İyodun, tiroidin doğal bir bileşeni olduğu 1896’da anlaşılmış olsa da hikaye aslında çok daha eskiye dayanıyor. Günümüzden yaklaşık 5 bin yıl öncesinden beridir Çin ve Hint tıbbında deniz yosunu başta olmak üzere bazı deniz ürünlerinin guatr tedavisinde kullanılageldiğini elimizdeki kaynaklardan anlıyoruz.

Ama onlar ne guatrın tiroid adında bir organın büyümesi olduğundan ne de deniz ürünlerindeki iyottan haberdardılar. Fransız kimyager Bernard Courtois yanmış deniz yosununa sülfirik asit eklediğinde menekşe renkli bir duman oluştuğunu ve soğuk yüzeye teması halinde mor kristallere dönüştüğünü hayretle izlemiş. 1811’de bulunan bu yeni elemente Yunanca’da mor anlamına gelen “iyot” dediler.

İyot bizim için bir iz (eser) element. Vücudumuzda üretemediğimiz, besin öğeleriyle mutlaka almamız gereken ama azıcık miktarı kafi gelen bir mineral. Şu anki bilgilerimize göre günde yaklaşık 150 mcg iyot tiroid hormonu üretimi başta olmak üzere, organ ve sistemlerin gelişimi, zihinsel gelişim, antioksidan, antiproliferatif, immünmodülatör, antiseptik etkiler için yeterli görünüyor. Deniz-okyanusların, kayalar ve toprağın tabiattaki iyot kaynağı olduğunu biliyoruz. Su, toprakta yetişen bitkiler ve onları tüketen hayvanlar yoluyla insanoğlu iyot gereksinimini karşılamaya çalışıyor. Ama dünyada birçok bölgede iyot eksikliği olduğu, yapılan araştırmalarla gösterildi. Maalesef ülkemizin geneli de iyot eksikliği ve dolayısıyla da endemik guatr bölgesi. Günlük iyot gereksinimini tam anlamıyla karşılamak ve guatr, tiroid nodülü oluşumunu daha da önemlisi endemik kretenizm denilen gebelikteki iyot eksikliğine bağlı hipotiroidili bebeklerin doğmasını önlemek amacıyla ülkemizde yaklaşık 30 yıldır tuzlar standart bir şekilde iyotlanıyor. Avrupa ve Amerika ise tuzların iyotlanması işini yaklaşık 100 yıldır uyguluyor. Himalayalar gibi dağlık kayalık bölgeler de iyot açısından oldukça fakir. Uygun koşullarda hazırlanıp denetimden geçirilmiş olan standart iyotlu tuzlar haricindeki tuzlardan (mesela kaya tuzu, Himalaya tuzu vs gibi) günlük iyot ihtiyacını karşılamamız mümkün değil.

İşin ironik tarafı şu ki, iyotlu tuz kullanımını sakıncalı gösteren ama Lugol gibi aşırı dozda iyotlu takviye kullanımını özendiren, şiddetle tavsiye eden bir grup insan var. Maalesef bunların bir kısmı da sağlık sektöründe çalışıyor. Yetişkin bir insan vücudunun tahammül edebileceği iyot miktarı günlük 900 mcg dır. Fazlası zehir anlamına gelir. % 5 lik lügol solüsyonunundan 1 damla bile kullansanız günlük sınırı 6-7 kat aşmış olursunuz. Fazla iyot ne yapar? Tiroidde birikir. Eğer kısa süre ve aşırı miktarda kullanılmadıysa bir süre sonra tiroid bezi toparlayacaktır. Eğer iyot eksik bölgede yaşıyorsanız veya altta yatan bir tiroid sorununuz varsa tiroid bezinin çalışmasını yavaşlatabilir. Tam tersine aşırı çalışmasına sebep olabilir, hatta otoimmüniteyi tetikleyerek tiroidit yapabilir. Bu etkiler iyotun ne kadar dozda ve ne kadar süre kullanımıyla da ilgili olarak değişir. İyotun ciltten de kana geçişi vardır ve sırt-göğüs gibi bölgelere iyot uygulamalarında da benzer yan etkiler ortaya çıkabilir. Yüksek doz iyot tüketildiğinde bağışıklık sisteminin güçlendiği ve enfeksiyonlardan korunulduğuna dair şu an için elimizde yeterli düzeyde kanıt yok.

Sözün özü şu ki; tuz tüketimi konusunda ölçülü olalım, günde 4-6 gr iyotlu tuz alımı ile günlük iyot ihtiyacımızı karşılamış oluruz. İyot takviyesini ise sadece gebelik planı olan, gebe ve emziren kadınlara o da günde 150-200 mcg olacak şekilde öneriyoruz.