Uzmanlar, şu aşamada küresel çapta büyük bir pandemi riskinden söz etmek için erken olduğunu belirtse de, Ebola virüsünün ölümcül seyredebilmesi nedeniyle dikkatli olunması gerektiğine vurgu yapıyor. Özellikle Afrika kıtasındaki temas zincirleri, sağlık çalışanları arasındaki bulaş ve sınır geçişleri yakından izleniyor.
Bundibugyo ebolavirüsü nedir?
Bundibugyo ebolavirüsü (BDBV), Ebola virüsünün insanlarda ağır enfeksiyona ve kanamalı ateşe yol açabilen alt türlerinden biri olarak biliniyor. İlk kez 2007 yılında Uganda’nın Bundibugyo bölgesinde tanımlandığı için bu isimle anılıyor.
Virüs; yüksek ateş, halsizlik, kas ağrısı ve mide-bağırsak şikâyetleriyle başlayabiliyor. İlerleyen vakalarda iç kanama, organ yetmezliği ve ağır enfeksiyon tablosu gelişebiliyor.
Ebola virüsünün bazı türlerinde ölüm oranı yüzde 50’nin üzerine çıkabiliyor. Bundibugyo türünde ölüm oranının diğer bazı Ebola türlerine göre daha düşük olabileceği belirtilse de uzmanlar, bunun hâlâ ciddi bir halk sağlığı tehdidi olduğunun altını çiziyor.
Ebola nasıl bulaşır?
Virüs, Covid-19’daki gibi havada uzun süre asılı kalan aerosol yayılımıyla değil; enfekte kişinin vücut sıvılarıyla temas sonucu bulaşıyor.
Bulaş yolları arasında şunlar bulunuyor:
* Kan
* Tükürük
* Kusmuk
* Ter
* İdrar
* Dışkı
* Enfekte yüzeylerle temas
* Cenaze hazırlıkları sırasında temas
* Korumasız sağlık hizmeti teması
Uzmanlar özellikle hasta bakımı sırasında eldiven, maske ve koruyucu ekipman kullanımının kritik olduğuna dikkat çekiyor.
Belirtileri neler?
Bundibugyo ebolavirüsü enfeksiyonunda görülebilen belirtiler şunlar:
* Yüksek ateş
* Şiddetli halsizlik
* Kas ve eklem ağrıları
* Baş ağrısı
* Kusma
* İshal
* Karın ağrısı
* Deri döküntüleri
* İleri evrede kanama bulguları
Belirtiler genellikle virüsle temastan sonraki birkaç gün içinde ortaya çıkabiliyor.
Prof. Dr. Ümit Savaşçı: “En kritik nokta erken izolasyon”
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ümit Savaşçı, Bundibugyo ebolavirüsü salgınında en önemli başlığın erken tanı, izolasyon ve temaslı takibi olduğunu söyledi.
Savaşçı, Ebola virüsünün solunum yoluyla kolay yayılan enfeksiyonlardan farklı olarak kan, kusmuk, dışkı, idrar, tükürük ve diğer vücut sıvılarıyla temas sonucu bulaştığını belirterek, “Bu nedenle hastayla yakın temas eden kişiler, sağlık çalışanları ve cenaze hazırlığı sürecine katılanlar daha yüksek risk altındadır. Salgın yönetiminde koruyucu ekipman kullanımı, el hijyeni, hasta izolasyonu ve temaslıların yakından izlenmesi hayati önem taşır” dedi.
Ateş, halsizlik, kas ağrısı, kusma, ishal ve kanama bulguları gibi belirtilerin özellikle riskli bölge teması olan kişilerde ciddiye alınması gerektiğini ifade eden Savaşçı, “Ebola şüphesinde vakit kaybetmeden sağlık birimlerine başvurulmalı, kişi kendi imkânlarıyla kalabalık ortamlara girmemeli ve temas öyküsünü sağlık ekipleriyle açık şekilde paylaşmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Prof. Dr. Savaşçı, mevcut durumda Türkiye açısından paniğe yol açacak bir tablo bulunmadığını ancak uluslararası hareketlilik nedeniyle küresel sağlık uyarılarının yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Tedavisi var mı?
Ebola için son yıllarda bazı deneysel tedaviler ve antikor temelli ilaçlar geliştirilmiş olsa da Bundibugyo türüne karşı etkili ve yaygın kullanıma girmiş spesifik bir tedavi seçeneği hâlâ sınırlı kabul ediliyor.
Tedavide çoğunlukla:
* Yoğun sıvı desteği
* Elektrolit dengesi
* Organ fonksiyonlarının korunması
* Destekleyici bakım uygulanıyor.
Erken teşhis ve izolasyonun ölüm riskini azaltabildiği belirtiliyor.
Korunmak için nelere dikkat edilmeli?
Uzmanlar özellikle salgının görüldüğü bölgelere seyahat edecek kişiler için şu uyarıları yapıyor:
* Hasta kişilerle temastan kaçının
* Vücut sıvılarıyla doğrudan temas etmeyin
* El hijyenine dikkat edin
* Koruyucu ekipman kullanın
* Çiğ veya yabani hayvan eti tüketiminden kaçının
* Resmî sağlık uyarılarını takip edin
DSÖ, şu an için küresel çapta yaygın seyahat kısıtlaması önermese de riskli bölgelerde sağlık taramalarının artırıldığını açıkladı.
Uzmanlar neden endişeli?
Uzmanlara göre Ebola salgınlarında en kritik risklerden biri, virüsün sağlık sisteminin zayıf olduğu bölgelerde hızla yayılması. Ayrıca sınır hareketliliği, geç teşhis ve temaslı takibindeki zorluklar salgının kontrolünü güçleştirebiliyor.
DSÖ’nün “uluslararası acil durum” ilanı, küresel sağlık kurumlarının koordineli hareket etmesini hızlandıran en üst düzey alarm mekanizmalarından biri olarak kabul ediliyor.
Kaynak
* Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
* Africa CDC
* CDC Ebola Bilgilendirme Dokümanları
* Uganda Sağlık Bakanlığı açıklamaları




