Sosyal Medya Çağında Sağlıkta Algı Yanılgıları: Türkiye’den Bilimsel Bir Gerçek

Bugün sağlık yalnızca hastanelerde değil, telefon ekranlarımızda da karşımıza çıkıyor. Hekimler sosyal medyada daha görünür hale geliyor, hastalar ise kararlarını çoğu zaman internette gördükleri bilgilerle vermeye çalışıyor. Bu durum bilgiye erişimi kolaylaştırsa da, beraberinde önemli bir sorunu getiriyor: Yanlış algılar çok hızlı yayılıyor.

Türkiye’de ilk kez göğüs cerrahı seçimini etkileyen faktörleri inceleyen önemli bir çalışma bu soruya bilimsel yanıt veriyor. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği’nden Doç. Dr. Onur Derdiyok tarafından yapılan ve 147 hastanın görüşlerine dayanan bu araştırma, Turkish Journal of Thoracic and Cardiovascular Surgery’de yayımlandı.

Çalışmanın temel sonucu çok açık:
Sosyal medyada “çok görünen” hekim, hastalar için “en iyi hekim” anlamına gelmiyor.

Hastalara hekimin sosyal medya varlığı, yaşı, cinsiyeti, akademik unvanı, iletişim tarzı ve çalıştığı merkezin özellikleri gibi pek çok başlık soruldu. Ortaya çıkan tablo şunu gösterdi:

* Hastaya yeterli zaman ayrılması en önemli kriter
* Hastalığın ve tedavinin anlaşılır şekilde anlatılması ikinci sırada
* Hekimin tutum ve iletişim becerileri belirleyici
* Sosyal medya hesapları, internet yorumları ve reklamlar en düşük öneme sahip

Yani hastanın aradığı şey “popülerlik” değil, “güven”.

Bilim ne söylüyor?

Bu bulgular yalnızca Türkiye’ye özgü değil. Dünyada yapılan birçok çalışma aynı noktaya işaret ediyor:

* İyi iletişim ve hastaya ayrılan zaman en güçlü etken
* Sosyal medyanın hekim seçimine etkisi sınırlı
* İnternetteki puanlama ve yorum sistemleri güvenilir değil
* Yüz yüze kurulan güven ilişkisi belirleyici

Bazı çalışmalarda sosyal medyada çok tanınan hekimlerin, hastalar tarafından özellikle tercih edilmediği bile gösteriliyor. Çünkü hastalar, paylaşımlardan çok “karşısına oturduğu hekimin nasıl davrandığına” bakıyor.

Sosyal medyanın ürettiği yaygın yanlışlar

Son yıllarda sağlık hizmetine erişim arttı, hastaneler güçlendi, teknoloji gelişti. Buna paralel olarak sağlıkla ilgili bilginin önemli bir bölümü sosyal medyada dolaşmaya başladı. Ancak bu durum bazı sorunları da beraberinde getiriyor.

En yaygın yanılgılar şöyle:

* Takipçi sayısı kalite göstergesi zannediliyor
* Reklam veren hekim daha başarılı sanılıyor
* İnternetteki yorumlar bilimsel veri gibi algılanıyor
* Tıp “hızlı ve kesin sonuç” üreten bir alanmış gibi sunuluyor
* Tıbbi bilgi pazarlama diline indirgeniyor

İnternetteki hasta yorumları çoğu zaman duygusal bir anda yazılıyor. Kim tarafından, hangi koşulda yazıldığı bilinmiyor. Buna rağmen, karar verirken sanki bilimsel rapor gibi okunuyor. Oysa cerrahinin başarısı, komplikasyon yönetimi, klinik deneyim gibi unsurlar satır aralarında ölçülemez.

Sosyal medya ayrıca sağlık bilgisini kısa videolara ve sloganlara indiriyor. Bu da hastalarda gerçekçi olmayan beklentiler oluşturabiliyor. Her hastanın hastalığı, riski ve tedavi süreci farklıyken, tek tip çözümler varmış gibi sunuluyor.

Bir diğer sorun ise, sağlıkta otoritenin bulanıklaşması. Tıp eğitimi olmayan kişiler bile milyonlara “sağlık tavsiyesi” verebiliyor. Bu durum özellikle kırılgan hasta grupları için risk oluşturuyor.

Hastanın sessiz ama net tercihi: Güven

147 hastanın katıldığı çalışma bize çok sade bir hakikati gösteriyor:
Hastalar görünürlük değil, güven istiyor.

Hekimin:

* dinlemesi
* açıklaması
* vakit ayırması
* saygılı ve sakin olması

sosyal medyadaki bütün parıltının önüne geçiyor.

Sosyal medya doğru kullanıldığında bilgilendirici bir araç olabilir. Ancak yanlış kullanıldığında, sağlık hizmetinin özünü oluşturan hekim–hasta güven ilişkisini zedeleyebiliyor.

Son söz

Bilimin söylediği nettir:

Sağlık reklam işi değildir.
Hekim seçimi takipçi sayısına göre yapılmaz.
İyileştiren şey algoritmalar değil, hekimin hastasına ayırdığı zamandır.