Yaşlı maymunlar ve laboratuvar modellerinde elde edilen bulgular, COVID-19 ile diyabet arasındaki olası biyolojik bağlantıya ilişkin yeni kanıtlar sunarken mekanizmanın insanlarda doğrulanması gerekiyor.

COVID-19 geçiren bazı kişilerde daha sonraki dönemde diyabet gelişmesi, salgının uzun vadeli sağlık etkileri arasında araştırılmaya devam ediyor. Çinli bilim insanlarının 9 Ekim 2026'da yayımladığı yeni çalışma, koronavirüsün pankreastaki insülin üreten hücreleri nasıl etkileyebileceğine ilişkin bir mekanizma ortaya koydu. Hayvan ve laboratuvar deneylerinde, virüse ait iki proteinin pankreasta anormal protein birikimini hızlandırarak insülinin hücre içinde hazırlanmasını, depolanmasını ve salgılanmasını bozabildiği gösterildi.

Çin Tıp Bilimleri Akademisi ve Pekin Birliği Tıp Koleji araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma, uluslararası hakemli bilimsel dergi Signal Transduction and Targeted Therapy'de yayımlandı.

Araştırmada, SARS-CoV-2 virüsünün spike ve nükleokapsid adı verilen iki yapısal proteininin pankreas hücrelerinde doğal olarak bulunan bir proteinle etkileşimi incelendi.

Elde edilen bulgular, COVID-19 sonrasında görülebilen kan şekeri düzensizliklerinin yalnızca insülin direnci ve iltihaplanmayla açıklanamayabileceğini, pankreas hücrelerindeki protein birikiminin de olası mekanizmalar arasında değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Pankreastaki doğal protein zararlı birikimlere dönüşebiliyor

Araştırmanın merkezinde, adacık amiloid polipeptidi (IAPP) adı verilen protein bulunuyor.

Amilin olarak da bilinen IAPP, pankreasın beta hücrelerinde insülinle birlikte üretiliyor. Bu hücreler, kan şekerini düzenleyen insülin hormonunun salgılanmasından sorumlu.

Normal koşullarda vücutta çeşitli görevler üstlenen IAPP, yapısı bozulduğunda birbirine yapışarak amiloid adı verilen protein birikimleri oluşturabiliyor.

Bu tür birikimler, özellikle tip 2 diyabette pankreas beta hücrelerinin hasarı ve işlev kaybıyla ilişkilendiriliyor.

Yeni araştırmada, SARS-CoV-2'nin spike ve nükleokapsid proteinlerinin IAPP'ye doğrudan bağlanabildiği belirlendi.

Laboratuvar deneyleri, söz konusu etkileşimin IAPP moleküllerinin daha hızlı kümelenmesine ve yoğun protein lifleri oluşturmasına yol açabildiğini gösterdi.

Araştırmacılar, bu birikimlerin insülinin hücre içinde hazırlanması ve kana salgılanması için gerekli mekanizmaları aksatabileceğini değerlendiriyor.

Yaşlı maymunlarda pankreas adacıklarının yüzde 89'unda birikim saptandı

Çalışmanın hayvan araştırması bölümünde toplam 13 rhesus maymununa ait pankreas dokuları incelendi.

Araştırmada enfekte olmayan üç yetişkin, enfekte üç yetişkin, enfekte olmayan üç yaşlı ve enfekte dört yaşlı maymundan oluşan dört grup karşılaştırıldı.

En belirgin değişiklikler, SARS-CoV-2 ile enfekte edilmiş yaşlı maymunlarda görüldü.

Bu gruptaki dört hayvanın pankreas dokularında incelenen 496 adacığın 441'inde, yani yaklaşık yüzde 89'unda IAPP birikimi belirlendi.

Enfekte olmayan yaşlı maymunlarda ise incelenen 167 pankreas adacığının 22'sinde birikim saptandı. Enfekte olmayan yetişkin kontrol grubunda incelenen 185 adacıkta benzer birikime rastlanmadı.

Enfekte yetişkin hayvanlarda da yaşlı enfekte gruba kıyasla çok daha sınırlı protein birikimi gözlendi.

Bu sonuçlar, ileri yaşın enfeksiyonla ilişkili pankreas değişikliklerine duyarlılığı artırabilecek bir etken olduğunu düşündürüyor.

Ancak yüzde 89'luk oran, COVID-19 geçiren insanların diyabete yakalanma riskini göstermiyor. Bu sayı, yalnızca enfekte yaşlı deney hayvanlarından alınan pankreas dokularında protein birikimi saptanan adacıkların oranını ifade ediyor.

İnsülin depolayan hücresel yapılarda ciddi azalma görüldü

Araştırmacılar, pankreas hücrelerini elektron mikroskobuyla inceleyerek protein birikimlerinin hücre içindeki yapılara etkisini de değerlendirdi.

Enfekte yaşlı maymunların beta hücrelerinde, olgun insülin depolama keseciklerinin yoğunluğunun enfekte olmayan yetişkin kontrol grubuna göre yüzde 80'in üzerinde azaldığı belirlendi.

