Danıştay, söz konusu kodun kişisel verilerin korunması ve çalışma hakkı bakımından hukuka aykırı olduğuna hükmederek iptaline karar verdi.
Karara konu dava, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin Ek-5 sayılı ekinde yer alan “sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)” ifadesine karşı açıldı. Davacı, işverenin tek taraflı beyanına dayalı fesih gerekçesinin SGK sistemine işlenmesinin, bu kaydın fiilen diğer işverenler tarafından görülebilir hale gelmesine yol açtığını ve yeni bir iş bulmasını neredeyse imkansız kıldığını belirtti. Ayrıca feshe ilişkin iş mahkemesinde açılmış bir dava bulunduğu, dolayısıyla fesih nedeninin henüz kesinleşmediği vurgulandı.
Yargılama sürecinde davacı taraf; bu uygulamanın masumiyet karinesini zedelediğini, özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini, çalışma ve sözleşme hürriyeti ile eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu ihlal ettiğini ileri sürdü.
Davalı idare ise işten çıkış kodlarının yalnızca fesih gerekçesini değil, çalışanın kıdem ve ihbar tazminatı ile işsizlik ödeneği gibi haklara erişimini de belirlediğini savundu. Kodların doğru girilmesinin hukuki güvenliği sağladığı ve objektif bir ölçüt oluşturduğu iddia edildi.
Danıştay incelemesinde, işten ayrılış nedeninin kimliği belirli bir kişiye ilişkin olması nedeniyle kişisel veri niteliği taşıdığı açıkça ifade edildi. Kararda, işverenin “ahlak ve iyi niyet” iddiasının hangi fiillere ve hangi delillere dayandığı ortaya konulmadan, yalnızca bir yönetmelik hükmüyle Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına işlenmesinin, kişinin hem mevcut durumunu hem de sonraki çalışma hayatını ciddi biçimde olumsuz etkilediği vurgulandı.
Danıştay ayrıca, işverenin tek taraflı ve henüz yargı denetiminden geçmemiş beyanına dayalı bir fesih nedeninin kesinleşmeden kayda geçirilmesinin ve “ahlak ve iyi niyet” gibi geniş, ayrıştırılmamış bir başlık altında kodlanmasının; kişisel verilerin doğru, güncel, amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü işlenmesi ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti.
Karar, işten çıkarılan çalışanların damgalanmasına yol açan uygulamalara karşı önemli bir içtihat olarak değerlendiriliyor. Hukukçulara göre bu iptal kararı, hem SGK uygulamalarında hem de işverenlerin fesih bildirimlerinde daha dikkatli ve ölçülü bir yaklaşımın önünü açacak.