Kurban Bayramı yaklaşırken şehirler boşalıyor, yollar doluyor. Otogarlar, havalimanları, dinlenme tesisleri, otoyollar… Türkiye yine büyük bir hareketliliğe hazırlanıyor. Adeta sessiz ama devasa bir göç başlıyor. Herkes bir yere yetişme telaşında. Fakat bu bayram, bize sadece gitmeyi değil; durmayı, düşünmeyi ve hatırlamayı da öğretiyor.
Çünkü Kurban Bayramı, sadece kesilen kurbanların değil; onarılan kalplerin, edilen ziyaretlerin, paylaşılan sofraların ve yeniden kurulan bağların bayramıdır.
Bu yüzden önce yollardan başlayalım.
Bayram sevincinin en büyük düşmanı dikkatsizliktir. Her yıl yüzlerce aile, birkaç saniyelik ihmal yüzünden bayram sabahına gözyaşıyla uyanıyor. Hız yapmak, direksiyon başında telefonla ilgilenmek, uykusuz araç kullanmak, emniyet kemerini ihmal etmek sadece trafik kuralı ihlali değildir; bir hayatı riske atmaktır.
Oysa bir annenin pencereden yol gözlediği eve sağ salim varabilmek, bu bayramın en büyük nimetlerinden biridir.
Bu bayram yavaş gidelim ama eksilmeden varalım.
Kapısını aylarca çalmadığımız büyüklerimizi ziyaret edelim. “Bir ara uğrarım” diye ertelediğimiz akrabalarımızı arayalım. Çünkü bazı kapılar çok bekler, bazı insanlar kırıldığını söylemez. Bayram, unuttuklarımızı hatırlama vaktidir.
Yetimleri de unutmayalım.
Bayramlık alamayan bir çocuğun mahzunluğu, dünyanın en ağır sessizliklerinden biridir. Bir çocuğun eline uzatılan küçük bir harçlık, bazen yıllarca unutulmayacak bir sevince dönüşür. Çocukların hafızasında bayram; şekerden çok merhametle kalır.
Kurban ibadeti ise yalnızca kesim işlemi değildir. O ibadetin içinde sağlık da vardır, çevre sorumluluğu da, merhamet de, kamu düzeni de… Kesimlerin ehil kasaplar tarafından yapılması hem insan sağlığı hem hayvan refahı açısından önemlidir. Gelişi güzel sokak aralarında yapılan kontrolsüz kesimler, bayramın ruhuna da şehir kültürüne de zarar vermektedir.
Kurbanlarımızı ehil kişilere kestirtmek işi ehil kişiye yaptırmak, emanet ehline vermek demektir. Acemi kasap haberleriyle üzülerek bayramlar hüzne çevrilmesin.
Çevre temizliğine dikkat etmek de bir medeniyet göstergesidir. Bayram sonrası sokaklara bırakılan atıklar, kötü görüntüler ve hijyen sorunları toplum sağlığını tehdit etmektedir. Temizlik sadece belediyelerin değil, hepimizin sorumluluğudur.
Ve sofralar…
Kurban eti paylaşılınca anlam kazanır. Sadece kendi buzdolabını dolduran değil, başkasının sofrasını da düşünen bir anlayışa ihtiyacımız var. Bu bayram; komşusunun kapısını çalanın, öğrenci evine bir paket et bırakanın, ihtiyaç sahibini incitmeden destek olanın bayramı olsun.
Bir başka önemli mesele de küslükler…
Aynı aile içinde yıllardır konuşmayan kardeşler, aynı mahallede birbirine selam vermeyen dostlar, küçük meseleleri büyük gurura dönüştüren insanlar… Bayram, işte tam da bu duvarları yıkmak için vardır. İlk adımı atan kaybetmez. Affetmek bazen en büyük ibadettir.
Bu bayram mazlum coğrafyaları, özellikle Gazze’yi unutmayalım.
Bombaların gölgesinde bayrama uyanan çocuklar, parçalanmış sofralar, sessizliğe gömülmüş şehirler bize şunu hatırlatıyor: Barış, güven ve huzur büyük nimettir. Bizim bayram sevincimiz, mazlumların acısını unutturacak kadar bencil olmamalıdır.
Kurban Bayramı; sadece tatil planı değil, vicdan seferberliğidir.
Yolda sabrı, sofrada paylaşmayı, kalpte merhameti, dilde yumuşaklığı, toplumda kardeşliği büyütebildiğimiz ölçüde gerçek bayrama ulaşacağız.
Bu bayram sadece kurbanlarımız değil; kibrimiz, acelemiz, öfkemiz, israfımız ve duyarsızlığımız da kurban olsun.