Türkiye ve Azerbaycan Türkçesinde Tıbbi Terimler

Sosyal medyada Türkiye Türkçesi ile Azerbaycan Türkçesinde kullanılan tıbbi terimler üzerine videolar paylaştığımda, insanların bu konuya bu kadar ilgi göstereceğini açıkçası beklemiyordum. Videolar “öğretici”, “samimi” ve “eğlenceli” bulunarak kısa sürede geniş bir kitleye ulaştı. Çünkü iki ülke olsa da konuşulan dilin çok yakın olması ve anlaşılabilir olması insanlara ilgi çekici geldi.

Paylaştığım videonun geri dönüşlerinden çok şey öğrendim. İzleyicilerden gelen yorumlarda, Azerbaycan Türkçesinde kullanılan bazı tıbbi kelimelerin hâlâ Türkiye’de, özellikle Anadolu’nun bazı bölgelerinde günlük hayatta aktif olarak kullanıldığını gördüm. Örneğin *“Ateş -Qızdırma, Kırık -Sınık, Morarma - Göyərmə”* gibi kelimeler hâlâ anlaşılır bir şekilde kullanılıyor.

Türkiye Türkçesinde tıbbi kelimelerin çoğu Latince kökenli olduğu için halk, bazı terimleri tam olarak anlayamıyor. Oysa Azerbaycan Türkçesinde bu kavramlar daha çok öz Türkçe karşılıklarla ifade ediliyor. Mesela *Pankreas bezi - Mədəaltı vəzi ,Tiroid bezi - Qalxanabənzər vəzi , Sternocleidomastoid kası (SCM) - Döş Körpücük Məməyəbənzər əzələ.* Bu şekilde, söz konusu organın işlevi, şekli ve yeri daha açık bir şekilde ifade edildiği için halk tarafından daha kolay anlaşılıyor ve doktor-hasta arasında iletişim çok daha rahat sağlanabiliyor.

Selçuklu ve Osmanlılar döneminde tıp kitaplarının Arapça ile yazılması ve tıp eğitiminin Arapça verilmesi, Türkiye Türkçesi’nde ki bazı tıbbi terimlerin Arapça kökenli kalmasına sebeb olmuştur. Buna karşılık Azerbaycan’da hâlâ birçok kavramın öz Türkçe karşılıkları kullanılmaktadır. Örneğin *Rahim – Uşaqlıq, Kalp – Ürək* gibi kelimeler, Azerbaycanlıların tıbbi terimleri konuşurken bile daha Türkçe ve doğal bir biçimde ifade ettiklerini göstermektedir.

Bu iki dil birbirine ne kadar benzese de, bazen kulağa komik gelen sözler olabiliyor. Mesela *Kemik - Sümük, Mide Asidi - Mədə Turşusu, İnce Bağırsak - Nazik Bağırsaq, Kalın Bağırsak - Yoğun Bağırsaq* gibi ifadeler hem telaffuz hem anlam açısından ilginç çağrışımlar yaratıyor. Bazı kelimeler yanlış anlaşılabiliyor, bazıları ise sadece gülümsetiyor

Sonuç olarak Türkiye Türkçesinde tıbbi dilin büyük ölçüde Latince terimler üzerine kurulmuş olması, halkın bazı kavramları anlamasını zorlaştırmaktadır. Bu kelimeler bilimsel olarak doğru olsa da, çoğu zaman açıklanmadan kullanıldığında hasta ile hekim arasında bir mesafe oluşturur. Azerbaycan Türkçesinde ise tıbbi terimlerin önemli bir kısmı dilin kendi imkânlarıyla karşılandığı için, kavramlar halk tarafından daha kolay anlaşılabilmektedir. Bu durum tıbbın daha sade, daha doğrudan ve daha anlaşılır bir dille ifade edilebileceğini göstermektedir.