Hastane dışı ani kardiyak ölüm, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önlenebilir ölüm nedenlerinin başında gelmektedir.
Kalp durması vakalarının önemli bir bölümü; evde, iş yerinde, spor alanlarında ya da toplumun yoğun olarak bulunduğu kamusal mekânlarda meydana gelir. Bu tür durumlarda hayatta kalımı belirleyen en kritik unsur, ilk dakikalarda yapılan doğru müdahaledir.
Bilimsel çalışmalar açıkça göstermektedir ki; kalp durmasını izleyen ilk 3–5 dakika içinde uygulanan erken defibrilasyon, hayatta kalma oranlarını belirgin biçimde artırmaktadır. Ne var ki ambulans ekiplerinin olay yerine ulaşması çoğu zaman bu kritik zaman aralığının ötesinde gerçekleşmektedir. İşte bu nedenle, toplumun erken müdahalesi hayati önem taşır.
Bu noktada devreye giren Otomatik Eksternal Defibrilatörler (OED), kalp ritmini otomatik olarak analiz eden ve gerekli görüldüğünde elektrik şoku uygulanmasını sağlayan, herkes tarafından güvenle kullanılabilecek şekilde tasarlanmış cihazlardır. OED’ler yalnızca gerekli olduğunda şok verir; gereksiz veya hatalı şok uygulanmasına izin vermez. Kullanıcıyı adım adım sesli komutlarla yönlendirerek süreci güvenli hale getirir.
Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan ve 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek olan yönetmelik ile, toplumun yoğun olarak bulunduğu alanlarda OED bulundurulması zorunlu hale gelecektir. Bu düzenleme, ani kardiyak ölümlerin azaltılması amacıyla atılmış son derece önemli bir halk sağlığı adımıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir: Cihazların varlığı tek başına yeterli değildir.
Asıl belirleyici olan; toplumun bu cihazları kullanmaya hazır, bilinçli ve cesaretli olmasıdır. Uluslararası veriler, OED kullanımının önündeki en büyük engellerin teknik yetersizlikler değil; hukuki kaygılar, özgüven eksikliği ve hastaya zarar verme korkusu gibi psikolojik faktörler olduğunu ortaya koymaktadır. Oysa iyi niyetle yapılan müdahaleler hukuki sorumluluk doğurmaz ve OED’ler, yanlış kullanım riskini en aza indirecek biçimde tasarlanmıştır.
Bir kişinin aniden yere yığıldığı bir durumda yapılması gerekenler aslında oldukça basittir:
-
Bilinç kontrolü yapın. Hastayı omuzlarından hafifçe sarsın ve “Nasılsınız?” diye seslenin.
-
Yanıt yoksa 112’yi arayın.
-
OED isteyin. Yardım edecek biri varsa cihazı getirmesini isteyin; yalnızsanız ve 1 dakikadan kısa sürede ulaşabilecekseniz kendiniz alın.
-
Solunumu kontrol edin (bak–dinle–hisset). Solunum yoksa beklemeden devam edin.
-
OED’yi hastaya bağlayın ve cihazın verdiği yönlendirmeleri aynen uygulayın.
Bu basit ama doğru adımlar, bir insanın hayatını kurtarabilir.
1 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek OED yönetmeliği, Türkiye için yeni bir dönemin başlangıcıdır. Ancak bu sürecin başarıya ulaşması yalnızca mevzuatla değil; toplumun bilinçlenmesi, eğitilmesi ve aktif katılımıyla mümkün olacaktır.
Unutmayalım:
Hayat kurtarmak sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir toplum sorumluluğudur.