Kalıtsal olarak kolon kanseri riski yüksek kişilerde tümör ortaya çıkmadan önce bağışıklık sistemini harekete geçirmeyi amaçlayan deneysel aşı çalışmaları yeni bir aşamaya ulaştı. ABD ve İngiltere’de geliştirilen en az üç farklı aşı yaklaşımı, Lynch sendromu taşıyan kişilerde kanser öncesi hücreleri bağışıklık sisteminin hedefi haline getirmeyi amaçlıyor.

13 Ağustos 2026’da yeniden gündeme gelen çalışmaların en dikkat çekici sonuçlarından biri, MD Anderson Cancer Center araştırmacılarının yer aldığı ve Nature Medicine’da yayımlanan Nous-209 çalışmasından geldi. Faz 1b/2 düzeyindeki araştırmada 45 Lynch sendromu taşıyıcısı değerlendirildi. Araştırmanın orijinal bilimsel makalesi 16 Ocak 2026’da yayımlandı.

Bağışıklık sistemi 209 farklı hedefe karşı eğitildi

Lynch sendromu, DNA çoğalması sırasında meydana gelen hataların düzeltilmesinde görev alan genlerden birindeki kalıtsal değişikliklerden kaynaklanıyor. Bu durum, hücrelerde zaman içerisinde mutasyonların birikmesini kolaylaştırarak başta kolorektal kanser olmak üzere bazı kanserlerin gelişme riskini artırıyor.

Nouscom tarafından geliştirilen Nous-209 aşısı ise Lynch sendromuyla ilişkili kanser öncüsü hücrelerde ve tümörlerde görülebilen 209 ortak anormal hedefi bağışıklık sistemine tanıtmak üzere tasarlandı.

Bilim insanlarının hedefi, bağışıklık sisteminin özellikle T hücrelerini bu anormal proteinleri taşıyan hücreleri tanıyabilecek şekilde hazırlamak ve böylece kanserleşme sürecine mümkün olduğunca erken müdahale etmek.

45 kişiyle yapılan Faz 1b/2 çalışmadan ilk sinyal

Çok merkezli ve açık etiketli Faz 1b/2 çalışmaya kanser tanısı bulunmayan 45 Lynch sendromu taşıyıcısı dahil edildi.

Diş eti hastalığında yeni seçenek mi? Klinik çalışmadan önemli bulgular
Diş eti hastalığında yeni seçenek mi? Klinik çalışmadan önemli bulgular
İçeriği Görüntüle

Nature Medicine’da yayımlanan sonuçlara göre aşı, hedeflenen anormal proteinlere karşı geniş kapsamlı T hücresi yanıtları oluşturdu. Araştırmacılar bu bağışıklık yanıtlarının kalıcılığını ve işlevsel özelliklerini de değerlendirdi.

Katılımcıların yaklaşık bir yıl sonraki kolonoskopi takiplerinde kanser öncüsü oluşumların sayısında azalma yönünde bir sinyal gözlendi ve ileri düzey polip saptanmadı.

Ancak bu sonuç, aşının kolon kanserini önlediği anlamına gelmiyor. Çalışma küçük katılımcı grubuyla yürütülen erken aşama bir araştırma olduğundan, kanser görülme sıklığını azaltıp azaltmadığının belirlenmesi için daha büyük ve kontrollü klinik çalışmalar gerekiyor.

Daha büyük klinik çalışma gündemde

Çalışmanın önde gelen araştırmacılarından MD Anderson Cancer Center’dan Dr. Eduardo Vilar-Sanchez, erken bulguların ardından daha büyük bir araştırmaya geçilmesinin planlandığını belirtti. Yeni çalışmanın 2027’nin başlarında başlaması bekleniyor.

Araştırmanın yanıt aradığı temel sorulardan biri, aşıyla güçlendirilen bağışıklık sisteminin Lynch sendromunun neden olduğu sürekli kanserleşme baskısına uzun vadede karşı koyup koyamayacağı.

Çalışmadaki bazı katılımcılara ilk aşılamadan yaklaşık bir yıl sonra hatırlatma dozu da uygulandı. Bu gruba ilişkin ek sonuçların 2026 sonbaharında açıklanması bekleniyor.

