BİLİM

Küresel kanser dalgası büyüyor: 2023’te 18,5 milyon yeni tanı, 2050’de yılda 30 milyonun üstü öngörülüyor

Bilim insanları, 2023’te dünya genelinde 18,5 milyon yeni kanser tanısı ve 10,4 milyon ölüm tahmin edildiğini aktardı. Nüfus artışı ve yaşlanma nedeniyle 2050’de yıllık yeni vakaların 30 milyonu aşabi

Dünya genelinde kanser yükü giderek ağırlaşıyor. Yapılan küresel değerlendirmelere göre, 2023 yılında yaklaşık 18,5 milyon yeni kanser tanısı konulduğu, 10 milyonun üzerinde kişinin ise kanser nedeniyle hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Uzmanlar, bu rakamların 1990’lı yıllara kıyasla neredeyse iki katına çıktığına dikkat çekiyor.

Araştırmacılar, artışın temel nedenleri arasında dünya nüfusunun büyümesi, yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfus oranının yükselmesini gösteriyor. Kanser riskinin yaşla birlikte artması, vaka sayılarının da kaçınılmaz biçimde yükselmesine yol açıyor. Bunun yanı sıra tütün kullanımı, obezite, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve çevresel maruziyetler de risk faktörleri arasında yer alıyor.

Mevcut eğilimler değişmezse, bilim insanları 2050 yılına gelindiğinde yıllık yeni kanser vaka sayısının 30 milyonun üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Bu projeksiyonlar, kanserin yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve demografik bir mesele haline geldiğini ortaya koyuyor.

Alınması gereken önlemler: Kanserle mücadelede kritik başlıklar

Uzmanlar, kanser yükünü azaltmak için yalnızca tedaviye değil, koruyucu ve önleyici politikalara ağırlık verilmesi gerektiğini vurguluyor.

1. Tütünle mücadele güçlendirilmeli

Tütün kullanımı, başta akciğer kanseri olmak üzere çok sayıda kanser türünün en önemli önlenebilir nedeni olarak kabul ediliyor. Dumansız hava sahası uygulamalarının etkin denetimi, sigarayı bırakma hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve gençleri hedef alan ürünlere karşı sıkı düzenlemeler kritik görülüyor.

2. Alkol tüketimine yönelik önleyici politikalar

Alkolün ağız, yutak, yemek borusu, karaciğer ve meme kanseri riskini artırabildiği biliniyor. Uzmanlar, alkol tüketimini azaltmaya yönelik toplumsal farkındalık ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde danışmanlık uygulamalarının önemine dikkat çekiyor.

3. Obezite ve hareketsizlikle mücadele

Obezite, birçok kanser türüyle ilişkilendiriliyor. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşviki, şekerli içecek tüketiminin azaltılması ve günlük fiziksel aktiviteyi artıran yaşam alanlarının oluşturulması, uzun vadede kanser riskini düşürebilecek adımlar arasında gösteriliyor.

4. Aşılama ile kanserden korunma

Bazı kanser türlerinin enfeksiyonlarla ilişkili olduğu biliniyor. Uzmanlar, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere HPV ile ilişkili kanserler ve hepatit B’ye bağlı karaciğer kanseri için aşılama programlarının önemini vurguluyor.

5. Tarama programlarının etkin uygulanması

Meme, rahim ağzı ve kolorektal kanserlerde uygun yaş gruplarına yönelik düzenli taramaların, hastalığın erken evrede yakalanmasını sağladığı ve tedavi başarısını artırdığı ifade ediliyor. Taramanın doğru yaşta, doğru sıklıkta ve uygun takip zinciriyle yapılması gerektiği belirtiliyor.

6. Erken tanı farkındalığı artırılmalı

Uzun süreli öksürük, açıklanamayan kilo kaybı, dışkıda kan, memede kitle gibi belirtiler konusunda toplumun bilinçlendirilmesi, erken tanı açısından hayati önem taşıyor. Erken başvuru, daha hafif ve etkili tedavi olasılığını artırıyor.

7. Çevresel ve mesleki riskler azaltılmalı

Hava kirliliği, bazı kimyasal maddeler ve mesleki maruziyetlerin kanser riskini artırabildiği biliniyor. İş güvenliği önlemleri, temiz hava politikaları ve çevresel risklerin azaltılması uzun vadeli koruyucu adımlar arasında yer alıyor.

8. Sağlık hizmetlerine eşit erişim sağlanmalı

Uzmanlar, kanser yükünün özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde daha hızlı artabileceğine dikkat çekiyor. Tanı, tedavi ve palyatif bakım hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi, kanserle mücadelede temel başlıklardan biri olarak görülüyor.

Sonuç

Bilim insanları, küresel kanser artışının kaçınılmaz bir kader olmadığını vurguluyor. Etkili önleme politikaları, erken tanı ve güçlü sağlık sistemleriyle milyonlarca kanser vakasının önlenebileceği ifade ediliyor. Kanserle mücadelede zamanın, alınacak kararlar açısından kritik olduğu belirtiliyor.