Kendi Bedeninde Ölümcül Bir Deney Yapan Doktor

Daniel Alcides Carrión ve Bilim Uğruna Verilen En Ağır Bedel

Tıp tarihinde bazı keşifler yıllar süren laboratuvar çalışmalarının ürünüdür. Bazıları ise bir bilim insanının, inandığı gerçeği kanıtlamak uğruna kendi hayatını ortaya koymasıyla tarihe geçer.

Bu, genç bir doktorun kendi bedenini ölümcül bir deneye dönüştürerek tıp tarihine yön veren olağanüstü cesaretinin hikâyesidir.

1885 yılı…

Güney Amerika’nın batısındaki Peru’da hekimler, yıllardır açıklayamadıkları gizemli bir hastalıkla mücadele ediyordu.

Bazı hastalarda haftalarca süren yüksek ateş, ağır kansızlık, şiddetli halsizlik ve çoğu zaman ölümle sonuçlanan bir tablo görülüyordu. Bazılarında ise aylar sonra deride kanamalı, kırmızı, siğilimsi kabarıklıklar ortaya çıkıyordu.

Bu iki tablo birbirinden tamamen farklı hastalıklar olarak kabul ediliyordu.

Halk da doktorlar da böyle düşünüyordu.

Kimsenin aklına, bu belirtilerin aynı hastalığın farklı evreleri olabileceği gelmiyordu.

Lima’da tıp eğitimi gören genç öğrenci Daniel Alcides Carrión ise farklı bir ihtimal üzerinde duruyordu.

Ya ölümcül Oroya Ateşi ile deride görülen Peru Siğili, aslında aynı enfeksiyonun iki farklı klinik dönemiyse?

Bu düşünceyi doğrulayabilecek bir laboratuvar testi yoktu.

Mikrobiyoloji henüz emekleme dönemindeydi. Hastalığı deney hayvanlarında oluşturmak da mümkün görünmüyordu.

Carrión’un önünde iki seçenek vardı.

Ya teorisinden vazgeçecekti…

Ya da kimsenin cesaret edemeyeceği bir şeyi yapacaktı.

27 Ağustos 1885’te, hastanede tedavi gören bir hastanın Peru Siğili lezyonundan alınan doku materyalinin kendi koluna uygulanmasını istedi.

Arkadaşları şaşkındı.

Hocaları bu kararın son derece tehlikeli olduğunu söylüyordu.

Fakat Carrión kararını çoktan vermişti.

Bilim uğruna ilk denek yine kendisi olacaktı.

İlk günlerde hiçbir belirti ortaya çıkmadı.

Ancak birkaç hafta sonra yüksek ateş başladı.

Ardından şiddetli halsizlik…

Baş dönmesi…

Kas ağrıları…

İştahsızlık…

Günler ilerledikçe kansızlığı ağırlaştı ve vücudu hızla güçten düştü.

Buna rağmen Carrión’un dikkati hâlâ bilimdeydi.

Her gün ateşini, nabzını, yaşadığı belirtileri ve hastalığın seyrini ayrıntılı biçimde kaydediyor, gözlemlerini arkadaşlarına yazdırıyordu.

Kendi hastalığını, kendi bilimsel vakasına dönüştürmüştü.

Bir süre sonra kalem tutamayacak kadar güçsüz kaldı.

Notlarını arkadaşları yazmaya devam etti.

Hastalığı ilerledikçe konuşmakta bile zorlanıyordu. Buna rağmen deneyin ve klinik gözlemlerin kesintiye uğramamasını istiyor, elde edilecek bilgilerin gelecekte başka insanların hayatını kurtaracağına inanıyordu.

Sonunda Carrión, yaşadığı belirtilerin yıllardır ölümcül Oroya Ateşi olarak tanımlanan hastalıkla tamamen aynı olduğunu gördü.

Teorisi doğruydu.

Deride görülen Peru Siğili ile ölümcül Oroya Ateşi, aynı enfeksiyonun farklı klinik evreleriydi.

Ancak bu bilimsel gerçeğin bedeli son derece ağır oldu.

5 Ekim 1885’te, henüz 28 yaşındayken yaşamını kaybetti.

Üstelik tıp fakültesinden henüz mezun olamamış, diplomasını bile alamamıştı.

Yaklaşık yirmi yıl sonra, 1905’te Perulu hekim ve mikrobiyolog Alberto Barton hastalığın etkenini tanımladı. Daha sonra bu bakteri, onun onuruna oluşturulan Bartonella cinsi içinde Bartonella bacilliformis adıyla sınıflandırıldı.

Carrión’un kendi üzerinde gerçekleştirdiği deney, Oroya Ateşi ile Peru Siğili’nin aynı enfeksiyonun farklı klinik evreleri olduğunu gösteren ilk güçlü kanıtlardan biri olarak kabul edildi. Sonraki bilimsel çalışmalar da bu ilişkiyi kesin biçimde doğruladı.

Bugün Oroya Ateşi ve Peru Siğili tablolarını kapsayan enfeksiyon, tıp literatüründe Carrión Hastalığı olarak anılmaktadır.

Daniel Alcides Carrión hiçbir zaman Nobel Ödülü alamadı.

Çünkü Nobel Ödülleri onun ölümünden ancak yıllar sonra verilmeye başlanacaktı.

Fakat bıraktığı miras, pek çok ödülden daha kalıcı oldu.

Peru’da her yıl 5 Ekim, Perulu Tıp Günü olarak kutlanır.

Carrión ise yalnızca bir hekim değil; bilimin, cesaretin ve fedakârlığın simgesi olarak anılmaya devam eder.

Onun hikâyesi bize önemli bir gerçeği hatırlatır.

Bilim yalnızca bilgi, zekâ ve meraktan ibaret değildir.

D Vitamini Deposu 8 Besin: Sofranızdaki Güçlü Kaynaklar
D Vitamini Deposu 8 Besin: Sofranızdaki Güçlü Kaynaklar
İçeriği Görüntüle

Bazen büyük keşifler, gerçeğe ulaşma uğruna göze alınan ağır bedellerle mümkün olur.

Yeni bilgiler çoğu zaman laboratuvarlarda doğar.

Ancak bazıları, bir bilim insanının kendi hayatını ortaya koyacak kadar inandığı bir fikrin peşinden gitmesiyle insanlık tarihine kazınır.

Daniel Alcides Carrión yalnızca kendi bedeninde ölümcül bir deney gerçekleştirmedi.

O, bilinmeyen bir hastalığın gerçek kimliğini ortaya çıkaran ilk isimlerden biri oldu.

Ve ardında, bilimin en güçlü miraslarından birini bıraktı:

Bazen insanlık tarihini değiştiren en büyük keşifler, bir bilim insanının gerçeğe olan inancının kendi yaşamından daha uzun ömürlü olmasıyla yazılır.