Diyabet artık sadece sağlık sorunu değil
Diyabet, dünya genelinde milyonlarca insanın yaşamını etkileyen en yaygın kronik hastalıklardan biri olmayı sürdürüyor. Ancak yeni veriler, hastalığın bedelinin yalnızca hastane, ilaç ve tedavi giderleriyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
Nature Communications’da yayımlanan ve 190 ülkeyi kapsayan modelleme çalışmasına göre diyabet, 2021-2050 döneminde küresel ekonomik üretimde yaklaşık 5,177 trilyon uluslararası dolarlık kayba neden olabilir. Bu kayıp, yalnızca sağlık harcamalarını değil; iş gücü kaybı, verimlilik düşüşü, erken ölümler ve hastalığa bağlı yaşam kalitesi kaybını da kapsıyor.
En büyük yük verimlilik kaybından geliyor
Araştırmada dikkat çeken noktalardan biri, diyabetin ekonomik etkisinin büyük bölümünün hastalığa bağlı iş gücü ve üretkenlik kaybından kaynaklanması oldu. Diyabete bağlı engellilik, komplikasyonlar ve günlük yaşam işlevlerindeki bozulma, ülkelerin toplam ekonomik çıktısını aşağı çekebiliyor.
Çalışmada, diyabet yükünün 2050’ye kadar yüzde 20 azaltılması halinde küresel ölçekte yaklaşık 190 milyar dolarlık ekonomik kazanım sağlanabileceği hesaplandı. Diyabete bağlı görülme sıklığı ve ölümlerin en düşük küresel seviyelere çekilmesi halinde ise kazancın 1,11 trilyon dolara ulaşabileceği belirtildi.
2050’de 853 milyon yetişkin diyabetle yaşayabilir
Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre bugün 20-79 yaş aralığında yaklaşık 589 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu sayının 2050’de 853 milyona çıkması bekleniyor. Ayrıca diyabetli yetişkinlerin yüzde 43’ünün hastalığından haberdar olmadığı tahmin ediliyor.
Bu tablo, diyabetin sessiz ilerleyen bir bireysel sağlık problemi olmaktan çıkıp, ülkelerin bütçesini, iş gücünü ve kalkınma planlarını etkileyen büyük bir halk sağlığı meselesine dönüştüğünü gösteriyor.
En yüksek ekonomik kayıp yüksek gelirli ülkelerde
Modellemeye göre toplam ekonomik kayıp açısından en büyük yük ABD’de görülürken, onu Çin ve Hindistan izliyor. Gelire göre bakıldığında ise yüksek gelirli ülkelerde diyabetin toplam ekonomik yükünün 3,217 trilyon uluslararası dolar düzeyine ulaşabileceği bildirildi.
Buna karşın düşük ve orta gelirli ülkeler, diyabete bağlı hastalık yükünün büyük bölümünü taşıyor. Bu ülkelerde ekonomik kayıp dolar bazında daha düşük görünse de bunun nedeni hastalık yükünün hafif olması değil; sağlık hizmetlerine erişim, tedavi yoğunluğu ve gelir düzeyi farklılıkları.
Önleme politikaları ekonomik yatırım olarak görülmeli
Araştırmacılar, diyabetle mücadelenin yalnızca sağlık harcaması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Erken tanı, sağlıklı beslenme politikaları, obeziteyle mücadele, hareketli yaşamı destekleyen şehir planlaması ve tedaviye erişim, uzun vadede ekonomik kaybı azaltabilecek başlıklar arasında yer alıyor.
Diyabetin 2050’ye uzanan faturası, ülkeler için net bir uyarı niteliğinde: Koruyucu sağlık hizmetlerine yapılan yatırım, yalnızca hastalıkları azaltmaz; ekonominin damarlarındaki görünmez sızıntıyı da durdurur.




