Uyku Apnesi: Gece Nefesin Durması, Gündüz Hayatın Aksaması

Uyku apnesi, toplumda sanılandan çok daha yaygın olmasına rağmen çoğu zaman fark edilmeyen, tanı almadan yıllarca sessizce ilerleyebilen önemli bir sağlık sorunudur. Oysa tedavi edilmediğinde yalnızca uykuyu değil, kalpten metabolizmaya, ruh hâlinden günlük iş performansına kadar hayatın pek çok alanını olumsuz etkiler. Kardiyovasküler hastalıklar, metabolik bozukluklar, depresyon, iş kazaları ve trafik kazaları bu tablonun en sık görülen sonuçları arasındadır.

Uyku apnesinin görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Erkeklerde bu hastalığın gelişme riski kadınlara göre yaklaşık iki kat fazladır.

Uyku Apnesinin Türleri Nelerdir?

Uyku apnesinin en sık karşılaşılan iki tipi obstrüktif uyku apnesi ve merkezi uyku apnesidir.

Merkezi uyku apnesinde sorun, beynin solunumu yöneten merkezlerinden kaynaklanır. Beyin, uyku sırasında solunum kaslarına yeterli sinyali gönderemez ve kişi farkında olmadan nefes döngülerini kaçırır.

Obstrüktif uyku apnesinde ise beyin nefes almak için sinyal göndermeye devam eder; ancak üst hava yollarında oluşan fiziksel daralma nedeniyle hava geçişi engellenir. Bu durumun en sık nedenleri obeziteye bağlı ya da anatomik yapıdan kaynaklanan aşırı yumuşak doku fazlalığıdır. Dil, yumuşak damak ve boğaz yan duvarlarındaki dokular hava yolunu daraltarak solunumu zorlaştırır.

Obstrüktif uyku apnesi; hipertansiyon, koroner arter hastalığı, pulmoner hipertansiyon, felç, kalp ritim bozuklukları ve erken ölüm açısından güçlü bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir.

Hangi Belirtiler Uyarıcı Olmalı?

Uyku apnesi olan hastalar genellikle gece solunum bozuklukları, sık uyanmalar, horlama ve gündüz aşırı uyku hali gibi şikâyetlerle başvurur. Aşağıdaki yakınmaların varlığında mutlaka uyku apnesi açısından değerlendirme yapılmalıdır:

Yüksek Sesli Horlama:
Aile birekleri tarafından sıklıkla dile getirilen, rahatsız edici düzeyde horlama, üst hava yolu tıkanıklığının en yaygın göstergelerindendir.

Tanıklı Apneler:
Eşler ya da yakınlar, uyku sırasında nefesin durduğunu, kişinin aniden nefes nefese kaldığını fark edebilir. Bu durum ciddi hava akımı kısıtlamasına işaret eder.

Gündüz Aşırı Uyku Hali:
Gece yeterli süre uyunduğu düşünülse bile gündüzleri bastırılamayan uyku hali yaşanır. Bu durum dikkat ve konsantrasyonu azaltır, iş verimini düşürür ve kaza riskini artırır.

Sabah Baş Ağrıları:
Sabahları baş ağrısıyla uyanmak sık görülen bir yakınmadır. Gece boyunca yaşanan oksijen düşüşleri ve karbondioksit artışı, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir.

Onarıcı Olmayan Uyku:
Hastalar, yatakta uzun süre kalmalarına rağmen dinlenmiş hissetmediklerini ifade eder. Konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, sinirlilik ve gün boyu süren yorgunluk bu tabloya eşlik edebilir.

Uyku Apnesi Nasıl Değerlendirilir?

Uyku apnesi şüphesinde ilk aşamada bazı tarama anketlerinden yararlanılabilir. Bu anketler tanı koydurmaz ancak risk düzeyini belirlemede yol göstericidir.

En sık kullanılan anketlerden biri, kişinin gündüz uykuya dalma eğilimini ölçen değerlendirme testleridir. Okurken, televizyon izlerken, toplantıda otururken ya da trafikte beklerken uyuklama ihtimali sorgulanır.

Bir diğer yaygın tarama aracı ise STOP-BANG skorudur. Bu değerlendirme; horlama, gündüz yorgunluğu, tanıklı apne, hipertansiyon öyküsü, vücut kitle indeksi, yaş, boyun çevresi ve cinsiyet gibi faktörleri birlikte ele alır.

Kesin Tanı ve Tedavi

Uyku apnesinin kesin tanısı için gece polisomnografisi yapılır. Uyku sırasında solunum, kalp ritmi, oksijen düzeyi ve uyku evrelerinin eş zamanlı izlendiği bu test, tanıda altın standarttır.

Uyku apnesi tedavisinde farklı seçenekler bulunsa da günümüzde en etkili ve yaygın yöntem, pozitif havayolu basıncı (PAP) cihazlarıdır. Bu cihazlar, uyku sırasında hava yollarının açık kalmasını sağlayarak hem gece solunumu düzeltir hem de gündüz yaşam kalitesini belirgin biçimde artırır.

Unutulmamalıdır ki uyku apnesi sadece “horlama sorunu” değildir. Zamanında tanı ve doğru tedaviyle, hem kalp sağlığını hem de yaşam kalitesini korumak mümkündür.