Bazen insan öyle bir noktaya gelir ki, “yaşıyorum” demeye dili varmıyor. Nefes alıyor, kalbi atıyor ama bu yaşamak değil… Sadece günlerin birbirini kovalaması. İşte tam da bu noktada bir kelime giriyor hayatımıza: ötanazi.
Kimi buna “merhamet” diyor, kimi ise “vazgeçiş”. Ama kimse bu konuyu rahatça konuşamıyor. Çünkü mesele ölüm değil; insan onuru.
Ötanazi, en basit haliyle, iyileşme umudu olmayan ve dayanılmaz acılar çeken bir insanın, kendi isteğiyle hayatının tıbbi yollarla sonlandırılmasıdır. Amaç öldürmek değil, acıya son vermektir. Fakat asıl soru da burada başlıyor: Acıyı bitirmek için hayatı bitirmek doğru mudur?
Ötanaziyi savunanlar şunu söylüyor: Hayat sadece nefes alıp vermekten ibaret değildir. Eğer bir insan sürekli acı içindeyse, her geçen gün biraz daha tükeniyorsa, bu artık yaşamak sayılmaz. Onlara göre insan kendi bedeni ve kaderi hakkında söz sahibi olmalıdır. Zorla yaşatmak ise bazen merhamet değil, işkenceye dönüşür.
Karşı çıkanlar ise tam tersini savunuyor. Hayat koşulsuz bir değerdir, ölçülemez, kıyaslanamaz. Bir hekimin görevi öldürmek değil, yaşatmaktır. Bu kapı açılırsa bir gün yaşlılar, engelliler, yalnız insanlar “yük” gibi görülmeye başlanabilir. Bugün dayanılmaz olan acı, yarın azalmaz mı? Umut her zaman en son tükenmez mi?
Dünya bu konuda ikiye bölünmüş durumda. Hollanda, Belçika, Kanada, İspanya gibi bazı ülkelerde ötanaziye çok sıkı şartlarla izin veriliyor. Hastanın durumu birden fazla doktor tarafından değerlendiriliyor, kişinin isteği defalarca teyit ediliyor. Amaç keyfi kararların ve suistimalin önüne geçmek.
Türkiye, Azerbaycan, Rusya ve birçok ülkede ise ötanazi kesin olarak yasak. Bunun temelinde dini inançlar, kültürel değerler ve “hayat kutsaldır” anlayışı yatıyor.
Peki doğru olan hangisi? Açık konuşmak gerekirse bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü acıyı yaşayanla, o acıya uzaktan bakan aynı şekilde düşünemez. Masa başında karar vermek kolaydır ama o hastane yatağında yatmak zordur.
Ötanazinin olumlu görüldüğü noktalar da var: Tıbbın artık hiçbir umut sunamadığı, acının geri dönülmez olduğu durumlarda yaşamı uzatmak değil acıyı bitirmek merhamet sayılabilir; insan onuru açısından, tamamen bağımlı ve sürekli acı içinde geçen bir hayat herkes için “yaşamak” anlamına gelmeyebilir; ayrıca bazıları için gerçek özgürlük, kendi hayatı hakkında söz sahibi olmak ve veda anını seçebilme cesaretidir. İnsan aslında ölmek istemez, sadece böyle yaşamak istemez.
Belki de asıl sorun ötanazinin kendisi değil. Belki sorun, insanların acı çekerken yalnız bırakılmasıdır. Belki sorun, hayatın sonuna gelmiş bir insanı sadece “hasta” olarak görmemizdir, insan olarak değil.
Ötanazi: Bir Çıkış Yolu mu, Yoksa Sessizliğe Terk Ediliş mi?
Nicat CAVAD
Yorumlar (8)