Sağlıklı beslenme uzun yıllardır kanserden korunmanın en güçlü dayanaklarından biri olarak görülüyor. Meyve, sebze ve tam tahıl ağırlıklı bir diyetin kalp hastalıklarından diyabete, birçok sağlık sorununda koruyucu rol oynadığı biliniyor. Ancak ABD’de açıklanan yeni bir çalışma, özellikle genç ve sigara içmeyen bireylerde akciğer kanseri açısından daha karmaşık bir tabloya işaret etti. Araştırmada, 50 yaş altı akciğer kanseri hastalarının genel nüfusa göre daha yüksek “sağlıklı beslenme” skorlarına sahip olduğu bildirildi.
Çalışma, University of Southern California bünyesindeki USC Norris Comprehensive Cancer Center araştırmacıları tarafından yürütüldü. Araştırmacılar, 50 yaş altındaki 187 akciğer kanseri hastasını değerlendirdi. Katılımcıların büyük bölümünün sigara içmeyen bireylerden oluştuğu belirtildi. Diyet kalitesi ise Healthy Eating Index adı verilen ölçekle incelendi. Sonuçlara göre bu grubun ortalama puanı 65 olarak hesaplandı. ABD genel nüfusunda ise bu ortalamanın 57 olduğu aktarıldı. Bu da hastaların toplum ortalamasına göre daha fazla meyve, sebze ve tam tahıl tükettiğini gösterdi.
İlk bakışta şaşırtıcı görünen bu sonuç, “sağlıklı beslenme zararlı mı?” sorusunu gündeme getirse de araştırmacılar böyle bir yorumun yanlış olacağını özellikle vurguluyor. Çalışmanın öne çıkardığı asıl başlık, sağlıklı kabul edilen besinlerle birlikte alınabilecek çevresel yük. Araştırmacılara göre özellikle organik olmayan üretimde yetiştirilen meyve, sebze ve tahıllardaki pestisit kalıntıları, bu beklenmedik ilişkinin arkasındaki olası nedenlerden biri olabilir.
Araştırmanın baş araştırmacısı Dr. Jorge Nieva, bulguların faydalı kabul edilen gıdalarla ilişkili, henüz tam olarak ortaya konmamış çevresel risk faktörlerine işaret ettiğini belirtti. Çalışmada ayrıca tarımsal pestisitlere yoğun biçimde maruz kalan işçilerde akciğer kanseri oranlarının daha yüksek olduğuna dikkat çekildi. Bu gözlem, pestisit ihtimalini güçlendiren dolaylı unsurlardan biri olarak değerlendirildi.
Araştırmada dikkat çeken bir diğer nokta da kadın hastalardaki tablo oldu. Genç ve sigara içmeyen kadınlarda akciğer kanseri görülme sıklığının aynı yaş grubundaki erkeklere göre daha yüksek olduğu aktarıldı. Aynı zamanda kadınların meyve, sebze ve tam tahıl tüketim düzeylerinin de daha yüksek olduğu görüldü. Bilim insanları, bu verinin doğrudan “beslenme hastalık yapıyor” anlamına gelmediğini, ancak diyetle birlikte maruziyet biçimlerinin daha detaylı incelenmesi gerektiğini düşündürdüğünü belirtiyor.
Akciğer kanseri klasik olarak ileri yaş, sigara kullanımı ve erkek cinsiyetle ilişkilendiriliyordu. Buna karşın son yıllarda genç, sigara içmeyen ve özellikle kadın bireylerde akciğer kanseri vakalarının daha fazla dikkat çekmeye başladığı bildiriliyor. Bu çalışma da tam olarak değişen bu tabloyu anlamaya yönelik yeni bir pencere açıyor.
Bununla birlikte araştırmanın önemli sınırları da var. Çalışmada pestisit düzeyleri doğrudan ölçülmedi. Araştırmacılar, katılımcıların beslenme alışkanlıkları ile mevcut pestisit kalıntısı verilerini birlikte değerlendirerek olası maruziyet tahmini yaptı. Yani şu aşamada ortada kesin bir neden-sonuç ilişkisi yok. Başka bir ifadeyle bu çalışma, “meyve ve sebze akciğer kanseri yapar” demiyor. Söylediği şey daha temkinli: Sağlıklı görünen alışkanlıklar bile çevresel üretim koşullarıyla birlikte değerlendirilmek zorunda olabilir.
Araştırmacılar bir sonraki aşamada kan ve idrarda doğrudan pestisit ölçümleri yapılması gerektiğini vurguluyor. Belirli kimyasalların etkisinin ayrı ayrı incelenmesi ve gerçek nedensel bağın ortaya konması için daha geniş çalışmalara ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Bu nedenle bulgular, kesin hükümden çok dikkat çeken yeni bir bilimsel uyarı olarak değerlendiriliyor.
Bugün için net olan şu: Sorun sağlıklı beslenmenin kendisi değil, besinlerin nasıl üretildiği ve hangi çevresel yüklerle sofraya ulaştığı olabilir. Bilim dünyası, akciğer kanseri riskini yalnızca yaşam tarzı üzerinden değil, çevresel maruziyetler üzerinden de yeniden okumaya hazırlanıyor.




