Dünyanın önde gelen tıp dergilerinden The Lancet’te yayımlanan kapsamlı komisyon raporu, 2100 yılına kadar insan sağlığını ve yaşamını tehdit edebilecek 17 büyük küresel riski ortaya koydu. Nükleer savaş, yapay zekânın kötüye kullanımı, iklim değişikliği, antibiyotik direnci, obezite, hipertansiyon ve gelir eşitsizliği, gelecek 75 yılın en önemli sağlık tehditleri arasında gösterildi.

204 ülke ve bölgeyi kapsayan bilimsel değerlendirme, insanlığın geleceği açısından dikkat çekici bir ayrımı ortaya koyuyor: Büyük sağlık kayıpları yalnızca savaşlar, pandemiler veya teknolojik felaketlerden kaynaklanmayabilir. Günümüzde milyonlarca insanı etkileyen kronik hastalıklar ve toplumsal eşitsizlikler de uzun yıllar boyunca birikerek çok büyük sağlık kayıplarına neden olabilir. Ancak rapor, bu tehditlerin mutlaka gerçekleşeceğini değil, farklı koşullarda ortaya çıkabilecek sonuçları ve alınabilecek önlemleri değerlendiriyor.

204 ülke incelendi, yüzlerce risk arasından 17 tehdit belirlendi

The Lancet Commission on 21st Century Global Threats to Health başlıklı çalışma, 11 Ekim 2026 tarihinde Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Dünya Sağlık Zirvesi kapsamında kamuoyuna sunuldu.

Washington Üniversitesi bünyesindeki Sağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü (IHME) tarafından hazırlanan küresel hastalık yükü verilerinden yararlanan komisyon, 2025–2100 döneminde insan sağlığını etkileyebilecek yüzlerce olası tehdidi değerlendirdi.

Sağlık, ekonomi, güvenlik, yönetişim ve teknoloji alanlarından 35 uzmanın katkı sunduğu çalışmada, sağlık üzerinde olağanüstü büyüklükte kayıplara neden olma potansiyeli taşıyan 17 tehdit belirlendi.

Değerlendirmeye alınan risklerde üç temel ölçüt kullanıldı: 2100 yılına kadar en az bir milyar sağlıklı yaşam yılı kaybıyla ilişkilendirilebilme potansiyeli, riskin incelenmesini sağlayacak yeterli veri veya değerlendirme imkânı ve etkili politikalarla zararlarının azaltılabilmesi.

Araştırmanın amacı, gelecekte hangi felaketin kesinlikle yaşanacağını tahmin etmek değil; ülkelerin hangi alanlarda önlem alarak en büyük sağlık kayıplarını azaltabileceğini göstermek.

İnsanlığın geleceğini tehdit eden 17 büyük risk neler?

Komisyonun belirlediği tehditler yalnızca bulaşıcı hastalıkları kapsamıyor. Çevresel değişimlerden ekonomik eşitsizliklere, kronik hastalıklardan savaşlara kadar geniş bir risk haritası çiziliyor.

Raporda yer alan 17 büyük tehdit şöyle:

1. Nükleer çatışma
Nükleer silahların kullanıldığı bir savaşın doğrudan ölümler, radyasyon, sağlık altyapısının yıkılması ve küresel gıda üretiminin bozulması yoluyla çok büyük kayıplara neden olabilmesi.

2. Yapay zekânın kötüye kullanımı
Yapay zekâ teknolojilerinin kötü niyetli kullanımından doğabilecek, insan sağlığını ve küresel güvenliği ciddi biçimde tehdit edebilecek senaryolar.

3. İklim değişikliği
Küresel sıcaklık artışının aşırı sıcaklar, çevresel değişimler ve diğer bağlantılı sağlık riskleri üzerinden insan yaşamını etkilemesi.

4. Hava kirliliği
Zararlı hava kirleticilerine maruz kalmanın kalp-damar ve solunum sistemi hastalıkları başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına katkıda bulunması.

