıyor.

1988 yılında araştırmacı Asrit Ramachari ile kurulan bağlantı, bu belgelerin yeniden incelenmesini sağladı.

Saklanan belgeler arasında tıp eğitimi ve Edinburgh'daki öğrenimiyle ilişkili kayıtlar bulunuyordu.

Bunlar daha sonra Haydarabad'daki Hindistan Tıp Tarihi Enstitüsünün koleksiyonuna kazandırıldı.

Ayrıca Haydarabad Kloroform Komisyonu'yla ilişkili bir grup fotoğrafında Ferdunji'nin kimliğinin belirlenmesi de bu araştırmalar sayesinde mümkün oldu.

Fotoğrafta Ferdunji, Edward Lawrie ile Thomas Lauder Brunton'un arasında ayakta görülüyor.

Bu fotoğraf, kadınların tarihsel bilimsel kurumlarda oynadığı rollerin anlaşılması açısından değerli.

Çünkü Ferdunji'nin varlığı yalnızca sonraki yıllarda yazılmış biyografilerle değil, dönemin tıp çevresini gösteren görsel bir belgeyle de destekleniyor.

Buna rağmen yaşamının tamamı hâlâ bilinmiyor.

Yaklaşık 1920 yılında Haydarabad'daki Chaderghat Hastanesinin yöneticiliği görevinden emekliye ayrıldığı aktarılıyor.

Doğum ve ölüm tarihleri ise güvenilir biçimde belirlenememiş durumda.

Edinburgh Üniversitesiyle ilişkili bir tarih araştırmasında da Ferdunji'nin yaşamına ilişkin kaynakların önemli boşluklar içerdiğine dikkat çekiliyor.

Bu durum, onun meslek yaşamının bilinen bölümleriyle kişisel yaşamının büyük ölçüde bilinmeyen bölümleri arasında belirgin bir ayrım oluşturuyor.

Dünyanın ilk kadın anestezisti miydi?

Roopabai Ferdunji birçok yayında dünyanın ilk kadın anestezisti olarak tanıtılıyor.

Ancak bu unvanın tarihsel açıdan kesin biçimde kullanılması sorunlu.

Çünkü Ferdunji'den önce anestezi uygulayan kadınlara ilişkin kayıtlar bulunuyor.

Amerikan Hemşire Anestezistleri Birliğinin tarihçesine göre Sister Mary Bernard, 1877 yılında Pennsylvania'daki St. Vincent Hastanesinde anestezi alanında uzmanlaşan ilk hemşire olarak kabul ediliyor.

Bu kayıt, kadınların Ferdunji'den önce de anestezi uygulamalarında görev aldığını gösteriyor.

Bununla birlikte 19. yüzyıldaki hemşire anestezi uygulayıcılarıyla tıp eğitimi almış hekimler aynı mesleki kategoriye yerleştirilemez.

Ferdunji'nin ayırt edici özelliği, tıp eğitimi görmüş bir kadın olarak anestezi uygulamasında uzun süreli ve belgelenmiş bir mesleki faaliyet yürütmesidir.

1992 tarihli bir bilim tarihi araştırmasında onun dünyanın ilk kadın hekim anestezisti olabileceği değerlendirilirken, bu öncelik kesin bir hüküm olarak ortaya konmamıştı.

Dolayısıyla mevcut kanıtlar ışığında Ferdunji'yi dünyanın ilk kadın anestezistlerinden biri olarak nitelendirmek daha doğru.

Onun önemini anlamak için mutlaka tartışmasız bir 'ilk' unvanına sahip olması gerekmiyor.

Kadınların tıp eğitimine erişiminin sınırlı olduğu bir dönemde yetişmiş, anesteziyi mesleki çalışmalarının merkezine almış, uzun yıllar hastanelerde görev yapmış ve bilgisini geliştirmek için başka bir ülkeye gitmişti.

Üstelik dönemin önemli bir tıbbi raporunda anestezi uygulama yetkinliği açıkça kaydedilmişti.

Buna rağmen yaşamının büyük bölümü hâlâ bilinmiyor.

Roopabai Ferdunji'nin hikâyesi, tıp tarihinin yalnızca ünlü cerrahların ve büyük keşiflerin tarihi olmadığını gösteriyor.

Ameliyat masasında hastanın yaşamını korumakla sorumlu olan, ancak çoğu zaman adları ön plana çıkmayan sağlık çalışanları da bu tarihin bir parçasıydı.

Ferdunji'nin bugün yeniden hatırlanmasını sağlayan şey, yalnızca öncü konumu değil; bir ameliyat kaydı, birkaç eğitim belgesi, korunmuş mektuplar ve eski bir fotoğraf aracılığıyla mesleki yaşamının izlenebilmesidir.

Onun unutulan hikâyesi, tıp tarihindeki kadınların katkılarını araştırırken yalnızca kimin ilk olduğunu değil, kimin çalışmalarının belgelendiğini ve kimin yaşamının kayıtlarda eksik kaldığını da sorgulamamız gerektiğini hatırlatıyor.


Kaynaklar

  1. Hyderabad Chloroform Commission. Report of the Hyderabad Chloroform Commission, with a Preface by Sir Asman Jah. Bombay: Times of India Steam Press, 1891.

  2. Ali M, Ramachari A. About the Participants in the Hyderabad Chloroform Commissions (1888–1889). İçinde: Fink BR, Morris LE, Stephen CR, editörler. The History of Anesthesia: Third International Symposium Proceedings. Wood Library-Museum of Anesthesiology, 1992:28–31.

  3. Ala N, Bharathi K, Subhaktha PKJP, Gundeti M, Ramachari A. Dr. (Miss) Rupa Bai Furdoonji: World's First Qualified Lady Anaesthetist. Indian Journal of Anaesthesia. 2010;54(3):259–261. DOI: 10.4103/0019-5049.65371.

  4. Taylor E. Leading Ladies: Pioneering Women in Anaesthesia. Museum of Anaesthesia, Association of Anaesthetists. 8 Mart 2026.

  5. The Hyderabad Chloroform Commission. Nature. 1890;41:289–290.

  6. Osmania Medical College. About OMC – History of Hyderabad Medical School and the Hyderabad Chloroform Commission. Kurumsal tarihçe.

  7. American Association of Nurse Anesthesiology. History of AANA. Kurumsal tarihçe.

  8. Yechareddy S. Reckoning with Remembrance: The Life of Rupa Bai Furloonji. University of Edinburgh, UncoverED araştırma metni.