Bu sadece bir kaza haberi değil. Bu, bir genç kızın yüklenmek zorunda bırakıldığı görünmez ağırlıkların hikâyesi.
Henüz hayatı tanımaya çalışan bir çocuk… Ama üzerine yüklenen yargılar, fısıltılar, bakışlar… Sosyal medyanın hoyrat dili, mahalle baskısının görünmeyen duvarları… Bir çocuğun omuzlarına sığmayacak kadar ağırdı belki de.
Bugün herkes aynı soruyla yüzleşmeli:
Bir çocuk, kendini güvende hissetti mi?
Tehdit edildiği iddiaları var. Psikolojik destek alıp almadığı, herhangi bir koruma talebinin olup olmadığı henüz net değil. Ama ortada değişmeyen bir gerçek var:
Bu ülkenin çocukları, yalnız kalmamalı.
Bir olay yaşandığında, mağdurun kim olduğuna bakmadan onu ikinci kez yargılayan bir dil, en az olayın kendisi kadar yaralayıcıdır. Sosyal medyada linç kültürüyle büyüyen bu görünmez kalabalık, bazen bir hayatın en sessiz kırılma noktası oluyor.
Tuana artık yok. Ama onun ardından sorulması gereken sorular var.
Devlet, yalnızca suçluyu cezalandırmakla değil; mağduru korumakla da yükümlüdür. Bu koruma yalnızca fiziksel değil; psikolojik, sosyal ve dijital alanları da kapsamalıdır. Bir çocuğun adı bir dosyada geçtiği anda, onun etrafına görünmez bir koruma kalkanı örülmelidir.
Okullar, aileler, yerel yönetimler, sosyal hizmet birimleri… Herkesin bu zincirde bir halkası var. Ve o zincirin herhangi bir yerindeki kopukluk, bir çocuğu savunmasız bırakıyor.
Bu nedenle artık daha yüksek sesle söylemek gerekiyor:
Hiçbir Tuana yalnız kalmamalı.
Tehdit edenler bulunmalı. Sosyal medyada hedef gösterenler hesap vermeli. Mağdurlar için hızlı ve etkili koruma mekanizmaları devreye alınmalı. Psikolojik destek, bir seçenek değil; zorunlu bir refleks haline gelmeli.
Çünkü mesele yalnızca bir kayıp değil.
Mesele, bir daha aynı hikâyenin yazılmaması.
Tuana’nın ardından söylenecek her söz, aslında yaşayan çocuklar için bir çağrı olmalı.
Daha güçlü bir hukuk, daha duyarlı bir toplum, daha hızlı bir koruma sistemi…
Bir çocuğun hayatı, hiçbir söylentiden, hiçbir linçten, hiçbir ihmalkârlıktan daha değersiz değildir.
Tuana’ya Allah’tan rahmet…
Ama geride kalanlara düşen, sadece üzülmek değil.
Değiştirmek.