Paylaşılan bilgilere göre süreç, alerjik rinit ve burun polibi tanısıyla takip edilen bir hastayla başladı. Hastaya cerrahi tedavi önerildiği, ancak hastanın bu öneriden memnun kalmayarak farklı hastanelerde de muayene olduğu ifade edildi. Aylar sonra hastada menenjit geliştiği, bunun ardından dava açıldığı ve sürecin tek bir hekime yönelen ağır bir mali sorumlulukla sonuçlandığı iddia edildi.
G M5 B L Q Ws A A X O Zd

Dosyada dikkat çeken temel gerekçe ise, β-2 transferrin testinin istenmemiş olması oldu. Bu test, tıpta özellikle beyin omurilik sıvısı (BOS) kaçağı şüphesinde kullanılan, Türkiye’de rutinde her merkezde uygulanmayan ve kılavuzlarda standart bir tarama testi olarak yer almayan bir laboratuvar incelemesi olarak biliniyor. İddiaya göre mahkeme değerlendirmesinde, bu testin istenmemesi hekimin sorumluluğu olarak kabul edildi.

CMK’dan Atanan Avukatın Süreyi Kaçırması Pahalıya Patladı: 690 Bin TL’lik Tazminat Kararı Onandı
CMK’dan Atanan Avukatın Süreyi Kaçırması Pahalıya Patladı: 690 Bin TL’lik Tazminat Kararı Onandı
İçeriği Görüntüle

Sağlık çevreleri, bu yaklaşımın yalnızca bir dosyaya özgü olmadığını, tüm hekimlik pratiğini tehdit eden bir anlayışın yansıması olduğunu dile getiriyor. Kılavuzlarda açık yeri olmayan, sınırlı sayıda merkezde yapılabilen bir test üzerinden milyonlarca liralık sorumluluk yüklenmesinin, hekimler açısından ciddi bir belirsizlik yarattığına dikkat çekiliyor.

Özellikle cerrahi ve girişimsel branşlarda görev yapan hekimler, kararlarını giderek daha fazla tıbbi gereklilikten değil, hukuki kaygılardan hareketle almak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Bu durum “defansif tıp” uygulamalarını artırırken; gereksiz tetkikler, ertelenen müdahaleler ve riskten kaçınan bir sağlık pratiği yaygınlaşıyor. Uzmanlara göre bu tablonun en büyük bedelini ise hastalar ödüyor.

Malpraktis uygulamalarının bu şekilde sürmesi hâlinde, nitelikli hekimlerin yurt dışına yönelmesinin ve kalan hekimlerin risk gerektiren vakalardan uzak durmasının kaçınılmaz olacağı görüşü dile getiriliyor. Sağlık sisteminin insan kaynağına dayalı bir yapı olduğu hatırlatılırken, hekimlerin sürekli tehdit altında çalıştığı bir ortamın sürdürülebilir olmadığı vurgulanıyor.

Sağlık camiası, bir an önce hekimleri peşinen suçlu gibi gören değil; tıbbi kılavuzları, klinik gerçekliği ve sistem koşullarını esas alan adil bir malpraktis düzenlemesi çağrısı yapıyor. Aksi hâlde bugün bir KBB uzmanı üzerinden tartışılan bu dosyanın, yarın başka bir branşta, başka bir hekim için yeniden gündeme gelmesinden endişe ediliyor.

Bu çağrı, tek bir davaya itirazdan ibaret değil; Türkiye’de hekimliğin geleceğine dair güçlü bir uyarı olarak okunuyor.

β-2 transferrin testi nedir, ne değildir?