Elektrokonvülsif tedavi, kısa adıyla EKT, psikiyatride uzun yıllardır kullanılan ancak kamuoyunda en çok tartışılan tedavi yöntemlerinden biri olarak biliniyor. Özellikle ağır depresyon, tedaviye dirençli depresyon, katatoni ve bazı ağır psikiyatrik tablolarda başvurulan bu yöntem, etkili olabileceği kadar yan etkileri nedeniyle de yakından izlenmesi gereken bir tedavi olarak değerlendiriliyor.

EKT nedir?

EKT, yani elektrokonvülsif tedavi, kontrollü tıbbi koşullar altında beyne kısa süreli elektrik akımı verilerek yapay bir nöbet oluşturulmasına dayanan bir psikiyatrik tedavi yöntemidir.

Bu işlem günümüzde eski dönemlerdeki uygulamalardan farklı olarak genel anestezi altında ve kas gevşetici ilaçlarla yapılır. Hasta işlem sırasında ağrı hissetmez. Uygulama genellikle hastane ortamında, psikiyatri, anestezi ve ilgili sağlık ekiplerinin gözetiminde gerçekleştirilir.

EKT seansları çoğu zaman tek uygulamayla sınırlı kalmaz. Hastanın klinik durumuna göre birkaç hafta boyunca birden fazla seans yapılabilir. Tedavinin amacı, beynin elektriksel ve kimyasal işleyişinde değişiklik oluşturarak özellikle ağır depresif belirtilerin hafiflemesini sağlamaktır.

Hangi hastalarda gündeme gelir?

EKT genellikle ilk seçenek olarak kullanılmaz. Daha çok ilaç tedavisi, psikoterapi veya diğer yöntemlere yeterli yanıt alınamayan ağır durumlarda değerlendirilir.

En sık gündeme geldiği durumlar arasında tedaviye dirençli ağır depresyon, intihar riskinin yüksek olduğu vakalar, katatoni, bazı ağır mani tabloları ve hızlı müdahale gerektiren psikiyatrik krizler yer alır.

Çocuklar neden suça ve şiddete yöneliyor? Uzmanlar uyarıyor
Çocuklar neden suça ve şiddete yöneliyor? Uzmanlar uyarıyor
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle EKT, sıradan bir üzüntü, geçici moral bozukluğu ya da hafif depresyon için kullanılan basit bir yöntem değildir. Daha çok ağır, dirençli ve yaşamı ciddi biçimde etkileyen klinik tablolarda hekim kararıyla gündeme gelir.

Neden hâlâ tartışılıyor?

EKT’nin tartışmalı olmasının birkaç nedeni var. Birincisi, yöntemin tarihsel olarak toplum hafızasında sert ve travmatik görüntülerle yer edinmiş olmasıdır. Günümüzdeki uygulamalar modern anestezi ve güvenlik protokolleriyle yapılsa da, geçmişteki kötü temsil biçimleri EKT’ye yönelik kaygıyı canlı tutuyor.

İkinci ve daha güncel tartışma ise hafıza kaybı, bilişsel etkiler ve yaşam kalitesi üzerinde yoğunlaşıyor. Bazı hastalar EKT’den belirgin fayda gördüğünü bildirirken, bazı hastalar ve yakınları tedavi sonrası bellek sorunları, dikkat güçlüğü, yorgunluk ve günlük yaşamda zorlanma gibi etkiler yaşandığını ifade ediyor.

Tam da bu nedenle EKT, tıbbın en hassas karar alanlarından biri olarak görülüyor. Çünkü mesele yalnızca tedavinin etkili olup olmadığı değil; bu etkinin hangi bedelle, hangi hastada ve ne kadar süreyle ortaya çıktığıdır.

Yeni çalışma ne söylüyor?

Tartışmayı yeniden gündeme taşıyan son çalışma, Psychology and Psychotherapy: Theory, Research and Practice dergisinde yayımlandı. Araştırmada EKT uygulanan kişilerin yakınları ve arkadaşlarının gözlemleri değerlendirildi.

Çalışmaya 22 ülkeden 286 kişi katıldı. Katılımcıların 216’sı EKT alan bireylerin yakını, 70’i ise arkadaşıydı. Araştırma, EKT’nin yalnızca klinik sonuçlarına değil, tedavi sonrası günlük yaşama ve yakın çevrenin gözlemlerine odaklandı.

