Rojin Kabaiş soruşturmasında gündeme gelen cep telefonu incelemesi, dijital güvenlik teknolojilerinin ulaştığı noktayı yeniden tartışmaya açtı. Basına yansıyan bilgilere göre telefonun şifresi önce İspanya’daki adli bilişim laboratuvarlarında, ardından Çin’de gerçekleştirilen teknik incelemelerde de çözülemedi.

Bu gelişme, “Bir akıllı telefon gerçekten hiç açılamayacak kadar güvenli olabilir mi?” sorusunu gündeme taşıdı.

Uzmanlara göre cevap, sanıldığından daha net: Evet, bazı modern akıllı telefonlarda bu mümkündür.

Telefonun hafızasını sökmek bile yetmiyor

Eskiden cep telefonlarının hafıza çipi çıkarılarak içindeki verilere ulaşılabiliyordu.

Bugünün üst segment akıllı telefonlarında ise durum tamamen değişti.

Apple, Samsung, Google ve birçok üretici artık yalnızca ekran kilidi kullanmıyor.

Verilerin tamamı cihazın içerisinde, işlemciye entegre çalışan güvenlik modülleri tarafından donanımsal olarak şifreleniyor.

Bu nedenle hafıza çipinin fiziksel olarak okunması bile çoğu zaman işe yaramıyor.

Şifre çözülmediği sürece veriler yalnızca anlamsız, rastgele veri blokları olarak görülüyor.

Asıl güvenlik PIN kodu değil

Birçok kişi telefonunu koruyan unsurun yalnızca PIN veya parola olduğunu düşünüyor.

Oysa modern cihazlarda güvenlik çok katmanlı bir mimari üzerine kuruluyor.

Bu sistemde;

  • Donanıma gömülü benzersiz şifreleme anahtarı
  • Secure Enclave veya Trusted Execution Environment (TEE)
  • Dosya bazlı gelişmiş AES şifreleme
  • Şifre denemelerine karşı gecikme mekanizmaları
  • Bazı modellerde veri silme koruması

aynı anda çalışıyor.

Telefonun hafızası başka bir cihaza bağlansa bile bu anahtarlar cihaz dışına çıkarılamadığı için veriler okunamıyor.

Neden Çin’e gönderildi?

Kamuoyunda “Telefon Çin’e gönderildi ama yine açılamadı” iddiası farklı yorumlara neden oldu.

Ancak bunun, Çin’in tüm telefonları açabildiği anlamına gelmediği belirtiliyor.

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet Gözaltına Alındı
İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet Gözaltına Alındı
İçeriği Görüntüle

Adli bilişim soruşturmalarında bazı üreticilerin kendi laboratuvarları veya yetkili teknik analiz merkezleri ileri düzey donanım incelemeleri yapabiliyor.

Bu incelemelerde;

  • anakart seviyesinde analiz,
  • bellek görüntüleme,
  • güvenlik yongalarının kontrolü,
  • hata ayıklama arayüzleri,
  • donanım tabanlı veri kurtarma yöntemleri

değerlendiriliyor.

Ancak güçlü şifreleme kullanılan güncel cihazlarda bu yöntemlerin de başarı garantisi bulunmuyor.

FBI’ın bile açamadığı telefonlar oldu

Akıllı telefon güvenliği yıllardır hukuk ve teknoloji dünyasının en tartışmalı konularından biri.

2016 yılında ABD’deki San Bernardino saldırısının ardından FBI, saldırgana ait iPhone’un açılması için Apple’dan özel bir yazılım geliştirmesini talep etmişti.

Apple bunun tüm kullanıcıların güvenliğini tehlikeye atacağını belirterek talebi reddetmişti.

FBI daha sonra üçüncü taraf uzmanlardan destek alarak yalnızca o cihaza yönelik farklı bir yöntem kullanmıştı.

Buna rağmen dünya genelinde halen yıllardır açılamayan çok sayıda akıllı telefonun adli emanette bulunduğu biliniyor.

Adli bilişim şirketleri her telefonu açamıyor

Dijital incelemelerde en çok kullanılan sistemler arasında Cellebrite, GrayKey, Magnet AXIOM ve Oxygen Forensics gibi profesyonel platformlar yer alıyor.

Bu sistemler;

  • silinen dosyaları kurtarabiliyor,
  • uygulama verilerini analiz edebiliyor,
  • bazı telefon modellerinde ekran kilidini aşabiliyor.

Ancak başarı oranı;

  • telefon modeli,
  • işletim sistemi sürümü,
  • güvenlik güncellemesi,
  • kullanılan parola türü,
  • cihazın açık veya kapalı olması

gibi birçok değişkene bağlı.

Yeni nesil güvenlik yamalarıyla birlikte birçok cihazda fiziksel erişim olsa bile şifrelenmiş verilere ulaşılamayabiliyor.

Üretici firma bile her zaman erişemiyor

Günümüzde birçok akıllı telefon üreticisi kullanıcı parolasını hiçbir sunucuda saklamıyor.

Şifre yalnızca cihaz içerisinde oluşturulan kriptografik anahtarlarla eşleştiriliyor.

Bu nedenle üretici şirketler dahi kullanıcı parolasını sıfırlayabiliyor ancak mevcut verilere erişemiyor.

Parola unutulduğunda çoğu cihazın tek resmi çözümü fabrika ayarlarına dönmek oluyor.

Bu işlem ise cihazdaki tüm verileri geri döndürülemez şekilde siliyor.

Şifre neden kırılamıyor?

Uzmanlara göre güçlü bir parola ile korunan modern bir telefonun kaba kuvvet yöntemiyle (brute force) kırılması pratikte mümkün olmayabiliyor.

Çünkü sistem;

  • her yanlış denemede bekleme süresini artırıyor,
  • milyonlarca kombinasyonun otomatik denenmesini engelliyor,
  • bazı cihazlarda belirli sayıda başarısız denemeden sonra verileri tamamen silebiliyor.

Buna ek olarak şifreleme anahtarı güvenli işlemci dışına çıkarılamadığı için klasik parola kırma yöntemleri etkisiz kalıyor.

Dijital güvenlikte yeni dönem

Rojin Kabaiş soruşturmasında gündeme gelen telefon incelemesi, modern akıllı telefonların yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda son derece gelişmiş birer güvenlik sistemi hâline geldiğini bir kez daha ortaya koydu.

Bugün en gelişmiş adli bilişim laboratuvarları dahi bazı cihazlarda kullanıcı parolası olmadan verilere erişemeyebiliyor.

Bu durum suç soruşturmalarını zorlaştırırken, milyarlarca kullanıcının kişisel verilerini siber saldırılara ve yetkisiz erişimlere karşı koruyan temel güvenlik mekanizması olarak değerlendiriliyor.