Moderna’nın mRNA aşısı da klinik araştırmaya giriyor

Lynch sendromunda kanseri ortaya çıkmadan engellemeyi amaçlayan çalışmalar Nous-209 ile sınırlı değil.

Oxford Üniversitesi ile Moderna’nın iş birliğinde geliştirilen mRNA-4194 adlı deneysel aşı için İngiltere’de Faz 1 INTERCEPT-Lynch çalışmasına izin verildi. İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu tarafından yetkilendirilen araştırmanın ilk aşamasında güvenlilik, bağışıklık yanıtı ve ileri çalışmalar için uygun doz değerlendirilecek.

Aşı, COVID-19 döneminde geniş ölçekte kullanılan mRNA platformundan yararlanarak bağışıklık sisteminin Lynch sendromuyla bağlantılı kanser öncesi değişiklikleri tanımasını sağlamayı amaçlıyor.

Oxford Üniversitesi, ilk katılımcının 2026 yazında aşılanmasının planlandığını, çalışmanın ikinci aşamasının ise 2027’de İngiltere’deki başka merkezlere genişletilmesinin öngörüldüğünü açıkladı.

Üçüncü aşı yaklaşımının sonuçları bekleniyor

Araştırmacıların takip ettiği bir diğer yaklaşım ise ImmunityBio tarafından geliştirilen Tri-Ad5 aşısı.

Bu aşıda farklı kanser belirteçlerinin bağışıklık sistemine tanıtılması hedefleniyor. Tri-Ad5’in plaseboyla karşılaştırıldığı klinik araştırmadan gelecek sonuçların, Lynch sendromuna yönelik koruyucu kanser aşılarının potansiyelini değerlendirmede yeni veriler sağlaması bekleniyor.

Böylece Lynch sendromu için farklı teknolojilere dayanan en az üç koruyucu aşı yaklaşımı klinik geliştirme sürecinde bulunuyor.

Hedef kanseri tedavi etmek değil, oluşmasını engellemek

Kanserden korunmada aşı yaklaşımı tamamen yeni değil. HPV ve hepatit B aşıları, kansere neden olabilen viral enfeksiyonları engelleyerek bazı kanserlerin gelişme riskini azaltabiliyor.

Lynch sendromuna yönelik çalışmaların farkı ise doğrudan kalıtsal genetik değişikliklerin tetiklediği kanserleşme sürecinde ortaya çıkan anormal proteinleri hedeflemeleri.

Bu yaklaşımda amaç, bağışıklık sistemini bir tümör ortaya çıktıktan sonra harekete geçirmek yerine, kanser öncüsü hücrelerin taşıdığı değişiklikleri daha erken aşamada tanıyabilecek şekilde hazırlamak.

Henüz koruyucu kanser aşısı olarak onaylanmadı

Erken safha bulgularına göre Nous-209’un güçlü bağışıklık yanıtı oluşturabilmesi araştırmacılar açısından önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte hiçbir sonuç, aşının kolon kanserini kesin olarak önlediğini göstermiyor.

Nous-209, mRNA-4194 ve Tri-Ad5 halen araştırma aşamasındaki deneysel aşılar. Lynch sendromuna bağlı kanserleri önlemek amacıyla rutin klinik kullanım için onaylanmış aşılar değiller.

Bulguların daha geniş katılımcı gruplarında, kontrollü araştırmalar ve uzun süreli takiplerle doğrulanması gerekiyor. Özellikle aşıların gerçekten kanser görülme oranını azaltıp azaltmadığı, koruyucu bağışıklığın ne kadar sürdüğü ve hatırlatma dozlarının gerekli olup olmadığı ileri klinik çalışmalarla belirlenecek.

Çalışmalar başarıya ulaşırsa onkolojide önemli bir yaklaşım değişikliğinin kapısı açılabilir: Yüksek genetik risk taşıyan kişilerde kanseri yalnızca erken teşhis etmek yerine, bağışıklık sistemini önceden hazırlayarak tümör oluşum sürecini kesintiye uğratmak.

KAYNAKLAR

  • Nature Medicine
  • MD Anderson Cancer Center
  • University of Oxford
  • Oxford Cancer
  • Medicines and Healthcare products Regulatory Agency (MHRA)