Rektör Aydın, 1915 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye kaydolan 1. sınıf öğrencilerinin tamamının cepheye giderek şehit düştüğünü belirterek, “Bu yalnızca bir kayıp değil; Türk hekimliğinin karakterini şekillendiren fedakârlığın adıdır” dedi.

Çanakkale’de Bir Nesil Yok Oldu: 1915’li Tıbbiyelilerin Tamamı Cepheden Dönemedi
Bir Sınıfın Yokluğu, Bir Milletin Hafızası
Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte yalnızca orduların değil, toplumun en eğitimli kesimlerinin de cepheye yöneldiğini ifade eden Aydın, tıbbiyelilerin bu süreçte üstlendiği rolün tarihsel önemine dikkat çekti.
1914 yılında savaşın başlamasıyla birlikte Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane öğrencilerinin silah altına alındığını belirten Aydın, “Henüz hayatlarının başında olan genç hekim adayları, kalemlerini bırakıp cepheye koştu. Çanakkale başta olmak üzere birçok cephede yalnızca savaşmadılar; aynı zamanda yaralılara şifa dağıtan kahramanlar olarak görev yaptılar” ifadelerini kullandı.
Aydın’a göre bu tablo, yalnızca bir savaş hikâyesi değil, aynı zamanda bir meslek ahlakının ve bir millet bilincinin en saf haliydi.
Eğitim Duran, Şifa Devam Eden Bir Dönem
Savaşın en yoğun yıllarında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin eğitim faaliyetlerine ara verildiğini belirten Aydın, okulun bir süreliğine Hilal-i Ahmer Hastanesi olarak hizmet verdiğini hatırlattı.

Trabzon’un Çanakkale Destanı: 155 Şehit, Bir Asırlık Onur
Trabzon’un Çanakkale Destanı: 155 Şehit, Bir Asırlık Onur
İçeriği Görüntüle

Çanakkale’de Bir Nesil Yok Oldu: 1915’li Tıbbiyelilerin Tamamı Cepheden Dönemedi-1
Tüm hocaların ve öğrencilerin askeri birliklere dağıtıldığını ifade eden Aydın, 1915-1916 yıllarında tıbbiyelilerin yalnızca cephede değil, cephe gerisinde kurulan sahra hastanelerinde ve tahaffuzhanelerde de görev aldığını vurguladı.
“O günün şartlarında en büyük tehdit yalnızca düşman kurşunu değildi. Bulaşıcı hastalıklar, yetersiz beslenme ve imkânsızlıklar ordumuzu ciddi şekilde etkiliyordu. Bu nedenle yapılan sağlık kontrolleri ve aşılama çalışmaları, muharip gücün korunmasında hayati rol oynadı” diyen Aydın, tıbbiyelilerin savaşın görünmeyen cephesinde de kritik görevler üstlendiğini ifade etti.
Rakamların Sessiz Çığlığı
Prof. Dr. Kemalettin Aydın, savaşın tıp camiası üzerindeki yıkıcı etkisini somut verilerle ortaya koydu. Açıklanan rakamlar, yalnızca bir dönemin değil, bir neslin kaybını gözler önüne serdi:
• Birinci Dünya Savaşı boyunca 765 tıp öğrencisinden 346’sı şehit düştü
• Aynı dönemde 262 Osmanlı hekimi cephelerde hayatını kaybetti
• 1915 yılında Tıbbiye’ye başlayan 1. sınıf öğrencilerinin tamamı Çanakkale’de şehit oldu
• Bu ağır kayıplar nedeniyle Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane 1921 yılında hiç mezun veremedi
Aydın, bu tabloyu değerlendirirken, “Bu sadece bir eğitim kaybı değildir; bir milletin geleceğine yön verecek hekimlerin toprağa düşmesidir” ifadelerini kullandı.
Bir Okulun Kaybı, Bir Mesleğin Hafızası
Tıbbiyelilerin cephede üstlendiği rolün yalnızca askeri bir görev olmadığını vurgulayan Aydın, onların aynı zamanda insan hayatını önceleyen bir anlayışın temsilcisi olduğunu belirtti.
Cephede yaralı bir askerin başında nöbet tutan, sınırlı imkânlarla hayat kurtarmaya çalışan, gerektiğinde kendi canını hiçe sayan bu gençlerin, bugün “tıbbiyeli ruhu” olarak ifade edilen anlayışın temelini oluşturduğunu söyledi.

8A3Db0Bc F47C 4Fb6 Bce1 Ddd5B6A22Ad6
Aydın’a göre bu ruh; fedakârlık, adalet, merhamet ve vatan sevgisinin birleşiminden doğan bir miras niteliği taşıyor.
“Beyaz Önlük Bir Meslek Değil, Bir Adanmışlıktır”
Modern sağlık sisteminin geldiği noktaya dikkat çeken Aydın, bugünün imkânlarının arkasında bu büyük fedakârlığın bulunduğunu ifade etti:
“Bugün en ileri teknolojilerle donatılmış hastanelerde görev yapabiliyorsak, bu, cephede bir damla ilacı bile adaletle paylaştıran bir anlayışın mirasıdır. Beyaz önlük yalnızca bir meslek kıyafeti değildir; gerektiğinde vatan uğruna kefene dönüşebilecek bir adanmışlığın sembolüdür.”
Çanakkale Ruhunun Sessiz Kahramanları
Çanakkale Savaşı’nda yalnızca askerlerin değil; tıbbiyelilerin, mülkiyelilerin, müderrislerin ve aydın bir kuşağın da cepheye koştuğunu hatırlatan Aydın, bu durumun milletin topyekûn mücadelesinin en açık göstergesi olduğunu ifade etti.
“Bu millet, en zor anında en değerli evlatlarını tereddüt etmeden vatan için feda etmiştir” diyen Aydın, bu fedakârlığın bugün dahi toplumsal hafızayı şekillendirdiğini belirtti.
“Çanakkale Geçilmez Diyebiliyorsak…”
Prof. Dr. Kemalettin Aydın, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün ‘Çanakkale geçilmez’ diyebiliyorsak, bunu o gençlerin fedakârlığına borçluyuz. Onlar yalnızca vatanı savunmadı; aynı zamanda insanlığa hizmet eden bir mesleğin en yüce örneğini sergiledi. Bizler bayrağımızın rengini şehitlerimizin kanından aldığını bilen bir milletiz. Bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”