Bu karşılaştırmada grupların yaşları da farklı olduğundan azalmanın tamamının doğrudan enfeksiyona bağlanması mümkün değil.

Aynı dokularda olgunlaşmamış veya içeriği boşalmış keseciklerin sayısında belirgin artış görüldü.

Normal koşullarda pankreasın beta hücreleri önce proinsülin adı verilen bir öncü madde üretiyor. Bu madde çeşitli işlemlerden geçerek olgun insüline dönüşüyor.

Olgun insülin, hücre içindeki özel keseciklerde depolanıyor ve kan şekeri yükseldiğinde kana salınıyor.

Araştırmada, virüs proteinleriyle ilişkili IAPP birikimlerinin bu süreci aksatabileceğine ilişkin bulgular elde edildi.

Özellikle insülinin olgunlaşmasını sağlayan hücresel mekanizmaların ve hücre içindeki taşıma sistemlerinin etkilenmesi, pankreasın kan şekeri değişikliklerine verdiği yanıtı bozabilecek bir durum olarak değerlendiriliyor.

Laboratuvar deneylerinde hücre içindeki insülin miktarı yarıya yaklaştı

Bilim insanları, maymunların pankreas dokularında gözlenen değişiklikleri daha ayrıntılı incelemek amacıyla laboratuvarda yetiştirilen beta hücreleri ve insan IAPP proteinini yüksek miktarda üreten genetik olarak değiştirilmiş farelerden alınan pankreas adacıkları üzerinde deneyler gerçekleştirdi.

Fare kökenli beta hücrelerinden oluşan bir laboratuvar modelinde, IAPP ile spike proteininin birlikte üretilmesi sonucunda ölçülen hücre içi insülin miktarı, kontrol grubunun yaklaşık yüzde 51'ine geriledi.

Başka bir ifadeyle, bu deney koşulunda hücre içindeki insülin miktarında yaklaşık yüzde 49 azalma görüldü.

IAPP ile nükleokapsid proteininin belirli bir bölümünün birlikte bulunduğu deneylerde de insülin miktarı azaldı.

Araştırmacılar, hücrelerin glikozla uyarılmasının ardından salgılanan insülin miktarını da ölçtü.

Sonuçlar, virüs proteinleri ile IAPP'nin birlikte bulunmasının hem hücre içindeki insülin miktarını hem de insülin salgısını azaltabildiğini gösterdi.

Günde Birden Fazla Şekerli İçecek Tüketenlerde Mide Kanseri Riski 2,45 Kat Yüksek Bulundu
Günde Birden Fazla Şekerli İçecek Tüketenlerde Mide Kanseri Riski 2,45 Kat Yüksek Bulundu
İçeriği Görüntüle

Ancak bu deneylerde ölçülen azalma, insanlarda insülin üretiminin aynı oranda düştüğü anlamına gelmiyor. Bulgular, laboratuvar ortamında oluşturulan belirli deney koşullarına ait.

Pankreas hücrelerinde iltihaplanma ve hasar belirtileri arttı

Araştırmada, virüs proteinleriyle ilişkili değişikliklerin yalnızca insülin salgısını etkilemediği görüldü.

Enfekte yaşlı maymunların pankreasında hücresel stres ve düzenlenmiş hücre ölümüyle ilişkili moleküler belirteçlerde artış saptandı.

Protein analizlerinde, bağışıklık sisteminin kompleman adı verilen bölümünde de değişiklikler belirlendi.

Kompleman sistemi normalde vücudun mikroorganizmalara karşı savunmasına yardımcı oluyor. Ancak aşırı veya uygunsuz etkinleşmesi dokularda iltihaplanmaya katkıda bulunabiliyor.

Araştırmacılar ayrıca insülinin hücre içinde taşınmasında görev alan bazı proteinlerin miktarında ve dağılımında değişiklikler tespit etti.

Bu bulgular, protein birikimi, hücresel stres, iltihaplanma ve insülin taşıma mekanizmalarındaki bozulmanın birbiriyle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.

Milyonlarca kişiyi kapsayan araştırmada da diyabetle ilişki saptanmıştı

COVID-19 ile diyabet arasındaki bağlantı, daha önce geniş nüfus araştırmalarında da değerlendirilmişti.

Şubat 2026'da International Journal of Epidemiology dergisinde yayımlanan ve Avustralya'daki sağlık kayıtlarına dayanan bir çalışmada, COVID-19 geçiren ve geçirmeyen 5 milyon 736 bin 501 eşleştirilmiş kişi çifti karşılaştırıldı.

Araştırmada, Aralık 2021 ile Aralık 2022 arasında COVID-19 tanısı alan kişiler ile enfeksiyon geçirmeyenler, yaş, cinsiyet ve aşılama durumuyla ilgili özellikleri dikkate alınarak eşleştirildi.

