Türkiye’de adli kontrol ve denetimli serbestlik uygulamalarında yıllardır kullanılan “belirli aralıklarla gidip imza verme” yönteminde yeni bir dönemin kapısı aralanıyor.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE), Biyometrik İmza Yöntemi ile Takip Sistemi (BİOSİS) üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.
Projenin hayata geçirilmesiyle bazı yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin dijital teknolojiler yardımıyla denetlenebilmesi amaçlanıyor.
Karakola giderek imza verme yükü azalabilir
Mevcut uygulamada mahkemeler tarafından “belirlenen yerlere, belirtilen süreler içerisinde düzenli olarak başvurma” yükümlülüğü getirilen kişiler, belirlenen polis veya jandarma birimlerine giderek imza verebiliyor.
BİOSİS’in temel hedeflerinden biri bu işlemin oluşturduğu fiziksel başvuru ve personel yükünü teknoloji yardımıyla azaltmak.
Adalet Bakanlığının daha önce yaptığı resmî açıklamalarda da sistem sayesinde özellikle emniyet ve jandarmanın imza yükümlülüğünden kaynaklanan iş yükünün azaltılmasının hedeflendiği belirtilmişti.
BİOSİS nasıl çalışacak?
Planlanan sistem, yükümlülerin elektronik cihazlarından yararlanarak uzaktan doğrulanmasına ve belirlenen yükümlülüklerin dijital ortamda denetlenmesine dayanıyor.
Projenin teknik çerçevesinde biyometrik doğrulama ile konum teknolojilerinin birlikte kullanılması öngörülüyor.
Böylece uygun kapsamdaki bir kişinin belirlenen zamanda ve yerde bulunup bulunmadığının doğrulanması için her defasında fiziksel olarak kolluk birimine gitmesine ihtiyaç duyulmaması hedefleniyor.
Ancak sistemin hangi adli kontrol tedbirlerinde ve hangi yükümlü gruplarında kullanılacağı, uygulamanın nihai kapsamıyla netleşecek.
Yüz binlerce kişilik dijital takip kapasitesi
BİOSİS’i dikkat çekici hale getiren unsurlardan biri de hedeflenen kapasite.
Adalet Bakanlığı kaynaklarında sistemle dijital takip kapasitesinin yüz binlerin üzerine çıkarılmasının amaçlandığı belirtiliyor. Basına yansıyan bilgilerde ise BİOSİS’in yaklaşık 450 bin yükümlüyü kapsayabilecek bir kapasiteye ulaşmasının hedeflendiği aktarılıyor.
Bu rakam, 450 bin kişinin aynı anda ve kesintisiz biçimde GPS üzerinden izleneceği anlamına gelmiyor. Rakamı sistemin hedeflenen toplam kapasitesi olarak değerlendirmek daha doğru.
BİOSİS için ödenek temin edildi
Projede önemli aşamalardan biri 2025’in sonunda açıklandı.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, 31 Aralık 2025’te gerçekleştirilen Denetimli Serbestlik Hizmetleri 21. Danışma Kurulu Toplantısı’nda BİOSİS için gerekli ödeneğin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığından temin edildiğini bildirdi.
Yıldırım, sistemin ilk uygulamasının bir sonraki yıl hayata geçirileceğini de açıkladı.
Bu açıklamaya göre BİOSİS’in ilk uygulamasının 2026 yılında başlatılması planlanıyor.
Bu nedenle sosyal medyada yer alan “sistem 2027 yılında yürürlüğe girecek” bilgisini kesinleşmiş resmî tarih olarak vermek şu aşamada doğru görünmüyor.
Elektronik kelepçenin yerine mi geçecek?
BİOSİS ile elektronik kelepçe sisteminin birbirinden ayrılması gerekiyor.
Elektronik izleme, belirli kararlar kapsamında kişinin konumunun elektronik cihazlarla takip edilmesini sağlıyor. BİOSİS ise çok daha geniş sayıdaki yükümlünün belirli denetim ve imza yükümlülüklerinin teknolojik yöntemlerle kontrol edilebilmesine yönelik bir sistem olarak geliştiriliyor.
Dolayısıyla BİOSİS’in elektronik kelepçeyi tamamen ortadan kaldıracak bir uygulama olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Adli kontrolde dijital dönüşüm
Sistem planlandığı ölçekte devreye alınırsa yalnızca yükümlüler açısından değil, kolluk kuvvetleri ve denetimli serbestlik birimleri açısından da önemli bir değişiklik anlamına gelecek.
Her gün veya belirlenen aralıklarla gerçekleştirilen fiziksel imza işlemlerinin bir bölümünün dijital ortama taşınması, polis ve jandarmanın bu işlemler için ayırdığı personel ve zamanın azaltılmasını sağlayabilir.
BİOSİS’in ilk uygulamalarından elde edilecek sonuçlar, sistemin hangi ölçekte yaygınlaştırılabileceğini de gösterecek.





