Secde: Nörobiyoloji, Dolaşım ve Psikofizyoloji Açısından Bir “Sıfırlama Noktası”

İslam ibadet pratiğinde secde, insanın en yüksek organı olan başını yere koyduğu, sembolik olarak en derin teslimiyet anıdır.

Ancak bu pozisyon yalnızca teolojik veya ruhsal bir anlam taşımaz. İnsan fizyolojisi açısından değerlendirildiğinde secde; beyin dolaşımı, otonom sinir sistemi, psikolojik stres regülasyonu ve mikrovasküler hemodinamik üzerinde dikkat çekici etkiler oluşturabilecek bir postürdür.

Modern tıp ve nörobilim perspektifinden bakıldığında secde, kısa süreli fakat tekrarlanan bir hemodinamik ve nörovejetatif düzenleme hareketi olarak değerlendirilebilir.

Başını Yere Koyduğunda Beyinde Başlayan Fizyoloji

Normal şartlarda kalp, kanı beynine ulaştırmak için yer çekimine karşı sürekli bir hidrodinamik mücadele yürütür.

Beyin vücudun en üst noktasında yer aldığı için kalbin pompaladığı kanın önemli bir kısmı arteriyel basınç gradienti sayesinde yukarı taşınır.

Ancak secde sırasında durum değişir.

Baş artık kalp seviyesinin altına iner.

Bu durumda yer çekimi kalbin karşıtı olmaktan çıkar ve dolaşımın destekleyicisi haline gelir.

Bu pozisyon kısa süreli olarak:
• serebral kan akımını artırabilir
• venöz dönüşü kolaylaştırabilir
• beyin mikrosirkülasyonunu destekleyebilir

Bu durum özellikle oksijen açısından zengin arteriyel kanın frontal beyin bölgelerine daha rahat ulaşmasını sağlar.

Serebral hemodinamik üzerine yapılan çalışmalar, başın aşağı pozisyonlarının kısa süreli olarak serebral perfüzyon basıncını artırabileceğini göstermektedir (Willie et al., 2014; Ainslie & Brassard, 2014).

Prefrontal Korteks: İnsan Davranışının Yönetim Merkezi

Secde sırasında kan akışının artabileceği düşünülen önemli bölgelerden biri prefrontal kortekstir.

Prefrontal korteks;
• yürütücü işlevler
• karar verme süreçleri
• kişilik organizasyonu
• dürtü kontrolü
• kaygı ve stres düzenlenmesi

gibi yüksek bilişsel süreçlerin merkezi olarak kabul edilir (Miller & Cohen, 2001).

Fonksiyonel nörogörüntüleme çalışmalarında bu bölgenin yeterli metabolik aktiviteye sahip olmasının;
• daha iyi duygusal regülasyon
• daha düşük anksiyete düzeyi
• daha güçlü bilişsel kontrol

ile ilişkili olduğu gösterilmiştir (Arnsten, 2009).

Secde sırasında başın kalp seviyesinin altına inmesiyle birlikte frontal beyin bölgelerinde kısa süreli perfüzyon artışı oluşması, bu merkezlerin oksijenlenmesini destekleyebilir.

Beynin Stres Devreleri Üzerindeki Etkiler

Beyin yalnızca düşünme organı değildir. Aynı zamanda stresin yönetildiği bir merkezdir.

Stres yanıtının ana düzenleyicileri:
• amigdala
• hipotalamus
• prefrontal korteks

arasındaki nörolojik ağdır.

Bu sistem HPA aksı (Hypothalamic–Pituitary–Adrenal axis) üzerinden stres hormonlarının salınımını kontrol eder (McEwen, 2007).

Secde gibi sakinleştirici postürler ve ritmik ibadet hareketleri;
• kortizol düzeylerinde azalma
• kalp ritminde yavaşlama
• vagal tonusta artış

ile ilişkilendirilmiştir (Benson & Proctor, 2010).

Bu nedenle secde yalnızca bir fiziksel hareket değil, aynı zamanda stres nörobiyolojisini modüle eden bir davranış olarak da değerlendirilebilir.

Otonom Sinir Sistemi ve Parasempatik Aktivasyon

Secde sırasında gözlenen fizyolojik değişimlerden biri de parasempatik sinir sistemi aktivasyonudur.

Otonom sinir sistemi iki ana bölümden oluşur:
1. Sempatik sistem (savaş veya kaç)
2. Parasempatik sistem (dinlen ve onar)

Secde gibi sakin, kontrollü ve ritmik postürler;
• vagus siniri aktivitesini artırabilir
• kalp hızını düşürebilir
• solunum ritmini yavaşlatabilir

Bu fizyolojik durum “rest and digest” modu olarak tanımlanır (Porges, 2011).

Bu modda vücut;
• hücresel onarım
• bağışıklık regülasyonu
• metabolik denge

süreçlerini daha etkin yürütür.