Ortanca 200 günlük takip süresinde toplam 45 bin 816 kişinin diyabet tedavisine başladığı belirlendi.

COVID-19 geçirenlerin daha sonra diyabet tedavisine başlama yönünden yüzde 14 daha yüksek göreceli riske sahip olduğu hesaplandı.

Bu oran, COVID-19 geçiren her 100 kişiden 14'ünde diyabet geliştiği anlamına gelmiyor. İki grup arasındaki, diyabet tedavisine başlama olasılığıyla ilgili göreceli farkı ifade ediyor.

Araştırmacılar, sağlık hizmetlerine başvuru sıklığı, diyabetin daha fazla araştırılması ve ölçülemeyen diğer etkenlerin sonuçları etkileyebileceğine dikkat çekti.

Çalışmanın yazarları, COVID-19'un diyabet üzerindeki gerçek nedensel etkisinin hesaplanan ilişkiden daha küçük, hatta sıfır olabileceğini belirtti.

Bu nedenle geniş nüfus araştırmalarında saptanan istatistiksel ilişki, enfeksiyonun doğrudan diyabete neden olduğunu tek başına kanıtlamıyor.

COVID-19 sonrasında diyabet gelişimi tek bir nedenle açıklanamıyor

COVID-19 sonrasında ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğinin farklı nedenleri bulunabiliyor.

Enfeksiyon sırasında gelişen metabolik stres, insülin direnci, önceden var olduğu hâlde tanı almamış diyabet ve bazı hastalarda kullanılan kortikosteroid ilaçlar kan şekeri düzeylerini etkileyebiliyor.

Yaş, obezite ve mevcut metabolik hastalıklar da diyabet gelişimi açısından bilinen risk etkenleri arasında yer alıyor.

Yeni araştırma, bu etkenlere ek olarak virüs proteinlerinin pankreas beta hücrelerinde IAPP birikimini artırmasının da olası bir mekanizma olabileceğini gösteriyor.

Ancak çalışmanın sınırlılıkları bulunuyor.

Hayvan araştırmasında yalnızca 13 maymun yer aldı. İncelenen hücresel mekanizma, COVID-19 geçirmiş insanlardan oluşan bir hasta grubunda doğrudan doğrulanmadı.

Ayrıca bu mekanizmanın insanlarda ne sıklıkta ortaya çıktığı, enfeksiyondan sonra ne kadar devam ettiği ve yeni diyabet vakalarının ne kadarını açıklayabileceği henüz bilinmiyor.

Dolayısıyla deneysel çalışmanın sonuçları, COVID-19 geçiren herkesin diyabet geliştireceği veya virüsün bütün yeni diyabet vakalarının doğrudan nedeni olduğu şeklinde yorumlanamıyor.

Yeni tedavi araştırmaları için moleküler hedef belirlendi

Çalışmanın bir başka bölümünde bilim insanları, spike ve nükleokapsid proteinlerinin IAPP'ye bağlanmasında etkili olan aminoasit bölgelerini inceledi.

Laboratuvar ortamında IAPP üzerindeki beş aminoasitte değişiklik yapıldığında, incelenen koşullarda virüs proteinleriyle ölçülebilir bağlanmanın ortadan kalktığı belirlendi.

Bu sonuç, proteinler arasındaki etkileşimi engellemeye yönelik gelecekteki ilaç araştırmaları için incelenebilecek bir moleküler hedef ortaya koyuyor.

Ancak araştırmada insanlarda diyabet gelişimini önleyen veya mevcut diyabeti tedavi eden yeni bir ilaç denenmedi.

Mekanizmanın tedaviye dönüştürülebilmesi için öncelikle insan pankreas dokularında doğrulanması, ardından geliştirilecek müdahalelerin güvenlilik ve etkinliğinin değerlendirilmesi gerekiyor.

9 Ekim 2026'da yayımlanan çalışmanın temel bilimsel katkısı, SARS-CoV-2 proteinlerinin pankreastaki bir proteinle doğrudan etkileşerek insülin salgısını etkileyebilecek hücresel değişiklikler oluşturduğunu deneysel olarak göstermesi.

Elde edilen veriler, COVID-19 sonrasında görülebilen metabolik sorunların anlaşılmasında pankreas hücrelerindeki protein birikiminin de araştırılması gereken bir mekanizma olduğunu ortaya koyuyor.

KAYNAKLAR

  • Signal Transduction and Targeted Therapy – Zhiqi Song ve arkadaşları, “SARS-CoV-2 seeds IAPP aggregation and β-cell failure”, 9 Ekim 2026.

  • Çin Tıp Bilimleri Akademisi ve Pekin Birliği Tıp Koleji – SARS-CoV-2 proteinleri, IAPP birikimi ve pankreas beta hücreleri üzerine deneysel araştırma, 2026.

  • International Journal of Epidemiology – Jiahui Qian ve arkadaşları, “New-onset diabetes following SARS-CoV-2 infection in the Omicron era: a matched cohort study”, 18 Şubat 2026.