Suçsuz Bir Dünya Mümkün mü? Genlerin ve Çevrenin Sessiz Dansı

Adli tıp etiğinin en kadim tartışmalarından biri olan "Suçlu mu doğulur, yoksa suçlu olunur mu?" sorusu, günümüzde nörogenetik ve epigenetik araştırmalarla bambaşka bir boyut kazanmıştır. Potansiyel suçluların henüz suç işlemeden genetik taramalarla tespit edilmesi fikri, her ne kadar ütopik bir "suçsuz dünya" vaat etse de, beraberinde devasa bir etik yük getirmektedir.

Unutmamak gerekir ki bu alanda keşfedilmeyi bekleyen daha pek çok gen bulunmaktadır. Ancak biz bu yazıda, şiddet davranışıyla doğrudan ilişkilendirilen MAOA ve CDH13 genlerini ve bu genlerin çevreyle olan kritik etkileşimini inceleyeceğiz.
​Şiddetin Genetik İzleri: Finlandiya Araştırması
​Prof. Dr. Jari Tiihonen ve ekibi tarafından Finlandiya’da 895 mahkûm üzerinde yapılan bir araştırma, genetiğin suç üzerindeki etkisini anlamamızda dönüm noktası oldu. Araştırmada; cinayet, cinayete teşebbüs veya ağır yaralama gibi şiddet suçları işleyen grupta iki gen varyasyonu çok baskın bulundu: MAOA ve CDH13. Bu genler, hırsızlık gibi şiddet içermeyen suçları işleyenlerde ise sıradan halkla aynı seviyedeydi.
​Peki, bu genler beynimizde ne işe yarıyor? Gelin, bunları günlük hayattan örneklerle basitleştirelim:
​1. MAOA Geni: "Beynin Temizlik Ekibi"
​Beynimizde duygularımızı ve öfkemizi yöneten dopamin ve serotonin gibi kimyasallar vardır. MAOA geni, bu kimyasallar görevini bitirdiğinde devreye giren bir "temizlik ekibi" gibidir.
* ​Sorun nedir? Bazı insanlarda bu temizlik ekibi çok yavaş çalışır (MAOA-L tipi).
* ​Sonuç: Özellikle stres veya alkol gibi durumlarda beyinde bir "kimyasal fırtına" kopar. Kimyasallar verimli temizlenemediği için birikir ve bu durum kişide durdurulamaz bir öfke patlamasına neden olur. Bu bireyler, nötr bir durumu bile büyük bir tehdit olarak algılayabilirler.
​2. CDH13 Geni: "Beynin Fren Sistemi"
​Bu gen, beynimizin "mantıklı düşünen merkezi" (prefrontal korteks) ile "ilkel dürtü merkezi" (amigdala) arasındaki bağlantıyı kurar. Bunu beynimizin "fren sistemi" olarak düşünebiliriz.
* ​Sorun nedir? Bu gen düzgün çalışmadığında, beynin fren sistemi zayıflar.
* ​Sonuç: Kişinin içinde bir şiddet dürtüsü uyandığında, beyni ona "dur" diyecek sinyali güçlü bir şekilde gönderemez. Yani "öfke pedalı" basılı kaldığında, mantık "freni" tutmaz.
​Genetik Bir Kader mi? "Koca Bir Hayır"
​Peki, bu genlere sahip bir insana "potansiyel suçlu" muamelesi yapmak doğru olur mu? Yapılan araştırmalar bu soruya koca bir "Hayır" diyor. Avshalom Caspi ve ekibi tarafından 2002 yılında yayımlanan çalışma, "Neden bazı insanlar zor bir çocukluk geçirmesine rağmen suç işlemezken, diğerleri şiddet uygulayan yetişkinlere dönüşür?" sorusuna bilimsel bir cevap verdi.
​Yeni Zelanda’da 1.037 çocuğun doğumlarından itibaren 26 yıl boyunca takip edildiği bu çalışmada şu hayati gerçek keşfedildi: Genler tek başına "katil" yapmaz; ancak kötü bir çevreyle birleşince bir "risk faktörüne" dönüşür.
* ​Koruyucu Gen Etkisi: Çocukluğunda ağır istismara uğramasına rağmen "yüksek aktiviteli" (MAOA-H) genine sahip olan çocukların suç işleme olasılığı çok düşük çıktı. Yani bu gen, travmaya karşı bir "zırh" görevi görüyordu.
* ​Çifte Darbe: En yüksek risk grubunu; hem yavaş temizlik yapan genlere (MAOA-L) sahip olan hem de ağır istismara uğrayan çocuklar oluşturdu. Araştırma grubunun sadece %12'sini oluşturan bu erkekler, gruptaki tüm şiddet suçlarının %44'ünü işlemişti.
​Orkide Hipotezi: Hassasiyeti Güzelliğe Dönüştürmek
​Modern literatürde bu genler artık sadece "kötü" olarak değil, "hassasiyet genleri" olarak anılıyor. Buna literatürde "Orkide Hipotezi" denir:
​Bazı insanlar karahindiba gibidir; her koşulda hayatta kalırlar. Ancak bu hassas genlere sahip bireyler birer orkidedir. Kötü bir çevrede (istismar, sevgisizlik) hızla solup zarar görürler; fakat sevgi dolu ve destekleyici bir ortamda, ortalamanın çok üzerinde sosyal beceriler sergileyip muazzam bir şekilde açarlar.

​Sonuç: Beyin Nasıl Şiddete Programlanıyor?
​Çocukluktaki istismar, beynin stres sistemini sürekli alarmda tutar. Eğer çocuk genetik olarak da bu stresi temizleyemiyorsa, beynin "mantıklı karar verme merkezi" zayıflar, "öfke merkezi" ise aşırı duyarlı hale gelir. Bu birey yetişkin olduğunda, küçük bir stres bile kontrolsüz bir şiddet patlamasına yol açabilir.
​Bu araştırmalar bize şunu söyler: Kötü genler tek başına suçlu yaratmaz; ancak kötü bir çevreyle birleştiğinde, beynin şiddeti durdurma yeteneğini felç eder. Yani buradaki genler psikoloji temelinde etkilerini artırırlar ya da durdururlar.
​Suçsuz bir Dünya mümkündür ama bu ancak gezegenimizdeki her yuvada bütün çocuklar sevgi ve saygı içerisinde büyüdüğünde mümkündür.
​Kaynakça:
* ​Caspi et al. (2002) - Role of Genotype in the Cycle of Violence in Maltreated Children
* ​Tiihonen et al. (2015) - Genetic background of extreme violent behavior