Son birkaç yıldır ortalıkta bir mucize dolaşıyor: GLP-1 iğneleri. Hani şu herkesin “Ozempic’le yok oldum”, “Mounjaro mucizesi” diye anlattığı iğneler… Kiminle konuşsam biri ya kullanıyor ya da başlamayı düşünüyor. Sağlık sektöründe “obezite tedavisinde devrim” diye sunulan bu ilaçlar gerçekten de iştahı ciddi biçimde azaltıyor; kilo kaybı ise çoğu kişinin hayatında ilk kez bu kadar hızlı ve belirgin oluyor. Fakat geçen haftalarda Oxford Üniversitesi’nin yayımladığı geniş kapsamlı bir meta-analiz, bu mucize hikâyesinin altına küçük bir dipnot düşüverdi: İlaç bitince, kilo geri geliyor.
BMJ’de yayımlanan çalışmanın sonuçları oldukça net. GLP-1 ve benzeri kilo verme ilaçlarını bırakan kişiler ortalama ayda 0,4 kilo geri alıyor. Semaglutide ve tirzepatide gibi “yeni nesil” ilaçlarda bu rakam 0,8 kiloya kadar çıkıyor. Yani bir buçuk yıl içinde çoğu kişi ilaca başlamadan önceki kilosuna geri dönüyor. Hikâye aslında basit. Vücut eski hâlini sever. Hatta öyle sever ki kilo verildiğinde hormonlardan metabolizmaya kadar tüm sistemi alarma geçirir. “Aç kalıyoruz” paniği başlar, iştah artar, enerji harcaması düşer. Bu biyolojik savunmayı geçici olarak devre dışı bırakan şey ilaçtır; ilaç kesildiğinde ise vücut yeniden direksiyona geçer.
Sadece kilo mu geri geliyor? Keşke öyle olsaydı. Araştırma, tansiyon ve kan şekeri gibi sağlık göstergelerinin de 1 ila 1,5 yıl içinde eski seviyelerine döndüğünü ortaya koyuyor. Yani sağlık kazanımları kalıcı değil; ilaç olduğu sürece varlar. Aynı araştırma ekibi daha önce diyet ve egzersiz odaklı davranışsal programları da incelemişti. Sonuç şu: İlaçlar daha hızlı kilo verdiriyor ama tedavi sonrası kilo geri dönüş hızı davranışsal yöntemlerin üç katı. Çünkü ilaç iştahı baskılarken kişi çoğu zaman yeni bir yaşam biçimi geliştirme fırsatını bulamıyor.
Peki bu ilaçlar işe yaramıyor mu? Elbette yarıyor. Sorun, onlardan bir mucize beklememiz. Oysa obezite artık kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor ve kronik hastalıkların kronik tedavileri vardır. Diyabet ilacını bırakınca şeker yükselir, hipertansiyon ilacını bırakınca tansiyon. GLP-1 iğneleri de bu listeye eklenmiş durumda. Bu yüzden uzmanlar “Bu iğneleri kısa süre kullanayım, hayatım değişsin” beklentisinin gerçekçi olmadığını söylüyor. GLP-1 ilaçları ancak uzun vadeli bir planın parçası olursa anlamlı. Beslenme alışkanlıkları değişecek, hareket artacak, kişi bedeniyle barışık bir rutine girecek ve ilaç bu süreci destekleyecek.
Ayrıca her kilo kaybı aynı değil. Bu ilaçlarla verilen ağırlığın tamamı yağdan gitmiyor. Yaşla birlikte zaten beklenen kas kaybı hızlanıyor; beden yalnızca hafiflemiyor, aynı zamanda zayıflıyor. Tartıda gördüğümüz eksilen kilo bizi aldatabiliyor. Kas gidiyor, güç gidiyor. “Sadece ince olmak” ile “sağlıklı olmak” arasındaki fark da burada belirginleşiyor. Yağ kaybederken kas kütlesini, kalp kapasitesini ve akciğerlerin solunum verimini korumak, hatta artırmak, sağlıklı yaşlanmanın temelini oluşturuyor. Güçlü olmayan bir beden, ince olsa da kırılgan kalıyor.
Son söz şu: GLP-1 iğneleri obezite tedavisinin ezberini bozdu mu? Evet. Mucize mi? Hayır. Belki de sorun bizdedir. Tıbbın uzun yol dediği şeye hâlâ kestirme arıyoruz. GLP-1 ilaçları o kestirmelerden biri değil. Daha çok, uzun bir yolculuk için arabanın deposunu bir süreliğine doldurmak gibi. Depo bittiğinde yine yol size bakar. Çünkü hedef sadece zayıflamak olmamalı; yağ kaybederken kası, kalbi ve akciğer sağlığını korumak, bedeni güçlü ve fonksiyonel kılmak sağlıklı yaşlanmanın gerçek temelidir.
Kaynaklar
West S, Scragg J, Aveyard P ve ark. Weight regain after cessation of medication for weight management: systematic review and meta-analysis. BMJ 2026;392:e085304. doi:10.1136/bmj-2025-085304.
Liu Z, Weeldreyer N, Angadi SS. Incretin Receptor Agonism, Fat-free Mass, and Cardiorespiratory Fitness: A Narrative Review. Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism 2025;110(10):2709-2717. doi:10.1210/clinem/dgaf335.