5. Antimikrobiyal direnç
Bakterilerin ve diğer mikroorganizmaların tedavide kullanılan ilaçlara direnç geliştirmesi nedeniyle enfeksiyonların tedavisinin güçleşmesi.

6. Doğal kaynaklı pandemiler
Yeni veya yeniden ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların dünya genelinde yayılması ve sağlık sistemleri üzerinde büyük baskı oluşturması.

7. Konvansiyonel savaşlar
Nükleer silah kullanılmayan silahlı çatışmaların doğrudan can kayıpları, yerinden edilme ve sağlık hizmetlerinin aksaması yoluyla toplum sağlığını etkilemesi.

8. Çocukluk çağı yetersiz beslenmesi
Çocukların büyüme, gelişme ve bağışıklık sistemlerini etkileyen beslenme yetersizliklerinin hastalık ve ölüm yükünü artırması.

9. Obezite
Aşırı vücut yağlanmasıyla ilişkili kronik hastalıkların yaygınlaşması ve uzun vadeli sağlık kayıplarının büyümesi.

10. Yüksek tansiyon
Hipertansiyonun kalp hastalıkları, inme ve böbrek hastalıkları gibi önemli sağlık sorunlarına katkıda bulunması.

11. Sigara kullanımı
Tütün kullanımının kanser, kalp-damar hastalıkları ve kronik solunum hastalıkları üzerindeki uzun dönemli etkileri.

12. Yüksek düzeyde alkol tüketimi
Zararlı alkol kullanımının karaciğer hastalıkları, bazı kanserler, yaralanmalar ve diğer sağlık sorunlarına katkıda bulunması.

13. Ruh sağlığının kötüleşmesi
Ruhsal hastalıkların ve bunlarla ilişkili işlev kayıplarının bireyler ve toplumlar üzerindeki sağlık yükünün artması.

14. Sağlıksız yaşlanma
Yaşam süresinin uzamasına rağmen ileri yaşlarda hastalıkların, engelliliğin ve günlük yaşamda bağımlılığın artması.

15. Gelir eşitsizliği
Ekonomik kaynakların toplum içinde eşitsiz dağılmasının sağlık hizmetlerine erişimi ve sağlık sonuçlarını olumsuz etkilemesi.

16. Düşük eğitim düzeyi
Eğitim olanaklarının yetersizliğinin sağlık okuryazarlığını, koruyucu sağlık davranışlarını ve uzun dönemli yaşam koşullarını etkilemesi.

17. Uluslararası sağlık yardımlarının azalması
Özellikle kaynakları sınırlı ülkelerde sağlık hizmetlerinin sürdürülmesini sağlayan uluslararası kalkınma yardımlarının azalması veya kesilmesi.

Komisyon bu 17 başlığı kesin bir tehlike sıralaması şeklinde sunmuyor. Her riskin gerçekleşme olasılığı, oluşturabileceği sağlık kaybı ve önlenebilirliği farklı özellikler taşıyor.

Nükleer savaş ve yapay zekâ insanlığın sonunu getirebilir mi?

Araştırmanın en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri, nükleer çatışma ve yapay zekânın kötüye kullanımının insanlığın varlığını tehdit edebilecek senaryolar arasında yer alması.

Komisyon, her iki tehdidin gerçekleşme olasılığının düşük değerlendirildiğini ancak ortaya çıkmaları durumunda sonuçlarının olağanüstü ağır olabileceğini belirtiyor.

Modellemeye göre nükleer çatışma riskini azaltmaya yönelik etkili önlemler, 2100 yılına kadar yaklaşık 133 milyon ölümün ve 9,35 milyar sağlıklı yaşam yılı kaybının önlenmesiyle ilişkili olabilir.

Yapay zekânın kötüye kullanımından kaynaklanabilecek ağır risklerin azaltılmasıyla ise yaklaşık 10,4 milyar sağlıklı yaşam yılı kaybının önlenebileceği tahmin ediliyor.

Bu sayılar, gelecekte nükleer savaş nedeniyle kesinlikle 133 milyon insanın hayatını kaybedeceği veya yapay zekânın mutlaka küresel bir felakete yol açacağı anlamına gelmiyor.