Yakınların anlattıkları dikkat çekti

Araştırmada katılımcıların yüzde 45’i, EKT’nin uygulanma nedeni olan psikiyatrik sorunda bir iyileşme gördüğünü belirtti. Buna karşılık yüzde 42’si, tedavi sonrası durumun daha kötüye gittiğini düşündüğünü ifade etti.

Yaşam kalitesi başlığı ise daha çarpıcı bir tablo ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 61’i, EKT sonrası yakınlarının genel yaşam kalitesinin kötüleştiğini bildirdi. İyileşme bildirenlerin oranı ise yüzde 32’de kaldı.

En sık bildirilen sorun: Hafıza kaybı

Araştırmada en çok öne çıkan yan etki uzun süreli hafıza kaybı oldu. Katılımcıların önemli bir bölümü, EKT sonrası yakınlarında belirgin bellek sorunları gözlemlediğini ifade etti.

Bu sorunların yalnızca kısa süreli unutkanlıkla sınırlı kalmadığı, bazı vakalarda üç yıldan uzun sürdüğü bildirildi. Bunun yanında dikkat güçlüğü, yorgunluk, duygusal küntlük, bağımsızlık kaybı ve kişilerarası ilişkilerde bozulma gibi etkiler de rapor edildi.

“Bana önerilse yaptırır mıydım?” sorusuna çoğunluk “hayır” dedi

Araştırmada katılımcılara, “Bir psikiyatrist size gerekli olduğunu söyleseydi EKT yaptırır mıydınız?” sorusu da yöneltildi.

Katılımcıların yüzde 72’si bu soruya “hayır” yanıtını verdi. Bu sonuç, EKT’ye yönelik çekincenin yalnızca hastalarla sınırlı olmadığını; aileler, arkadaşlar ve yakın çevrede de güçlü bir kaygı bulunduğunu gösterdi.

EKT tamamen reddedilen bir tedavi mi?

Hayır. EKT, tıp literatüründe özellikle ağır ve tedaviye dirençli depresyon vakalarında hâlâ etkili bir seçenek olarak kabul ediliyor. Bazı hastalarda hızlı ve belirgin klinik iyileşme sağlayabildiği biliniyor.

Ancak yeni araştırma, EKT’nin her hasta için aynı sonucu vermediğini ve tedavi sonrası uzun dönem etkilerin daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Bu nedenle EKT kararı, yalnızca “hastalık ağır mı?” sorusuyla değil; hastanın geçmişi, diğer tedavilere verdiği yanıt, bilişsel riskler, aile gözlemleri, bilgilendirilmiş onam süreci ve tedavi sonrası takip planıyla birlikte ele alınmalı.

Asıl mesele bilgilendirilmiş onam

EKT gibi güçlü etkileri olan tedavilerde hastaya ve ailesine sürecin açık biçimde anlatılması büyük önem taşıyor. Tedavinin ne olduğu, nasıl uygulandığı, hangi faydaların beklendiği, hangi yan etkilerin görülebileceği ve hafıza sorunlarının ne kadar sürebileceği anlaşılır bir dille paylaşılmalı.

Çünkü EKT tartışmasının merkezinde artık yalnızca tıbbi etkinlik değil, hastanın tedavi sonrası hayatı da var. Hafıza, bağımsızlık, sosyal ilişkiler ve yaşam kalitesi, klinik karar sürecinin ayrılmaz parçası olmak zorunda.

Sonuç: EKT kararı kişiye özel verilmeli

Yeni araştırma, EKT’nin psikiyatrideki yerini tamamen ortadan kaldıran bir veri sunmuyor. Ancak tedavinin fayda-risk dengesinin daha dikkatli tartılması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.

EKT bazı hastalar için ağır depresyonun karanlık tünelinde çıkış kapısı olabilir. Fakat bazı hastalar için hafıza ve yaşam kalitesi üzerinde uzun süreli izler bırakabileceği iddiaları da ciddiyetle ele alınmalıdır.

Bu nedenle EKT, hızlı ve kolay bir çözüm gibi değil; ayrıntılı değerlendirme, açık bilgilendirme, yakın takip ve kişiye özel karar gerektiren ciddi bir tıbbi müdahale olarak görülmelidir.