İstanbul’da öğrencisi tarafından öldürülen öğretmen Fatmanur Çelik olayı ile Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan silahlı saldırıların yalnızca belirli şehirlerin sorunu olarak görülemeyeceğini belirten Duman, bu olayların çocukların korunması konusunda daha kapsamlı bir sistem kurulması gerektiğini açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.
Duman’a göre çocuk ve gençlerin dahil olduğu bu tür olaylar yaşandıktan sonra yalnızca adli süreçlere odaklanmak yeterli değil. Çünkü okulda ortaya çıkan şiddet, çoğu zaman okulun duvarları içinde başlamıyor. Aile içi ilişkiler, sosyal çevre, ihmal, duygusal yoksunluk, dijital etkiler, davranışsal riskler ve erken fark edilmeyen psikososyal sorunlar zamanla daha büyük krizlere dönüşebiliyor. Bu nedenle çözümün merkezinde hem önleyici yaklaşım hem de sahada çalışan uzman desteği yer almak zorunda. Bu çerçeve, yüklenen metindeki “risklerin belirlenmesi” ve “koruyucu sistem kurulması” çağrısıyla doğrudan örtüşmektedir.
Okullardaki şiddet neden yalnızca disiplin meselesi değil?
Türkiye’de okul şiddeti tartışmaları çoğu zaman disiplin, güvenlik ya da cezai süreçler üzerinden yürütülüyor. Ancak Prof. Dr. Nurdan Duman’ın vurguladığı temel nokta, okulda yaşanan şiddetin aynı zamanda bir sosyal hizmet ve çocuk koruma meselesi olduğu. Çünkü risk altındaki çocukların bir kısmı davranışlarıyla erken sinyal verirken, bir kısmı sessizce görünmez hale geliyor. Her iki durumda da okulun sadece akademik başarıya odaklanan bir yapı olmaktan çıkıp, öğrenciyi sosyal, duygusal ve çevresel koşullarıyla birlikte gören bir sisteme dönüşmesi gerekiyor.
Bu bakış açısı, öğretmeni yalnız bırakan, idareyi sadece kriz anlarında devreye sokan ve aile ile kurumlar arasında dağınık bir sorumluluk alanı oluşturan mevcut yapının gözden geçirilmesini gerektiriyor. Bir başka deyişle, çocuk için risk oluştuğunda devreye giren değil, risk oluşmadan önce koruyucu çember kuran bir model gerekiyor.
“Okul Sosyal Hizmeti” neden gündemde?
Prof. Dr. Nurdan Duman’ın en dikkat çekici çağrısı, okullarda “Okul Sosyal Hizmeti” uygulamasının acilen başlatılması yönünde oldu. Duman, güvenli okul ikliminin oluşturulması, risk altındaki çocuk ve gençlerin erken tespiti, uygun müdahale programlarının hazırlanması ve şiddetin önlenmesine yönelik çalışmaların sürdürülebilir hale gelmesi için bu uygulamanın artık ertelenmemesi gerektiğini belirtti.
Okul sosyal hizmeti yaklaşımı, öğrenciyi yalnızca ders başarısıyla değerlendiren dar çerçevenin dışına çıkarıyor. Bu modelde çocuk, ailesi, ekonomik koşulları, sosyal ilişkileri, okul uyumu, duygusal ihtiyaçları ve maruz kaldığı risklerle birlikte ele alınıyor. Böylece öğretmenlerin fark ettiği ancak tek başına çözmekte zorlandığı birçok sorun, uzman desteğiyle daha erken aşamada değerlendirilebiliyor.
Bu sistemin öne çıkan yönlerinden biri de kriz olduktan sonra değil, kriz ihtimali belirdiğinde devreye girmesi. Yani okul sosyal hizmeti yalnızca sorun yaşayan öğrenciyi takip eden bir mekanizma değil; aynı zamanda okul-aile-çevre hattında koruyucu, önleyici ve onarıcı işlev gören bir yapı.