Özellikle nükleer çatışma ve kötü niyetli yapay zekâ kullanımı gibi alanlarda geçmiş veriler sınırlı olduğu için uzman değerlendirmeleri ve olasılık analizlerinden yararlanıldı. Dolayısıyla bu tahminler, yerleşik epidemiyolojik verilerle hesaplanan bazı kronik hastalık risklerine kıyasla daha yüksek belirsizlik taşıyor.

Obezite neden dünyanın en büyük sağlık tehditlerinden biri?

Rapordaki dikkat çekici sayısal bulgulardan biri obeziteye ilişkin.

Komisyonun modellemesine göre obezite riskinin azaltılması için uygulanabilecek etkili politikalar, 2025–2100 döneminde yaklaşık 23,1 milyar sağlıklı yaşam yılı kaybını önleme potansiyeline sahip.

Obezite, tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları ve bazı kanserlerle ilişkili önemli bir halk sağlığı sorunu.

Dünya nüfusundaki yaşlanma, hareketsiz yaşam biçimleri, beslenme ortamındaki değişiklikler ve obezitenin giderek yaygınlaşması, bu sağlık yükünün gelecek yıllarda artmasına neden olabilir.

Komisyonun değerlendirmesi, obezitenin yalnızca bireysel beslenme kararlarıyla ele alınamayacağını da gösteriyor.

Sağlıklı gıdaya erişim, fiziksel aktiviteyi destekleyen çevre düzenlemeleri, erken müdahale, sağlık hizmetlerine erişim ve etkili tedavi seçenekleri, uzun vadeli önleme politikalarının önemli parçalarını oluşturuyor.

Yüksek tansiyon da benzer biçimde büyük bir küresel sağlık tehdidi olarak değerlendiriliyor. Hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilmesi, düzenli kan basıncı ölçümünün, erken tanının ve uygun tedavinin önemini artırıyor.

Eğitim ve gelir eşitsizliği milyarlarca yıllık sağlık kaybına neden olabilir

Araştırma, insan sağlığını korumak için yalnızca hastanelere, ilaçlara ve tıbbi teknolojilere yatırım yapılmasının yeterli olmadığını ortaya koyuyor.

Komisyonun senaryolarına göre eğitim düzeyindeki iyileşmelerle 2100 yılına kadar yaklaşık 16,1 milyar sağlıklı yaşam yılı kaybının önlenmesi mümkün olabilir.

Gelir eşitsizliğinin azaltılmasıyla önlenebilecek sağlık kaybı ise yaklaşık 13,8 milyar yıl olarak tahmin ediliyor.

Eğitim düzeyi; sağlık okuryazarlığı, anne ve çocuk sağlığı, koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanma ve bireylerin yaşam koşulları üzerinde etkili olabiliyor.

Günde Birden Fazla Şekerli İçecek Tüketenlerde Mide Kanseri Riski 2,45 Kat Yüksek Bulundu
Günde Birden Fazla Şekerli İçecek Tüketenlerde Mide Kanseri Riski 2,45 Kat Yüksek Bulundu
İçeriği Görüntüle

Gelir eşitsizliği ise yeterli beslenme, güvenli barınma, sağlık hizmetlerine ulaşım ve hastalıkların erken dönemde tedavi edilmesi gibi birçok alanla bağlantılı.

Raporda, özellikle Sahra Altı Afrika'daki kadınların ve çocukların eğitim yetersizliğiyle ilişkili sağlık kayıplarından daha ağır etkilenebileceği belirtiliyor.

Bu bulgular, uzun vadeli sağlık politikalarının eğitim ve sosyal kalkınma politikalarından bağımsız düşünülemeyeceğine işaret ediyor.

İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkisi ne kadar büyük?

Komisyon, iklim değişikliğini hâlihazırda insan sağlığını etkileyen ve gelecekte sağlık kayıplarını artırabilecek önemli tehditlerden biri olarak değerlendiriyor.

