Beyin hücrelerinde meydana gelen anormal ve ani elektriksel boşalımlar, kısa süreli nöbetlere yol açar. Halk arasında “sara hastalığı” olarak da bilinen epilepsi, çoğunlukla aralıklı nöbetlerle seyreder; ancak doğru tanı ve uygun tedaviyle büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır.
Dünya genelinde epilepsi, nüfusun yaklaşık yüzde 1’ini etkilemektedir. Kadın ve erkekler arasında görülme sıklığı açısından belirgin bir fark bulunmaz. Her yıl dünyada yaklaşık 2,4 milyon kişiye yeni epilepsi tanısı konulmaktadır. Ülkemizde ise epilepsi hastası sayısının yaklaşık 850 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakamlar, epilepsinin sanıldığından çok daha yaygın bir sağlık sorunu olduğunu göstermektedir.
Epilepsi Her Yaşta Görülebilir
Epilepsi; genetik yatkınlık, doğum sırasında yaşanan beyin hasarları, beyin enfeksiyonları, beyin damar hastalıkları, kafa travmaları, bazı ilaçlar ve toksik maddelere maruziyet gibi pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenle epilepsi, bebeklik döneminden ileri yaşlara kadar hayatın her evresinde görülebilir.
Çoğu hasta için epilepsi uzun süreli takip ve tedavi gerektiren bir hastalıktır. Nöbetlerin yeterince kontrol altına alınamaması durumunda, bireyin günlük yaşamı, eğitimi, mesleki üretkenliği ve sosyal ilişkileri ciddi biçimde etkilenebilir. Bu nedenle erken tanı ve düzenli tedavi hayati önem taşır.
Epilepsi Nöbetleri Nasıl Ortaya Çıkar?
Epilepsi tek tip bir hastalık değildir; nöbetler kişiden kişiye farklı şekillerde görülebilir. Bazı nöbetlerde kısa süreli bilinç kaybı ve şiddetli kasılmalar ortaya çıkarken, bazı nöbetler yalnızca birkaç saniyelik dalma, boş bakma ya da çevreyle bağlantının kopması şeklinde seyredebilir. Bazı hastalarda ise bilinç kaybı olmadan, vücudun bir tarafında istemsiz kasılmalar ya da ani hareketler gözlenebilir.
Nöbetlerin büyük bölümü kısa sürelidir ve kendiliğinden sonlanır. Ancak bir epilepsi nöbetinin beş dakikadan uzun sürmesi ya da nöbet sonrası bilincin uzun süre yerine gelmemesi, yaşamı tehdit edebilecek ciddi bir tabloya işaret eder. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir ve mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Epilepsi Tanısı Nasıl Konur?
Epilepsi tanısında en önemli unsur, nöbet öyküsünün ayrıntılı biçimde değerlendirilmesidir. Hastanın kendisinden ve özellikle nöbete tanık olan yakınlarından alınan bilgiler tanı açısından büyük önem taşır. Günümüzde cep telefonlarıyla kaydedilen nöbet videoları, hekime başvuru sırasında tanısal sürece çok değerli katkılar sağlayabilmektedir.
Tanıda kullanılan temel yöntemlerden biri, beynin elektriksel faaliyetlerini kaydeden EEG (Elektroensefalografi) incelemesidir. Uyanıklık EEG’si, uyku EEG’si ve video EEG gibi farklı uygulamalar tanıyı desteklemede önemli rol oynar. Özellikle video EEG, nöbet anının eş zamanlı olarak hem görüntü hem de beyin elektriksel aktivitesiyle kaydedilmesini sağlayarak epilepsi tanısında en değerli yöntemlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Gerekli görülen durumlarda tanıyı desteklemek ve tedavi seçeneklerini belirlemek amacıyla beyin MR, fonksiyonel MR, bilgisayarlı tomografi ve beyin PET gibi ileri görüntüleme yöntemlerine de başvurulabilir.
Epilepsi Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır
Epilepsi tedavisine başlama kararı; hasta, ailesi ve hekim arasında riskler ve faydalar birlikte değerlendirilerek, kişiye özel şekilde verilmelidir. Tedavinin temelini, nöbetleri kontrol altına almaya yönelik uygun ilacın düzenli ve planlı kullanımı oluşturur.
Hastanın nöbet tipi, eşlik eden hastalıkları, kullandığı diğer ilaçlar ve yaşam tarzı göz önünde bulundurularak doğru tedavi seçildiğinde, her beş hastadan dördünde nöbetler tamamen durmakta ya da belirgin şekilde azalmaktadır. Bu başarı oranı, epilepsinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Epilepsi tedavisi bazı hastalarda uzun yıllar, hatta ömür boyu sürebilir. Bununla birlikte, ilaç tedavisi altında 2–5 yıl boyunca nöbetsiz seyreden hastalarda, hekim kontrolünde ilaçlar yavaşça azaltılarak kesilebilir. Bu süreç genellikle yaklaşık altı ay sürer. Nöbetlerin tekrarlaması halinde ise tedaviye yeniden başlanması gerekir.
Dirençli Epilepside İleri Tedavi Seçenekleri
İlaç tedavisine rağmen nöbetlerin kontrol altına alınamadığı ve hastaların yaklaşık yüzde 20–30’unu oluşturan dirençli epilepsi grubunda, ileri tedavi seçenekleri gündeme gelir. Özel epilepsi merkezlerinde uygulanan cerrahi tedaviler ve pil (nöromodülasyon) yöntemleri, uygun hasta seçimi yapıldığında son derece yüz güldürücü sonuçlar sağlayabilmektedir.
Önyargıları Kırmak Zorundayız
Toplumda hâlâ çeşitli önyargılarla yaklaşılan epilepsi, doğru tanı ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Epilepsi hastaları, uygun tedaviyle eğitimlerine devam edebilir, çalışabilir, evlenebilir ve aktif bir sosyal yaşam sürdürebilirler.
Bu nedenle epilepsi konusunda toplumsal farkındalığın artırılması, yanlış inanışların ortadan kaldırılması ve hastaların dışlanmadan, eşit bireyler olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri büyük önem taşımaktadır. Epilepsiyle mücadelede en güçlü tedavilerden biri de bilgidir.
Prof. Dr. Ömer Karadaş
Nöroloji Uzmanı