KPR’yi Kim Biliyor, Kim Yapıyor? Bir Dakika, Bir Tereddüt

“Öğretilmeyen bilinmeyen şey hayat kurtaramaz”

Yakın zamanda ufkumu açan ve beni derinden etkileyen dört çalışma okudum. İlki, Duke University merkezli araştırmacıların öncülüğünde, ABD genelinde çok eyaletli Resuscitation OutcomesConsortium (ROC) verileri kullanılarak yürütülmüş olup, kadınların bystander (olay yerinde tesadüfen bulunan ve sağlık profesyoneli olmayan kişi) KardiyoPulmoner Resüsitasyon (KPR) alma olasılığının erkeklere kıyasla anlamlı derecede daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Hastane dışında gelişen ani kardiyak arrestlerde(kalp durması) kadınların hayatta kalma olasılığının erkeklere göre daha düşük olduğu uzun süredir bilinmesine rağmen, bu fark çoğunlukla biyolojik ya da klinik nedenlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Oysa bu çalışma, asıl sorunun eğitim ve müdahale süreçlerindeki yapısal eksikliklerden kaynaklandığını ve sorunun önemli bir bölümünün ilk müdahale aşamasında başladığını göstermektedir. Nitekim çalışmada, kadınların yoldan geçenler tarafından KPR alma olasılığının erkeklere göre %14 daha düşük olduğu bildirilmiştir.

Benzer şekilde Birleşik Krallık’ta, St John Ambulance’ın saha verilerine ve çeşitli çalışmaların özetlerine dayanan Guardiankaynaklı bilimsel haberler de bu farkı doğrulamaktadır. Bu verilerde kadınların yalnızca %68’inin bystander KPR aldığı, erkeklerde ise bu oranın %73 olduğu bildirilmektedir. Müdahale etmeme gerekçeleri arasında, uygunsuz dokunma korkusu ve kadının göğüs yapısına zarar verme endişesi ön plana çıkmaktadır.

Üçüncü çalışma, bu tereddüdün yalnızca toplumsal algılarla sınırlı olmadığını; doğrudan KPR eğitiminde kullanılan araçlarla da beslendiğini ortaya koymaktadır. Küresel değerlendirmeler, CPR eğitim mankenlerinin yaklaşık %95’inin düz göğüslü, yani fiilen erkek ya da cinsiyetsiz anatomiye göre tasarlandığını; yaygın olarak kullanılan yalnızca tek bir modelin kadın göğüs anatomisini görünür biçimde temsil ettiğini göstermektedir. Bu durum, kursiyerlerin kadınlara özgü küçük ama kritik teknik uyarlamaları eğitim sırasında hiç deneyimlememelerine ve gerçek acil durumlarda tereddüt yaşamalarına neden olmaktadır. Dördüncü çalışmada, Acil Tıp Hizmetleri Dergisi’nde yayımlanan uygulama temelli bir araştırma, gerçekçi silikon göğüslerle donatılmış mankenler kullanıldığında katılımcıların bir kadına göğüs kompresyonu uygularken kendilerini neredeyse iki kat daha güvende hissettiklerini ortaya koymuştur.

Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, KPR eğitim materyallerinin hem erkek hem de kadın anatomisini temsil edecek şekilde güncellenmesinin, müdahale tereddüdünü azaltabileceği, cinsiyetler arası hayatta kalma farkını azaltabileceği ve potansiyel olarak binlerce hayat kurtarabileceği güçlü biçimde anlaşılmaktadır.

Kardiyopulmoner resüsitasyon, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yalnızca sağlık profesyonellerinin değil, tüm kurum çalışanlarının ve toplumun bilmesi gereken temel bir yaşam becerisidir. Türkiye’de yürütülen prospektif, çok merkezli bir çalışmada 1.003 hasta değerlendirilmiş; Hastane öncesi dönemde Acil Sağlık Hizmetleri tarafından KPR uygulanma oranı %86,5 iken, bystander KPR oranı yalnızca %2,9 olarak bulunmuştur. Aynı çalışmada taburcu olma oranı %4,4, iyi nörolojik sonuçla taburculuk oranı ise yalnızca %2,7 olarak raporlanmış; bu bulgular Türkiye’de KPR başarısının özellikle erken müdahale açısından son derece düşük olduğunu ortaya koymuştur. Başka bir çalışmada ise 182 çocuk incelenmiş; bystander KPR oranı %13,9 bulunmasına rağmen taburculuk oranı yalnızca %14,3 olarak bildirilmiş ve taburcu olan çocukların %57,7’sinde kalıcı nörolojik engel saptanmıştır.

Bu çalışmalar, her ne kadar Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri tarafından verilen eğitimlerin sağlık profesyonelleri düzeyinde belirli bir başarıya ulaşmış olduğunu gösterse de, toplumun genelinde KPR bilgi ve becerisinin hâlâ son derece yetersiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, ortaya çıkan tabloyu yalnızca “başarısızlık” olarak okumak haksızlık olur. Ülkemizde ambulans ve acil sağlık hizmetleri, kendi sorumluluk alanları içinde önemli bir yükü omuzlamakta ve sahaya ulaşmaktadır. Ancak bu çabanın etkisi, çoğu zaman ilk dakikalarda hiçbir müdahalenin yapılmaması nedeniyle yeterince görünür olamamaktadır. Sorunun kaynağı, profesyonel sistemin varlığı değil; toplumun büyük bir bölümünün KPR konusunda yeterli bilgi sahip olmamasıdır.