Araştırmanın senaryolarına göre küresel sıcaklık artışının 4,4 derece yerine yaklaşık 1,8 dereceyle sınırlandırılması, 2100 yılına kadar 1,89 milyar sağlıklı yaşam yılı kaybını önleyebilir.

Aşırı sıcaklar ve hava kirliliği, değerlendirmede öne çıkan sağlık etkileri arasında bulunuyor.

Ancak araştırmacılar bu tahminin iklim değişikliğinin bütün sonuçlarını kapsamadığını belirtiyor.

Kuraklık, zorunlu göç, bazı gıda güvenliği sorunları ve ruh sağlığı üzerindeki dolaylı etkilerin tamamı mevcut modellerle ölçülemediği için gerçek sağlık yükü daha yüksek olabilir.

İklim değişikliği ayrıca başka sağlık tehditlerini de ağırlaştırabilir. Örneğin gıda üretimindeki bozulmalar çocukluk çağı yetersiz beslenmesiyle, doğal afetler ise sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan kesintilerle bağlantılı olabilir.

Bu nedenle komisyon, iklim politikalarının yalnızca çevre koruma hedefleri olarak değil, uzun dönemli halk sağlığı yatırımları olarak da değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Antibiyotik direnci ve yeni pandemiler sağlık sistemlerini nasıl etkileyebilir?

Raporda antimikrobiyal direnç ve doğal kaynaklı pandemiler de büyük küresel tehditler arasında bulunuyor.

Antimikrobiyal direnç, mikroorganizmaların kullanılan ilaçlara karşı direnç geliştirmesi sonucunda enfeksiyonların tedavisini zorlaştırıyor.

Özellikle antibiyotik direnci, enfeksiyon hastalıklarının yanı sıra cerrahi işlemler, organ nakilleri, yoğun bakım hizmetleri ve kanser tedavileri açısından da önem taşıyor.

Etkili antibiyotiklerin bulunmadığı veya mevcut ilaçların etkisini kaybettiği koşullarda, bugün başarıyla uygulanan birçok tıbbi girişimin enfeksiyon riski artabilir.

Doğal kaynaklı yeni pandemiler ise sağlık hizmetlerine olan talebi kısa sürede artırabilir, temel sağlık hizmetlerini aksatabilir ve ekonomik faaliyetleri etkileyebilir.

Komisyon, yeni aşıların, antibiyotiklerin ve sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine yatırım yapılmasını öneriyor.

Bunun yanında hastalık sürveyansı, laboratuvar kapasitesi, sağlık çalışanı hazırlığı ve uluslararası bilgi paylaşımı gibi alanların güçlendirilmesi de büyük salgınlara karşı dayanıklılık açısından önem taşıyor.

Sağlık yardımlarının azalması en çok hangi bölgeleri etkileyebilir?

Komisyonun değerlendirdiği tehditlerden biri de uluslararası kalkınma yardımlarının sağlık alanında ciddi biçimde azalması.

Araştırmaya göre uluslararası sağlık yardımlarında çöküş yaşanması senaryosunda ortaya çıkabilecek önlenebilir sağlık kaybının yaklaşık yüzde 70'i Sahra Altı Afrika'da görülebilir.

Bu bölgede bazı ülkelerin aşılama, anne ve çocuk sağlığı, enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele ve temel sağlık hizmetlerinin finansmanında uluslararası desteklerden yararlanması, yardımlardaki kesintilerin etkisini artırabiliyor.

Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği, yalnızca kriz dönemlerinde sağlanan geçici yardımlara değil, uzun vadeli finansman ve kurumsal kapasiteye de bağlı.

Komisyon, özellikle kaynakları sınırlı bölgelerde sağlık sistemlerinin daha dayanıklı hâle getirilmesini ve sağlık finansmanının öngörülebilir biçimde sürdürülmesini öneriyor.

Milyarlarca sağlıklı yaşam yılı kaybı ne anlama geliyor?

Araştırmanın sayısal sonuçlarını değerlendirirken kullanılan ölçütün doğru anlaşılması gerekiyor.

