Diyabet ve obezite tedavisinde son yılların en çok konuşulan ilaç gruplarından GLP-1 reseptör agonistleri, bu kez kanser araştırmalarıyla gündemde. Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin 2026 yıllık toplantısında sunulan gerçek yaşam verilerine göre, GLP-1 kullanan bazı kanser hastalarında hastalığın metastatik evreye ilerleme oranı daha düşük bulundu.
Araştırmada evre I, II veya III düzeyinde akciğer, meme, kolorektal, karaciğer, prostat, böbrek ve pankreas kanseri bulunan 12 bin 112 hastanın sağlık kayıtları incelendi. Hastaların bir kısmı GLP-1 grubu ilaçları, diğer kısmı ise diyabet tedavisinde kullanılan DPP-4 inhibitörlerini kullanıyordu.
Verilere göre akciğer, meme, kolorektal ve karaciğer kanserlerinde GLP-1 kullanan hastalarda evre IV hastalığa ilerleme riski karşılaştırma grubuna göre yüzde 38 ile yüzde 50 arasında daha düşük görüldü. Akciğer kanserinde ilerleme oranı GLP-1 grubunda yüzde 10, karşılaştırma grubunda yüzde 22; meme kanserinde ise yüzde 10’a karşı yüzde 20 olarak bildirildi.
Kolorektal kanserde ilerleme oranı yüzde 13’e karşı yüzde 22, karaciğer kanserinde ise yüzde 19’a karşı yüzde 28 olarak kaydedildi. Prostat, pankreas ve böbrek kanserlerinde de GLP-1 kullananlarda daha düşük ilerleme eğilimi saptansa da bu farkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirtildi.
Araştırmacılar, GLP-1 ilaçlarının kanser biyolojisi üzerindeki olası etkisinin yalnızca kilo kaybı ile açıklanamayabileceğini; inflamasyonun azalması, metabolik dengenin iyileşmesi ve bağışıklık yanıtı üzerindeki etkilerin de rol oynayabileceğini değerlendiriyor.
Bununla birlikte çalışma, randomize kontrollü bir klinik araştırma değil; geriye dönük gerçek yaşam verilerine dayanıyor. Bu nedenle sonuçlar GLP-1 ilaçlarının kanseri doğrudan yavaşlattığını kanıtlamıyor. Uzmanlara göre bu bulgular umut verici olsa da tedavi kararlarını değiştirmeden önce kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç var.
GLP-1 ilaçları hâlen diyabet ve obezite tedavisinde hekim kontrolünde kullanılan ilaçlar arasında yer alıyor. Kanser hastalarının bu ilaçları kendi başına kullanmaya başlamaması, mevcut tedavileriyle ilgili tüm kararları onkoloji ve endokrinoloji uzmanlarıyla birlikte değerlendirmesi gerekiyor.