Çalışmada, tıbbi gözetim altında yalnızca su tüketimine dayalı açlık dönemlerinin ardından katılımcıların ortalama kan basıncı değerlerinde düşüş gözlendi. Ancak uzmanlar, bu bulguların genel nüfusa doğrudan uyarlanamayacağını ve yöntemin kontrolsüz uygulanmasının ciddi riskler taşıdığını vurguluyor.
Su orucu nedir?
Su orucu, belirli bir süre boyunca yalnızca su içilerek gıda, meyve suyu, çay, kahve ve takviye ürünlerin tamamen bırakıldığı bir açlık protokolüdür. Klinik ortamlarda uygulandığında kan basıncı, elektrolitler ve genel durum yakından izlenir; bazı merkezlerde ilaçlar hekim kararıyla geçici olarak kesilebilir.
2024 çalışması ne gösterdi?
Kontrollü bir ortamda yapılan tek kollu müdahalede, katılımcıların önemli bir bölümü en az yedi günü tamamladı ve grup ortalamalarında sistolik ve diyastolik kan basıncında düşüş saptandı. İzlemde bu düşüşün en az altı hafta sürdüğü görüldü. On iki aylık daha sınırlı takipte bazı katılımcılarda iyileşmenin korunabildiğine dair işaretler vardı. Bununla birlikte çalışma küçük ve kontrol grubu olmayan bir tasarıma sahipti; ayrıca etki yalnızca su orucuna değil, sonrasındaki kademeli yeniden beslenme ve diyet değişikliklerine de bağlı olabilir.
Riskler neden önemli?
Su orucu sırasında ve sonrasında ciddi tıbbi sorunlar ortaya çıkabilir. Elektrolit dengesizliği, düşük kan şekeri, baş dönmesi ve bayılma, böbrek fonksiyon bozukluğu ve kalp ritim problemleri bunlar arasında yer alır. Açlık sonrası ani beslenme “yeniden beslenme sendromu” gibi hayati tehlike oluşturabilecek durumlara yol açabilir. Hipertansiyon ilacı kullanan kişilerde ilaçların kontrolsüz kesilmesi de ek risk doğurur.
Uzmanların uyarısı
Hipertansiyon tedavisinde kanıta dayalı yaklaşım, tuz kısıtlaması, kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite ve hekim tarafından düzenlenen ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesidir. Su orucu, bazı merkezlerde araştırma kapsamında incelense de, tıbbi gözetim olmadan uygulanması önerilmez.




