Son zamanlarda ise bu iki uğraşa bir üçüncüsü eklendi: Zihnimin sisli katmanlarını dağıtan, beni dinginleştiren eskiye ait şiirler, maniler, bilmeceler, atasözleri, hikâyeler ve masallar…
Her boş vaktimde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın E-Kitap sayfasında soluğu almaya başladım.
Aslında bu meylin nedenini birkaç cümleyle açıklamak gerekir. Biz, ciğerden konuşan; gönlün dilini bilen, son derece zengin bir sözlü edebiyata sahip bir milletiz. Anlatıcı geleneği güçlü bir toplum olarak büyüklerimizin anlattığı hikâyelerle büyüdük. Öyle ki bu aktarım, beşikte söylenen bir ninniyle başlar; yaş sınırı tanımadan hayat boyu sürer.
Ne var ki günümüzde bu anlatıcılık, pek çok nedenle gücünü yitirmiş ve neredeyse yok olma noktasına gelmiştir. Bu kaybın nedenleri başlı başına ayrı bir yazının konusu. O yüzden şimdilik bu meseleyi bir kenara bırakıp, büyüklerimizin anlatıcı kimliğinin yerini tutmasa da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın E-Kitap uygulamasında karşılaştığım bazı güzellikleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Umarım beğeni dünyamız ortak noktalarda buluşur; okuduklarımın bende uyandırdığı o güzel duygular sizde de karşılık bulur ve nesiller arası aktarım için hepimiz küçük de olsa bir katkı sunmuş oluruz.
İzninizle, Hakas Edebiyatı’ndan zihni zorlayan, “yok artık” dedirten birkaç bilmeceyle başlayalım. Yazımıza biraz renk katsın diye cevapları sona bırakıyorum. Bakalım kaç tanesinde doğru cevabı bulabileceksiniz.
Belki de eskiden olduğu gibi, aile içinde küçük bir bilmece yarışması düzenlemek hiç fena olmaz.
Bilmeceler
-
Kara boğa kalkınca, ak boğa uyur.
-
Ev üstünden yol gitmiş.
-
On iki kartal, elli iki alaca karga, üç yüz altmış beş sığırcık.
-
Dışarı yatsa dağ olur, içeri girse su olur.
-
Ayın altından altın boru çaldım.
-
Eli yok, ayağı yok; köprü yapar.
-
Eli yok, ayağı yok; dağa çıkar.
-
Yaz gelince gocuklu, kış gelince tulumlu.
-
Alev değil; tutarsan elini yakar.
-
Versen yemez, saklasan çalar.
Şimdi de, yaşanmışlığına herhangi bir bedel ödemediğimiz; atalarımızdan bize miras kalan tecrübe dolu atasözlerine yer verelim. Açıkçası ben bunların pek çoğunu ilk kez duydum.
Sizler kaç tanesini biliyorsunuz? Günlük hayatta kullanıyor musunuz?
Bu soruların sizdeki cevabını doğrusu merak ediyorum. İçerik üreticilerinin diliyle söyleyecek olursak, yorumlarda buluşalım 😊
-
Tembel yorar, çalışkan besler.
-
Zayıf etten yağ çıkmaz, tembelle iş bitmez.
-
Atılan kurşun geri dönmez, alp kişi yaltaklanmaz.
-
Ayağını berk bas, gözün keskin görsün.
-
Erinen kişiye her gün tatil.
-
Kurusa da gölün otu kalır, ölse de iyinin adı kalır.
-
Çok şeyi bilirsen çabuk ihtiyarlarsın.
-
Kötülük yokken dostunu bilemezsin, bela yokken komşunu bilemezsin.
-
Geyik koşmayan dağ yoktur, darlığa düşmeden büyüyen er yoktur.
-
Çağırmakla dağı yıkamazsın, halkı savaşla korkutamazsın.
Ve son olarak, bir gurbet türküsü ile bu ilk yazıyı nihayete erdirelim. Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle, selametle…
Atam yeri geniş yer,
Ak ot biten yer imiş;
Onu düşününce kendimin
Ala gözümden yaş akar.Annem yeri bereketli yer,
Şifalı ot biten yermiş;
Hesaplayıp bunu düşünsem,
İki gözümden yaş akar.
Not: Bilmecelerin Cevapları
-
Gece ve gündüz
-
Gökkuşağı
-
Yıl
-
Kar
-
Duman
-
Soğuktan suyun donması
-
Yangın
-
Ağaç
-
Isırgan
-
Fare