Bu nedenle secde, sinir sisteminde mikro düzeyde bir yeniden dengeleme etkisi oluşturabilir.

Mikrovasküler Dolaşım ve Kapiller Kanlanma

Başın aşağı pozisyonu aynı zamanda mikrovasküler dolaşımı etkileyebilir.

Mikrovasküler dolaşım;
• arteriyoller
• kapiller damarlar
• venüller

üzerinden gerçekleşen ve dokuların gerçek oksijenlenmesini sağlayan sistemdir.

Secde sırasında oluşabilecek perfüzyon değişiklikleri;
• kapiller dolaşımı artırabilir
• beyin dokusunun metabolik desteklenmesini sağlayabilir
• nöronal enerji üretimini destekleyebilir.

Beyin dokusu vücuttaki oksijenin yaklaşık %20’sini tüketen en metabolik organlardan biridir (Raichle & Gusnard, 2002).

Bu nedenle kısa süreli perfüzyon artışları bile beyin fonksiyonları açısından önemlidir.

Namaz Hareketleri ve Ritmik Nörofizyoloji

Namaz sırasında secde yalnızca tek bir hareket değildir.

Namazın tüm hareketleri birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan sistem:
• ritmik postür değişiklikleri
• kontrollü solunum
• dikkat odaklanması
• zihinsel farkındalık

unsurlarını içerir.

Bu özellikler modern psikofizyolojide aktif meditasyon ve ritmik nörovejetatif düzenleme olarak tanımlanan mekanizmalarla benzerlik göstermektedir (Newberg & Waldman, 2009).

Bu nedenle secde, namazın içinde yer alan bütüncül bir nörofizyolojik düzenleme mekanizmasının parçası olarak düşünülebilir.

Secdeden Kalktığında Neden Daha Hafif Hissedersin?

Birçok insan secdeden kalktığında fark edilir bir zihinsel rahatlama yaşar.

Bu hissin altında birkaç fizyolojik mekanizma birlikte çalışıyor olabilir:
• serebral perfüzyonun artması
• parasempatik sinir sistemi aktivasyonu
• stres hormonlarının azalması
• dikkat ve farkındalık artışı

Bu nedenle secde yalnızca psikolojik bir rahatlama değil, aynı zamanda ölçülebilir fizyolojik süreçlerin birleşimi olabilir.

Sonuç: Ruhun Teslimiyeti, Bedenin Dengesi

Secde, insanın en yüksek organını en alçak noktaya indirdiği bir teslimiyet hareketidir.

Ancak aynı zamanda:
• serebral dolaşımı destekleyen
• stres regülasyonunu güçlendiren
• sinir sistemini dengeleyen
• zihinsel berraklığı artıran

çok yönlü bir fizyolojik pozisyon olarak da değerlendirilebilir.

Belki de bu yüzden secde yalnızca ruhu değil, bedeni ve zihni de aynı anda bilimsel olarak çok olumlu etkileyen eşsiz bir deneyimdir.

Ve bu nedenle secdeden kalkarken birçok hastam aynı hissi ifade eder:

“ Sanki zihnimdeki tüm yükü attım Yavuz Hocam”

Rabbim secdenin değerini bilen ve yalnız O’nun rızası için secde edebilen kullarından olmayı nasip etsin.

Ailenizin Hekimi
Dr. Yavuz Selim Sılay

Not: Bu yazıdaki özel katkısından dolayı sevgili kızım Beyza Elif Sılaya çok teşekkür eder bu yazıyı gözlerimin nuru Zeynep, Beyza ve Süleyman evlatlarıma tüm kalbi duygularımla ithaf ederim.

Kaynaklar

Ainslie, P. N., & Brassard, P. (2014). Why is the brain so vulnerable to hypoperfusion during orthostasis? Journal of Applied Physiology.

Arnsten, A. F. T. (2009). Stress signalling pathways that impair prefrontal cortex structure and function. Nature Reviews Neuroscience.

Benson, H., & Proctor, W. (2010). Relaxation Revolution. Scribner.

McEwen, B. S. (2007). Physiology and neurobiology of stress and adaptation. Physiological Reviews.

Miller, E. K., & Cohen, J. D. (2001). An integrative theory of prefrontal cortex function. Annual Review of Neuroscience.

Newberg, A., & Waldman, M. (2009). How God Changes Your Brain. Ballantine Books.

Porges, S. W. (2011). The Polyvagal Theory. Norton.

Raichle, M. E., & Gusnard, D. A. (2002). Appraising the brain’s energy budget. Proceedings of the National Academy of Sciences.

Willie, C. K., Tzeng, Y. C., Fisher, J. A., & Ainslie, P. N. (2014). Integrative regulation of human brain blood flow. Journal of Physiology.