Soğuk Havada Sessiz Tehditler: Bir Aile Hekiminin Gözünden Kış Hastalıklarına Karşı Hayat Kurtaran Önlemler

Kış ayları geldiğinde aile sağlığı merkezlerinde ve acil servislerde polikliniklerin dili neredeyse tamamen değişir. Burun akıntısı, öksürük, balgam, boğaz ağrısı, halsizlik…

Toplumun nabzını tutan ve sahada görev yapan bir aile hekimi olarak şunu net biçimde söyleyebilirim: “Kış hastalıkları kader değildir; çoğu kolayca önlenebilir.” Soğuk hava tek başına hasta etmez. Asıl hastalığa davetiye çıkaran; kapalı alanlar, zayıflayan bağışıklık sistemi, yanlış beslenme alışkanlıkları ve ihmal edilen çok basit önlemlerdir.

Soğuktan korunmanın en etkili yolu kalın giyinmek değil, güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaktır. Düzenli ve dengeli beslenme bunun temelidir. Günde bir ya da en fazla iki öğünle, öğünler arasında beş altı saatlik süre bırakılarak hazmın tamamlanmasına izin verilmeli, bu aralarda hiçbir şey yenmemelidir. Yeterli sıvı ve protein alımı sağlanmalı, beyaz ekmek, un ve şekerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Mevsim sebze ve meyveleri tercih edilmeli; demir, D vitamini, magnezyum ve çinko eksiklikleri mutlaka giderilmelidir. Unutmayalım ki hasta olmamak, hasta olmaktan hem daha ucuz hem de daha etkilidir.

Kış enfeksiyonlarının büyük bir kısmı eller aracılığıyla bulaşır. Bu nedenle el hijyeni en basit ama en güçlü koruma yöntemidir. Ellerin günde en az beş kez, yirmi saniye boyunca sabun ve suyla yıkanması, yüze, ağıza ve göze gereksiz temas edilmemesi, ortak alanlardan sonra hijyene özellikle dikkat edilmesi gerekir. Bir hekim olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki günde en az beş kez el yıkamak, birçok ilaçtan çok daha etkilidir.

Soğuk havalarda pencereleri sürekli kapalı tutmak mikroplara açık bir davetiye çıkarır. Ev ve iş yerleri günde en az birkaç kez mutlaka havalandırılmalı, kalabalık ve havasız ortamlardan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Temiz hava, kış aylarında da gerçek bir ilaçtır.

Bağışıklığı sessiz ve sinsi şekilde zayıflatan unsurların başında yetersiz uyku, sosyal ilişkilerde kopukluk, yalnızlık ve kronik stres gelir. Her gün yedi sekiz saat kaliteli uyku uyunmalı, aşırı ekran süresinden kaçınılmalıdır. Sosyal ilişkiler özellikle aile içinde güçlendirilmeli; ortak bir zaman belirlenerek birlikte çalışmalar, oyunlar, ibadetler, yürüyüşler ve çeşitli faaliyetlerle kaliteli zaman geçirme alışkanlığı geliştirilmelidir. Uyumadan en az bir saat önce ekranlardan tamamen uzaklaşılmalı, ruh sağlığını destekleyen, anda farkındalık kazandıran ve Yaradan’la ilişkiyi güçlendiren namaz ve benzeri ibadetlerle kısa ama düzenli molalar verilmelidir. Çünkü vücut, en çok dinlenirken kendini onarır.

Grip aşısı ve risk gruplarında uygulanan pnömokok aşıları, kış aylarında ciddi hastalıkları önlemede hayati öneme sahiptir. Aşılar hastalığı değil, hastalığın ağır bedelini önler.

Bir aile hekimi olarak son sözüm şudur: Kış hastalıklarıyla mücadelede mucize aramaya gerek yok. Bilgi, temizlik, dengeli bir yaşam, önlem ve istikrar çoğu zaman yeterlidir. Unutmayın; sağlık kaybedildiğinde değil, korunduğunda kıymetlidir. Sağlıklı ve huzurlu bir kış dileğiyle, sevgiyle kalın.