Değerli okurlarım, Sonbahar ve kış aylarıyla birlikte sıkça duyduğumuz bir cümle vardır: “Nezle oldum, grip oldum…”
Oysa bu ifade çoğu zaman doğru değildir. Burun akıntısı, boğaz kaşıntısı ve hafif halsizlikle seyreden birçok tablo soğuk algınlığıdır; gerçek grip, yani influenza ile karıştırılır. Bu yanılgı masum görünse de, toplum sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurur. Çünkü grip, hafif atlatılan sıradan bir kış hastalığı değil; her yıl dünya genelinde yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açan ciddi bir enfeksiyondur.
Soğuk Algınlığı mı, İnfluenza mı?
Soğuk algınlığı; en sık rhinovirüsler olmak üzere adenovirüsler ve bazı koronavirüs türlerinin neden olduğu, genellikle hafif seyirli bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Belirtiler çoğu zaman yavaş başlar ve günlük yaşamı sınırlı ölçüde etkiler.
İnfluenza ise influenza A ve B virüslerinin yol açtığı, daha ağır seyirli ve sistemik etkileri olan bir solunum yolu enfeksiyonudur. Hastalık genellikle ani başlangıçlıdır. Yüksek ateş, kuru öksürük, yaygın kas ve eklem ağrıları, şiddetli halsizlik ve baş ağrısı ön plandadır. Kişi kendini bir anda “yatağa düşmüş” hisseder. İşte bu ani ve belirgin kötüleşme, influenzayı soğuk algınlığından ayıran en önemli özelliktir.
İnfluenza virüsü damlacık yoluyla bulaşır ve çoğunlukla Ekim ayından Mart–Nisan dönemine kadar toplumda aktif olarak dolaşır. Bu dönem “grip sezonu” olarak tanımlanır ve vaka sayılarında belirgin artış beklenir.
Grip, Hafife Alınacak Bir Hastalık Değildir
Toplumda zaman zaman “mevsimsel nezle” kadar önemsiz görülebilen influenza, özellikle risk gruplarında hayatı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), her yıl dünya genelinde milyonlarca influenza vakası görüldüğünü ve yüz binlerce ölümün doğrudan ya da dolaylı olarak influenza ile ilişkili olduğunu raporlamaktadır.
İnfluenza özellikle şu gruplarda daha ağır seyreder:
-
65 yaş üzeri bireylerde,
-
5 yaş altı çocuklarda,
-
Gebelerde,
-
Kronik hastalığı olanlarda,
-
Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde.
Bu bireylerde grip; zatürre, solunum yetmezliği, kalp-damar komplikasyonları ve ölümle sonuçlanabilen ağır tablolara yol açabilir.
Aşı: İnfluenza’ya Karşı En Güçlü Koruma
Gripten korunmada en etkili yöntem influenza aşısıdır. Dünya Sağlık Örgütü, her yıl güncellenen grip aşısının uygulanmasını özellikle vurgular. Aşının içeriği, o sezon dolaşımda olması beklenen virüs suşlarına göre belirlenir ve grip sezonu başlamadan önce yapılması önerilir.
Grip aşısı tüm yaş grupları için önerilmekle birlikte, risk gruplarında hayat kurtarıcı öneme sahiptir. Aşının temel amaçları;
-
Hastaneye yatış riskini azaltmak,
-
Ağır grip vakalarını ve buna bağlı ölümleri önlemek,
-
Toplum bağışıklığını güçlendirmektir.
ABD Hastalık Kontrol Merkezleri’nin Aşı Uygulamaları Danışma Komitesi (ACIP), Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) ve diğer uluslararası rehberler, tüm yetişkinlerde yıllık grip aşısını önermektedir. Bu öneriler güçlü bilimsel kanıtlara dayanmaktadır.
“Aşı Oldum, Yine Grip Oldum” Yanılgısı
Grip aşısıyla ilgili en sık karşılaşılan yanlışlardan biri şudur:
“Aşı oldum ama yine grip oldum.”
Aslında bu cümle çoğu zaman, kişinin grip olmadığını gösterir. Çünkü grip aşısı, soğuk algınlığına yol açan diğer virüslere karşı koruma sağlamaz. Aşı olduktan sonra kişi başka bir solunum yolu virüsüyle enfekte olabilir ve bunu “grip oldum” şeklinde ifade edebilir. Ancak bu tablo, gerçek influenza değildir.
Grip aşısının amacı; influenzayı tamamen ortadan kaldırmak değil, influenza’ya bağlı ağır hastalık, komplikasyon ve ölüm riskini azaltmaktır.
Neden Her Yıl Aşı Olmalıyız?
İnfluenza virüsleri sık sık genetik ve antijenik değişim gösterir. Bu nedenle geçen yıl yapılan aşı, yeni sezonda dolaşıma giren virüslere karşı yeterli koruma sağlamayabilir. Ayrıca aşıyla oluşan bağışıklık zamanla azalır.
Bu yüzden DSÖ, CDC/ACIP ve ECDC gibi uluslararası otoriteler, her yıl yeni sezona özgü grip aşısının yapılmasını önermektedir.
Her nezle grip değildir;
ama influenza gerçekten ciddi ve önlenebilir bir hastalıktır.
Grip aşısını ihmal etmeyin.
Aşı, gribi hafif geçirmek için değil; ağır komplikasyonlardan ve ölümlerden korunmak için yapılır.