Modern Dünyada Gazâlî’yi Yeniden Okumak

Zaman hızla akıyor, dünya değişiyor ve yaşam koşulları her geçen gün farklı bir boyut kazanıyor. Teknolojinin gelişim hızına yetişmek ise neredeyse mümkün değil. Bilgiye saniyeler içinde ulaşabildiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Ancak tüm bu ilerlemelere rağmen insanın zihnini meşgul eden temel sorular pek değişmiş görünmüyor: “Nasıl mutlu olabilirim?” ve “Hayatımın anlamı nedir?”

Çokça sevdiğim ve ufkuna hayran olduğum, yaklaşık bin yıl önce yaşamış İmam Gazâlî de benzer soruların peşinden gitmişti. Döneminin en önemli âlimlerinden biri olmasına rağmen sahip olduğu bilgi ve makamın kendisine aradığı huzuru vermediğini fark etmiş, bunun üzerine uzun bir iç muhasebe sürecine girmişti. Bu süreçte kendi benliğini ve hakikati sorguladığı derin bir iç yolculuğa yönelmişti. Gazâlî’nin bu arayışı, aslında çağlar boyunca değişmeyen insan hikâyesinin de bir yansımasıdır.

Gazâlî, genç yaşta ulaştığı ilim, şöhret ve makamın ardından beklediği huzuru bulamamıştı. Nizamiye Medresesi’nde binlerce öğrencinin derslerini takip ettiği saygın bir âlim olmasına rağmen iç dünyasında derin bir sorgulama yaşamıştı. Bu sorgulama öyle bir noktaya ulaşmıştı ki bir süre ders verememiş, görevlerini bırakmış ve hakikati aramak için uzun bir manevi yolculuğa çıkmıştı. Belki de onun hikâyesini bugün hâlâ önemli kılan şey, insanın dış başarılarıyla iç huzurunun her zaman aynı noktada buluşmadığını göstermesidir.

Bugün de birçok insan, başarı, statü veya maddi kazanımlar elde ettiğinde mutlu olacağını düşünmektedir. Ancak hedeflere ulaşıldığında hissedilen tatmin çoğu zaman kısa sürmekte, yerini yeni arayışlara bırakmaktadır. Modern psikoloji bu durumu “hedonik adaptasyon” kavramıyla açıklarken, Gazâlî’nin eserlerinde de dünyevi kazanımların tek başına kalıcı huzur sağlamayacağına ilişkin benzer düşünceler yer almaktadır.

Gazâlî’nin üzerinde durduğu bir diğer konu ise alışkanlıklardır. Ona göre insanın karakteri, tekrar eden davranışlarıyla şekillenir. Bu noktada sıkça dile getirilen “Bir insanın geleceğini görmek istiyorsanız, hedeflerinden önce alışkanlıklarına bakın.” sözü dikkat çekicidir. Gerçekten de hayatımız büyük kararlarla olduğu kadar, çoğu zaman farkına bile varmadan tekrarladığımız küçük davranışlarla biçimlenir. Her gün aynı saatte uyanmak, kitap okumak, ertelemek, şikâyet etmek ya da şükretmek… Zamanla bu davranışlar yalnızca birer alışkanlık olmaktan çıkar; karakterimizin ve yaşam biçimimizin ayrılmaz bir parçası hâline gelir.

Sabah telefon alarmıyla uyanıyor, gün boyunca onlarca bildirime maruz kalıyor ve bir görevi tamamlamadan diğerine geçiyoruz. Gün sonunda ise çoğu zaman yorulmuş ama günümüzü nasıl geçirdiğimizi tam olarak hatırlayamayan bireylere dönüşebiliyoruz. Belki de sorun zamanımızın olmaması değil; sahip olduğumuz zamanı ne için kullandığımızı yeterince sorgulamamamızdır.

Belki de modern insanın en büyük problemi bilgi eksikliği değil, anlam eksikliğidir. Elinin altında sınırsız bilgi bulunan insan, çoğu zaman durup düşünmeye fırsat bulamamakta; bir işi bitirir bitirmez diğerine yönelirken yaptığı şeylerin nedenini sorgulamayı ihmal etmektedir. Oysa Gazâlî’nin işaret ettiği gibi insanın yalnızca dış dünyasını değil, iç dünyasını da beslemeye ihtiyacı vardır.

İnsan, her gün yaptığı seçimlerin ve alışkanlıkların toplamıdır. Bu nedenle önce kendisinin farkında olmalı, kendi iç dünyasını tanımaya çalışmalıdır. Çünkü ancak kendini tanıyan birey çevresini, ilişkilerini ve hayatın anlamını daha sağlıklı değerlendirebilir.

Aradan geçen yüzyıllara rağmen insanın temel arayışları değişmemiştir. Değişen yalnızca bu arayışları sürdürdüğümüz araçlardır. Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru şudur: Ben kendimin, yaşadığım hayatın ve bu hayatın bana kattıklarının ne kadar farkındayım? Bu yoğun tempo içinde durup gerçekten düşünmeye zaman ayırabiliyor muyum?

Gazâlî’nin asırlar öncesinden gelen sesi, modern dünyanın gürültüsü içinde hâlâ aynı çağrıyı yapıyor: İnsan, kendini tanımadan dünyayı tam anlamıyla tanıyamaz. Bu nedenle gerçek yolculuk bazen dışarıya değil, insanın kendi içine doğru yaptığı yolculuktur.