Risk altındaki çocukların erken tespiti neden hayati?
Şiddet olayları kamuoyuna yansıdığında herkes aynı soruyu soruyor: “Bu çocuk daha önce fark edilmedi mi?” İşte tam bu noktada Prof. Dr. Nurdan Duman’ın dikkat çektiği erken tespit meselesi öne çıkıyor. Çünkü birçok risk işareti, olay yaşanmadan çok önce çevre tarafından görülebiliyor. Fakat bu işaretleri değerlendirecek, aileyle temas kuracak, çocuğun ihtiyaç haritasını çıkaracak ve gerekiyorsa ilgili kurumları devreye sokacak uzmanlık mekanizması yeterince güçlü olmadığında, küçük belirtiler ağır sonuçlara dönüşebiliyor. Bu ihtiyaç, yüklenen metinde açık şekilde “riskli durumdan korunma” ve “uygun müdahale programlarının oluşturulması” başlıklarıyla ifade edilmektedir.
Erken tespit yalnızca güvenlik açısından değil, çocuğun geleceği açısından da belirleyici. Çünkü risk altındaki bir çocuğun zamanında desteklenmesi, onun hem kendisine hem çevresine zarar verme ihtimalini azaltırken, eğitimden kopmasını, sosyal dışlanmayı ve daha ağır psikososyal kırılmaları da önleyebilir.
Çözüm yalnızca okulda değil, kurumlar arası eşgüdümde
Prof. Dr. Nurdan Duman açıklamasında, bu tür olayların önlenmesi için sadece eğitim kurumlarının değil; sağlık, güvenlik, adalet ve diğer ilgili kamu yapılarının da eşgüdüm içinde çalışması gerektiğini belirtiyor. Bu vurgu son derece önemli. Çünkü çocuk koruma alanında en büyük sorunlardan biri, riskin herkes tarafından görülmesine rağmen sorumluluğun dağılması. Her kurum kendi alanına çekildiğinde, çocuk çoğu zaman sistemin boşluklarına düşüyor.
Oysa etkili bir koruma mekanizması için kurumların birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan bir yapıda çalışması gerekiyor. Okulun fark ettiği risk, sağlık sistemiyle, sosyal hizmet ağıyla, rehberlik yapısıyla ve gerektiğinde güvenlik birimleriyle koordineli biçimde ele alınmalı. Aksi halde sorun yalnızca ertelenmiş oluyor.
Güvenli okul iklimi nasıl kurulabilir?
Güvenli okul iklimi, sadece bina güvenliği, kamera sistemi ya da giriş çıkış kontrolüyle sağlanan bir şey değil. Güvenli okul iklimi, öğrencinin kendini görülmüş hissettiği, öğretmenin yalnız bırakılmadığı, idarenin risk yönetimini ciddiyetle yürüttüğü ve aileyle gerçek temas kurulduğu bir ortamla mümkün. Prof. Dr. Nurdan Duman’ın çağrısı da aslında tam olarak buna işaret ediyor.
Bu iklimin kurulabilmesi için öğrencilerin davranış değişikliklerinin izlenmesi, devamsızlık, içe kapanma, öfke patlamaları, sosyal izolasyon, tehdit dili, akran zorbalığına maruz kalma ya da zorbalık uygulama gibi belirtilerin yalnızca disiplin problemi gibi değerlendirilmemesi gerekiyor. Her belirti, çocuğun yardıma ihtiyaç duyduğuna dair bir sinyal olabilir.
Prof. Dr. Nurdan Duman’dan TRT çağrısı
Prof. Dr. Nurdan Duman, okul sosyal hizmetinin okullardaki şiddet olaylarının önlenmesindeki rolünü kamuoyuna daha güçlü şekilde anlatmak istediklerini de ifade etti. Bu kapsamda, Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yasemin Özkan ile birlikte TRT 1 ya da TRT Haber’de bilgilendirici bir yayın için hazır olduklarını belirtti. Duman, konunun uzmanlık temelinde topluma anlatılması, çözüm yollarının görünür hale getirilmesi ve karar vericilere somut mesaj verilmesi bakımından bu tür bir yayın platformunun önemli olduğunu kaydetti.