Gerçekçi bir değerlendirme yapıldığında, KPR bilgisinin toplum geneline yeterince yayılmadığı görülmektedir. Öğrenciler, kamu çalışanları ve sade vatandaşlar, kardiyak arrestle karşılaştıklarında ne yapacaklarını çoğu zaman bilmemekte ya da yanlış yapma endişesiyle geri durmaktadır. Oysa basit ve doğru şekilde başlatılan bir göğüs basısı, profesyonel ekipler ulaşana kadar geçen sürede hayati bir fark yaratabilmektedir.

Bu nedenle KPR eğitimlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması önemli bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu yaygınlaştırma süreci, yalnızca sayısal olarak daha fazla eğitim vermek şeklinde düşünülmemelidir. Eğitimlerin içeriği, kullanılan materyaller ve verilen mesajlar da aynı ölçüde önemlidir.

Özellikle kadınlara yönelik KPR uygulamalarında yaşanan tereddütler dikkate alındığında, eğitimlerde kadın KPR yaklaşımının ayrı bir başlık olarak ele alınması gerekmektedir. Bu, kadın ve erkek arasında büyük anatomik farklar varmış gibi sunulan bir durumdan ziyade; göğüs yapısı, meme dokusu, bası noktalarının yerleştirilmesi, defibrilasyonpedlerinin konumu ve uygulama sırasında yaşanabilecek pratik çekinceler gibi küçük ama sahada anlamlı farklılıklara açıkça değinilmesini ifade etmektedir. Bu ayrıntıların hem eğitim maketlerinde ve kullanılan materyallerde hem de eğitimin teorik içeriğinde açık ve doğal biçimde yer alması, müdahale eden kişinin gerçek bir acil durumda daha emin ve tereddütsüz davranmasını sağlayabilir.

Böyle bir yaklaşım, müdahaleyi zorlaştıran belirsizlikleri azaltırken, “yanlış yaparım” ya da “zarar veririm” endişesinin önüne geçebilir. Kadın KPR’sinin eğitim sürecinde normalleştirilmesi, müdahaleyi özel ya da riskli bir durum olmaktan çıkararak, standart ve uygulanabilir bir refleks hâline getirebilir. Bu da KPR eğitimlerinin sahaya daha doğru, daha eşit ve daha etkili biçimde yansımasına katkı sağlayacaktır.

Sonuç olarak, KPR’nin toplumda daha yaygın ve daha doğru şekilde öğretilmesi; hem kadınlara yönelik müdahalelerde yaşanan eksikliklerin azaltılmasına hem de genel sağ kalım oranlarının iyileştirilmesine katkı sağlayacaktır. Küçük ama doğru adımların, beklenenden çok daha büyük farklar yaratabileceğini unutmamak gerekir.

Not: Okumak isteyenler için kaynakları aşağı bırakıyorum.

1.Blewer, A. L., McGovern, S. K., Schmicker, R. H., May, S., Morrison, L. J., Aufderheide, T. P., Daya, M. R., Idris, A. H., Callaway, C. W., Kudenchuk, P. J., & Resuscitation Outcomes Consortium Investigators. (2018). Gender disparities among adult recipients of bystander cardiopulmonary resuscitation in the public. Circulation, 137(15), 1444–1454.
2. Badshah, N. (2024, October 15). UK women who suffer cardiac arrest in public less likely to get CPR, study finds. The Guardian.
3. Szabo, R. A., Forrest, K., Morley, P., Barwick, S., Bajaj, K., Britt, K., Yong, S. A., Park-Ross, J., Story, D., & Stokes-Parish, J. (2024). CPR training as a gender and rights-based healthcare issue. Health Promotion International, 39(6), daae156.
4. Stokes-Parish, J., Szabo, R. A., & Story, D. A. (2023). Does chest anatomy affect confidence when performing CPR on women? Journal of Emergency Medical Services (JEMS).
5. Emergency Medicine Association of Turkey Resuscitation Study Group. (2024). Prospective, multicenter, Turkish out-of-hospital cardiac arrest study: TROHCA. Turkish Journal of Emergency Medicine, 24(3), 133–144.
6. Kurt, F., Bayrakcı, B., Tekşam, Ö., Tekin, D., Derinöz, O., Polat, E., Oğuz, S., Gültekingil, A., Ödek, Ç., Tuygun, N., Derbent, M., Kalkan, G., Şahin, Ş., Akça, H., Kesici, S., Gündüz, R. C., & Kendirli, T. (2018). Outcome of out-of-hospital cardiopulmonary arrest in children: A multicenter cohort study. Turkish Journal of Pediatrics, 60(5), 488–496.