Uzmanlara göre yöntem, doğru hasta seçimi ve hekim kontrolüyle kan şekeri yönetiminde etkili bir yaşam tarzı seçeneği olabilir.
Diyabet tedavisinde beslenme düzeni uzun süredir tedavinin temel başlıkları arasında yer alıyor. Ancak son yıllarda öne çıkan aralıklı oruç, artık yalnızca popüler bir diyet modeli olarak değil, klinik uygulamada değerlendirilebilecek bir yöntem olarak tartışılıyor.
The Lancet Diabetes & Endocrinology’de yayımlanan değerlendirmede, aralıklı orucun tip 2 diyabetli yetişkinlerde HbA1c, açlık kan şekeri, gün içi glukoz düzeyi ve vücut ağırlığı üzerinde olumlu etkiler gösterebildiği belirtildi. Çalışmada zaman kısıtlı beslenme, 5:2 diyeti ve orucu taklit eden diyet gibi farklı aralıklı oruç modellerinin ele alındığı aktarıldı.
Araştırmacılar, mevcut klinik çalışmaların aralıklı orucun kan şekeri kontrolünde kalori kısıtlamasına benzer etki gösterebildiğine işaret ettiğini vurguladı. Ancak bu yöntemin herkes için uygun olmadığına dikkat çekildi.
Özellikle insülin veya kan şekerini düşüren ilaç kullanan kişilerde hipoglisemi riski nedeniyle aralıklı oruç mutlaka hekim kontrolünde planlanmalı. Uzmanlara göre ilaç dozlarının ayarlanması, kan şekeri takibi ve hastanın genel sağlık durumunun değerlendirilmesi bu süreçte kritik önem taşıyor.
Değerlendirmede, prediyabetli bireylerde de aralıklı orucun kan şekeri düzeyleri üzerinde yarar sağlayabileceği ifade edildi. Buna karşın tip 1 diyabet ve gebelik diyabeti için mevcut verilerin henüz öneri yapmaya yeterli olmadığı belirtildi.
Uzmanlar, aralıklı orucun diyabette “tek başına tedavi” olarak görülmemesi gerektiğini, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kilo yönetimi ve düzenli tıbbi takiple birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Yeni yayın, diyabet tedavisinde yaşam tarzı müdahalelerinin giderek daha kişiselleştirilmiş hale geldiğini gösteriyor. Buna göre aralıklı oruç, uygun hastalarda hekim gözetiminde uygulanabilecek seçeneklerden biri olarak kılavuzlarda daha fazla yer bulabilir.