Doğum: 1919, Harput (Elazığ)
• Vefat: 28 Mart 2001
• Alan: Kardiyoloji
• Unvan: Prof. Dr.
• Bilinen Yönü: Türkiye’de modern kardiyolojinin kurucu isimlerinden biri; hoca, yazar ve halk sağlığı savunucusu
Hayatının Özeti
Anadolu’nun kadim ilim merkezlerinden Harput’ta doğan Celal Öker, erken yaşlarda kitaplarla çevrili bir evde büyüdü. Babası öğretmendi; evde İbn-i Sina’dan Maimonides’e uzanan klasikler bulunurdu. Bu entelektüel iklim, onun meslek pusulasını daha çocuklukta belirledi.
Elazığ Lisesi’ndeki parlak öğrencilik yıllarının ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine girdi. II. Dünya Savaşı’nın yoklukları içinde geçen bu yıllar, Öker’in disiplinini ve bilim ahlakını keskinleştirdi. Fakültede, Nazi Almanyası’ndan Türkiye’ye sığınan bilim insanlarından aldığı eğitim, ona yalnızca tıbbı değil, hastaya saygıyı ve bilimsel titizliği de öğretti.
Kardiyolojiye Giden Yol
1943’te mezuniyet ve askerlik dönemi, onun için bir karar anıydı. Zorlu koşullarda artan kalp şikayetlerini gözlemledi ve kalp hastalıklarının Türkiye’de bilimsel bir çerçevede ele alınması gerektiğine kanaat getirdi.
1950’lerde İsviçre’ye giderek Zürih Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsünde ihtisas yaptı. Modern EKG, efor testleri ve koroner bakım yaklaşımlarıyla tanıştı. Öğrendiğini yalnızca not almakla kalmadı; Türkiye’ye nasıl uyarlanacağını planladı.
Türkiye’de Bir Dönüm Noktası
1955’te yurda döndüğünde, Ankara’da Türkiye’nin ilk modern kardiyoloji ünitelerinden birinin kurulmasına öncülük etti. Laboratuvar kurdu, protokoller yazdı, ekipler yetiştirdi. Meslektaşlarının ifadesiyle, onun laboratuvarı “Ankara’nın ortasında küçük bir Avrupa adası”ydı.
Teknolojiye mesafesizdi ama insanı merkeze koyardı. Öğrencilerine sıkça şu öğüdü verirdi:
“Cihazlar araçtır. Asıl tanı; elinizde, kulağınızda ve kalbinizdedir.”
Akademisyen, Hoca, Yazar
• Bilim İnsanı: Hastalarını uzun süre dinler, ayrıntılı el yazısı notlar tutardı. Bu notlar yıllarca eğitim materyali olarak dolaştı.
• Eğitmen: Yüzü aşkın akademisyen yetiştirdi. Öğrencilerine yalnızca bilgi değil, hekimlik etiği aşıladı.
• Yazar: Kalp Hastalıklarında Tanı Yöntemleri (1965) kitabı, bir kuşağın başvuru kaynağı oldu. Türkçe tıp terminolojisinin yerleşmesine önemli katkı sağladı.
Memlekete Vefa
Harput’u hiç unutmadı. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesinin kuruluş sürecinde danışmanlık yaptı, Elazığ’daki sağlık kurumlarına ekipman ve eğitim desteği verdi. 1978’de Elazığ’da yaptığı konuşmada “Bu topraklara borçluyum” cümlesi, onun vefa anlayışını özetliyordu.
Son Yıllar ve Miras
1984’te resmen emekli olsa da çalışmayı bırakmadı. Türk Kardiyoloji Vakfı çatısı altında halk sağlığına odaklandı, medya yoluyla kalp sağlığı bilincini yaymaya çalıştı.
2001’de aramızdan ayrıldığında ardında yalnızca yayınlar değil, bir hekimlik felsefesi bıraktı:
“Tıp, teknoloji ile insanlığın buluştuğu yerdir.”
Neden Hatırlanmalı?
Bugün kalp-damar hastalıkları hâlâ başat ölüm nedenleri arasında. Celal Öker’i hatırlamak; bilimi Anadolu’nun vicdanıyla buluşturan bir kuşağın emeğini hatırlamaktır. Kökleri Harput’ta, dalları evrensel bilimde olan bir çınarın gölgesidir bu.
Genç hekimler ve öğrenciler için onun hayatı, yalnızca bir biyografi değil; idealizm, vefa ve insan merkezli tıp dersidir.