HUKUK

Yargıtay’dan kadın doğum davaları için tarihi karar: Hekim lehine bozma ONANDI

Türkiye’de tıbbi malpraktis ve özellikle kadın doğum alanında açılan binlerce davayı doğrudan etkileyecek kritik bir Yargıtay kararı 13 Ocak 2026 tarihinde alındı.

Down sendromlu doğum iddiasıyla açılan ve benzer davalar açısından emsal niteliği taşıyan dosyada, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin hekim lehine verdiği bozma kararını ONADI.

Henüz gerekçeli karar kamuoyuna açıklanmadı. Ancak dosyanın kapsamı ve Yargıtay’ın onama kararı, Türkiye’de son yıllarda hızla artan “sonuç üzerinden hekim sorumluluğu” tartışmalarında yeni bir dönemin kapısını aralamış durumda.

Sadece sonuç değil, kusur aranacak

Dosyada temel tartışma, Down sendromlu bir doğumun tek başına hekimin hukuki sorumluluğunu doğurup doğuramayacağı noktasında yoğunlaşıyordu. İlk derece mahkemesinin verdiği karar, istinaf aşamasında hekim lehine bozulmuş; Yargıtay da bu bozma kararını yerinde bularak onamış oldu.

Bu gelişme, “tıbbi kusur olmadan yalnızca istenmeyen sonuç nedeniyle hekime tazminat yüklenemez” ilkesinin yüksek yargı tarafından bir kez daha teyit edilmesi anlamına geliyor.

Kadın doğum davaları için emsal etkisi

Kararın özellikle kadın doğum alanında yürüyen yüzlerce benzer dosya açısından emsal nitelik taşıyacağı değerlendiriliyor. Çünkü prenatal tarama testleri, ultrason bulguları ve genetik riskler her zaman yüzde yüz kesinlik sunmuyor. Yargıtay’ın bu onaması, tıbbi belirsizliklerin hekimin kusuru gibi değerlendirilmesine karşı güçlü bir hukuki set oluşturuyor.

Elektronik onam sistemi kritik eşik

Dosyada öne çıkan bir diğer boyut da aydınlatılmış onamın ispatı. Açıklamalarda, elektronik onam sistemlerinin zorunlu ve standart hale getirilmesinin hem hasta hakları hem de hekimlerin hukuki güvenliği açısından kaçınılmaz olduğu vurgulanıyor. Bu karar, klasik imza tartışmalarının ötesine geçilmesi gerektiğini de fiilen ortaya koyuyor.

Tıbbiye Bülteni bu dosyanın takipçisi

Tıbbiye Bülteni olarak, gerekçeli kararın açıklanmasını yakından takip ediyoruz. Açıklanacak gerekçenin, hem mevcut davalara hem de gelecekte açılacak tıbbi malpraktis dosyalarına yön vereceği açıktır.

Bu karar, yalnızca bir dava sonucu değil; Türkiye’de hekimlerin “sonuçtan sorumlu tutulduğu” anlayışın yüksek yargı tarafından yeniden sorgulanması anlamına gelmektedir. Gerekçeli karar açıklandığında, hukuki değerlendirmemizi ve etkilerini kamuoyuyla ayrıntılı biçimde paylaşacağız.