Komisyon, sağlık kaybını DALY olarak adlandırılan ve Türkçede engelliliğe uyarlanmış yaşam yılı şeklinde ifade edilen ölçütle değerlendiriyor.

DALY, erken ölüm nedeniyle kaybedilen yaşam yılları ile hastalık veya engellilik nedeniyle tam sağlıkla geçirilemeyen yılları birlikte hesaplıyor.

Örneğin 10 milyar DALY, 10 milyar insanın öleceği anlamına gelmiyor.

Bu sayı, çok sayıda insanın farklı sürelerle yaşadığı hastalıkların, engelliliklerin ve erken ölümlerin toplam sağlık yükünü temsil ediyor.

Komisyonun açıkladığı sayısal bulgular özellikle etkili önlemlerle azaltılabilecek sağlık kaybına odaklanıyor.

Bu nedenle obezite için bildirilen 23,1 milyar DALY veya eğitim için bildirilen 16,1 milyar DALY, gelecekte kaçınılmaz olarak yaşanacak kayıplar şeklinde okunmamalı.

Rakamlar, farklı politika ve müdahale koşulları arasında oluşabilecek sağlık farklarını gösteren uzun vadeli model tahminleridir.

Ayrıca riskler birbiriyle örtüşebildiği için ayrı başlıklarda belirtilen sağlık kayıpları doğrudan toplanarak tek bir küresel toplam elde edilemez.

Araştırmanın sonuçları kesin bir gelecek tahmini mi?

The Lancet Komisyonu'nun çalışması, 2025–2100 dönemi için hazırlanmış ileriye dönük bir risk değerlendirmesidir.

Bu yönüyle, belirli bir hasta grubunun izlendiği klinik araştırmalardan veya yalnızca geçmiş hastalık verilerinin incelendiği epidemiyolojik çalışmalardan farklıdır.

Komisyon, yüzlerce olası tehdit arasından büyük sağlık kaybı potansiyeli taşıyan alanları seçmiş ve bunlar için farklı gelecek senaryoları değerlendirmiştir.

Kronik hastalıklar ve yerleşik risk faktörleri için tarihsel sağlık verileri ve modellemeler kullanılırken, nükleer savaş veya kötü niyetli yapay zekâ kullanımı gibi olağanüstü risklerde yapılandırılmış uzman değerlendirmelerine başvurulmuştur.

Bu durum bütün tahminlerin aynı kesinlikte olmadığını gösteriyor.

Düşük olasılıklı fakat sonuçları çok ağır olabilecek tehditlere ilişkin hesaplamalar, daha yüksek düzeyde belirsizlik taşıyor.

Raporda ayrıca tehditler arasında kesin bir önem sıralaması yapılmıyor. Bir risk için hesaplanan önlenebilir sağlık kaybının daha yüksek olması, o riskin mutlaka diğerlerinden daha olası olduğu anlamına gelmiyor.

Değerlendirmeler dünya genelindeki sağlık yüküne odaklandığından, açıklanan rakamların doğrudan Türkiye'ye özgü tahminler olarak kullanılması da doğru değil.

Türkiye açısından hangi sağlık alanları öne çıkıyor?

Komisyonun bulguları, Türkiye'nin gelecek dönem sağlık politikaları açısından da değerlendirilebilecek önemli başlıklar içeriyor.

Kronik hastalıkların önlenmesi, obeziteyle mücadele, hipertansiyonun erken tanısı ve kontrolü, tütün kullanımının azaltılması ve akılcı antibiyotik kullanımı bunlar arasında bulunuyor.

Deprem ve diğer afetlere karşı sağlık hizmetlerinin sürekliliğinin korunması, iklim değişikliğinin sağlık etkilerine hazırlık ve bulaşıcı hastalık izleme kapasitesinin geliştirilmesi de aynı çerçevede ele alınabilir.

Tıp eğitimi açısından bakıldığında rapor, gelecek kuşak sağlık çalışanlarının yalnızca hastalıkların tanı ve tedavisinde değil, toplum sağlığını etkileyen çok yönlü risklerin yönetiminde de donanımlı olması gerektiğini düşündürüyor.