Bu talep, yalnızca bir medya görünürlüğü isteği değil. Aynı zamanda çocukların korunmasına dönük bir uzmanlık çağrısı. Toplumun, okulda yaşanan şiddeti sadece “olay olduktan sonra konuşulan” bir başlık olmaktan çıkarıp, önlenebilir bir sosyal risk alanı olarak görmesi gerektiği fikri burada merkezde duruyor.
Okullardaki şiddet olayları neden daha fazla konuşuluyor?
Son yıllarda kamuoyunun okul şiddeti olaylarına daha duyarlı hale gelmesinin birkaç nedeni var. Birincisi, olayların görünürlüğü arttı. İkincisi, toplum artık sadece fail ve mağdur üzerinden değil, sistemi de sorgulamaya başladı. Üçüncüsü ise aileler çocuklarını teslim ettikleri alanların gerçekten ne kadar güvenli olduğunu daha yüksek sesle soruyor.
Bu tablo, uzmanların uzun süredir dile getirdiği bir gerçeği görünür kılıyor: Eğitim ortamı ile çocuk koruma sistemi arasında güçlü bağ kurulmadan, yalnızca dönemsel önlemlerle kalıcı sonuç almak kolay değil. Prof. Dr. Nurdan Duman’ın yaptığı vurgu da tam olarak bu kırılma noktasına oturuyor. Sorun ortaya çıktıktan sonra tepki vermek değil, onu doğuran koşulları önceden görmek gerekiyor.
Aile, okul ve toplum birlikte hareket etmeli
Habere yansıyan temel mesaj, çocukların korunmasının parçalı değil bütüncül bir sorumluluk olduğu. Ailelerin fark ettiği ama çözemediği, öğretmenlerin sezdiği ama taşıyamadığı, idarenin gördüğü ama yönlendiremediği sorunlar büyüdüğünde bedeli çok ağır olabiliyor. Bu yüzden okulda şiddeti önleme tartışması sadece güvenlik görevlisi sayısı, kamera sistemi ya da disiplin cezası ile sınırlı kalmamalı.
Daha güçlü psikososyal destek mekanizmaları, okul temelli sosyal hizmet uygulamaları, aile odaklı takip sistemi, riskli davranışların erken analizi ve kurumlar arası hızlı iş birliği, bu alanda atılabilecek en kritik adımlar arasında yer alıyor. Prof. Dr. Duman’ın yaklaşımı, çocukları yalnızca korumayı değil, onların kriz eşiğine gelmesini önlemeyi hedefleyen bir model ortaya koyuyor.
Son mesaj: Şiddeti önlemek mümkün, yeter ki sistem kurulsun
Prof. Dr. Nurdan Duman’ın açıklaması, yaşanan acı olayların ardından sadece üzüntü bildiren bir değerlendirme değil; aynı zamanda çözüm odaklı bir çağrı niteliği taşıyor. Çocukların ailede, okulda ve toplumda maruz kalabileceği şiddeti önlemek için riskleri zamanında gören, uzman desteğini okul ortamına taşıyan ve kurumları ortak zeminde buluşturan bir yaklaşımın artık zorunluluk haline geldiği anlaşılıyor.
Okulda güvenlik, yalnızca kapıdaki önlemle değil; çocuğun iç dünyasını, sosyal çevresini ve ihtiyaçlarını anlayan bir sistemle sağlanabilir. Bugün sorulması gereken esas soru şu: Yeni acılar yaşandıktan sonra mı harekete geçilecek, yoksa çocukları koruyan yapılar şimdi mi kurulacak?




