Bilim insanları, susuzluk ya da fiziksel hasar altındaki bitkilerin ultrasonik sesler yayabildiğini belirledi.
İnsan kulağı bu sesleri duyamıyor. Çünkü kaydedilen sesler, işitme sınırımızın üstünde kalan yüksek frekanslarda oluşuyor. Buna rağmen araştırmacılar, bu sinyallerin bazı böcekler ve küçük memeliler tarafından algılanabileceğini düşünüyor.
Çalışmada özellikle susuz bırakılan ve gövdesi kesilen bitkilerin daha sık ses çıkardığı görüldü. Araştırmacılar, stres altındaki bitkilerin saatte onlarca ses üretebildiğini, sağlıklı bitkilerde ise bu sayının çok daha düşük kaldığını bildirdi.
Bilim dünyasına göre bu seslerin kaynağı büyük ölçüde bitkinin su taşıma sisteminde yaşanan fiziksel değişimler olabilir. Özellikle kuraklık sırasında ksilem dokusunda oluşan hava kabarcıkları ve gerilim değişimleri, bu ultrasonik titreşimlerin nedeni olarak değerlendiriliyor. Bu da bitkinin adeta strese girdiğinde “akustik iz” bıraktığı anlamına geliyor.
Konunun en dikkat çekici tarafı ise bunun yalnızca laboratuvar merakı olmaması. Araştırmacılar, bu seslerin gelecekte tarımda erken uyarı sistemi gibi kullanılabileceğini düşünüyor. Yani bir bitkinin susuz kaldığı, hastalandığı ya da fiziksel stres yaşadığı, henüz yaprakları solmadan akustik yöntemlerle anlaşılabilir. Bu da su yönetimi ve ürün verimliliği açısından yeni bir kapı aralayabilir.
Daha yeni çalışmalar da bu alanın büyüdüğünü gösteriyor. 2025 ve 2026’da yayımlanan araştırmalar, bitkilerin çıkardığı bu ultrasonik sinyallerin bazı böceklerin davranışlarını etkileyebileceğine ve tarımsal stresin erken tespitinde kullanılabileceğine işaret etti. Ancak uzmanlar yine de önemli bir uyarı yapıyor: Bu bulgular, bitkilerin insanlar gibi “konuştuğu” ya da bilinçli şekilde seslendiği anlamına gelmiyor. Ortada ölçülebilir biyofiziksel sinyaller var, ama bunun popüler dilde abartılmaması gerekiyor.