Halk sağlığı, epidemiyoloji, afet tıbbı, sağlık ekonomisi, veri bilimi ve sağlık güvenliği gibi alanların önem kazanması beklenebilir.

Ancak Türkiye için önceliklerin belirlenmesinde küresel model tahminlerinin yanında ülkeye ait güncel hastalık yükü verileri, demografik özellikler ve sağlık sistemi ihtiyaçları ayrıca değerlendirilmelidir.

The Lancet Komisyonu insanlığın geleceği için ne öneriyor?

Komisyon, küresel sağlık tehditleriyle mücadelede üç temel politika yaklaşımı öneriyor.

Birincisi, sağlık sistemlerinin gelecekteki büyük tehditlere karşı hazırlıklı hâle getirilmesi.

Bu kapsamda risklerin erken belirlenmesi, önleyici hizmetlerin güçlendirilmesi, krizlere hazırlık ve sağlık finansmanının sürdürülebilirliği önem taşıyor.

İkincisi, bilimsel araştırma ve teknolojik yeniliklere yatırımın artırılması.

Yeni aşılar, antibiyotikler, obezite tedavileri ve iklim teknolojileri gibi alanlarda ilerleme sağlanması, farklı sağlık tehditlerinin etkisini azaltabilecek araçlar arasında gösteriliyor.

Üçüncüsü ise tehditlerin düzenli olarak yeniden değerlendirilmesi.

Bilimsel bilgi ve küresel koşullar değiştikçe risklerin büyüklüğü ve öncelikleri de değişebileceğinden, komisyon sürekli güncellenen bir izleme yaklaşımını savunuyor.

Bu amaçla 21. Yüzyılda Sağlığa Yönelik Küresel Tehditleri İzleme girişiminin oluşturulması öngörülüyor.

Komisyon eş başkanı Prof. Dr. Christopher J. L. Murray'nin değerlendirmelerine göre çalışmanın en önemli mesajı, risklerin büyüklüğünün yanında insanlığın bu riskleri azaltmak için hâlâ harekete geçebilecek araçlara sahip olması.

The Lancet Genel Yayın Yönetmeni Dr. Richard Horton da geleceğin sağlık tehditlerinin tek tek sorunlar olarak değil, birbirini etkileyen daha geniş bir riskler bütünü olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

2100 yılına kadar insanlığı gerçekten ne bekliyor?

The Lancet Komisyonu'nun raporu, gelecek 75 yılda insanlığın kesin olarak 17 büyük felaket yaşayacağını söylemiyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu temel bulgu, birbirinden farklı 17 büyük tehdidin uzun vadede insan sağlığı üzerinde olağanüstü büyüklükte kayıplar oluşturma potansiyeline sahip olması.

Nükleer savaş ve yapay zekânın kötüye kullanımı gibi düşük olasılıklı fakat çok ağır sonuçlar doğurabilecek senaryoların yanında, obezite, hipertansiyon, eğitim yetersizliği ve gelir eşitsizliği gibi hâlihazırda sağlık kayıplarına yol açan sorunlar da bulunuyor.

Komisyonun asıl mesajı ise geleceğin değiştirilebilir olması.

Sağlık sistemlerine, bilimsel araştırmalara, eğitime, çevrenin korunmasına ve uluslararası iş birliğine yönelik bugünkü kararlar, gelecek kuşakların kaç yıl daha sağlıklı yaşayabileceğini belirleyen önemli etkenler arasında yer alıyor.

KAYNAKLAR

1. The Lancet — The Lancet Commission on 21st Century Global Threats to Health — 2026.

2. World Health Summit — New Lancet Commission Provides Roadmap to Protect Economies, Security and Global Stability from Catastrophic Threats to Health and Human Survival — 11 Ekim 2026.

3. Institute for Health Metrics and Evaluation (IHME) — New Lancet Commission Provides Roadmap to Protect Economies, Security and Global Stability from Catastrophic Threats to Health and Human Survival — 10 Ekim 2026.