Bugün her yerde “kendini geliştir”, “potansiyelini aş”, “kendinin daha iyi bir versiyonu ol” gibi çağrılar duyuyoruz. Sanki insanın değeri artık ne kadar “kendisi üzerinde çalıştığıyla” ölçülüyor. Oysa bu kadar gelişim söylemi içinde bazen kayboluyoruz. Gerçekten gelişmek mi istiyoruz, yoksa sadece gelişmiş görünmeye mi çalışıyoruz?

Belki de sorun, kişisel gelişim kavramının son yıllarda bir “yükümlülük” haline gelmesi. Her gün daha çok okumaya, daha çok çalışmaya, daha çok kazanmaya uğraşıyoruz ama bir an durup sormuyoruz: Bu, benim istediğim hayat mı? Eğer gelişim seni yoruyor, tüketiyor ve değerlerinden uzaklaştırıyorsa, belki bu gelişim değil, yalnızca toplumsal bir baskıdır.

Gerçek gelişim sessizdir. Dışarıdan parlamaz, içeride şekillenir. “Atomik Alışkanlıklar”ın da söylediği gibi, değişim büyük sıçramalarla değil, küçük ama tutarlı alışkanlıklarla başlar. Her gün beş sayfa kitap okumak, bir bardak fazla su içmek, her sabah yatağını toplamak, gün içinde otuz dakika yürümek. Bunlar küçük görünür ama birleşince insanın yaşam ritmini değiştirir. Yaşam tarzı olarak kişisel gelişim, işte bu basit ama sürekli davranışların toplamıdır.

Fiziksel sağlık da zihinsel gelişimin temel parçasıdır. Sağlıklı bir bedende sağlıklı bir zihin bulunur. Bu yüzden kişisel gelişim yalnızca kitap okumak ya da motivasyon videoları izlemek değildir, aynı zamanda bedenine saygı göstermektir. İyi uyku, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz gelişimin görünmeyen ama hayati parçalarıdır. Beynini bilgiyle doldurup bedenini hareketsiz bırakırsan denge bozulur. Spor yalnızca kasları değil, zihni de şekillendirir çünkü her antrenmana gitmek disiplin, irade ve süreklilik demektir.

Disiplin söz konusu olduğunda onu bir ceza değil, bir özgürlük biçimi olarak görmek gerekir. Kendini zorlayarak değil, kendine özen göstererek gelişmek daha sağlıklı bir yoldur. Yani “bunu yapmalıyım” yerine “bunu seçiyorum” diyerek yaşamak. Eğer her gün az da olsa doğru yönde bir adım atıyorsan, bu artık bir yaşam biçimine dönüşür.

Kişisel gelişim bir yarış değildir. Herkesin ritmi farklıdır. Kimisi sabah erken kalkıp spor yapar, kimisi geceleri kitap okur. Kimisi sessizce gelişir, kimisi gürültülü başarılar elde eder. Ama amaç aynıdır: Kendini anlamak. Çünkü kendini tanımayan biri hiçbir gelişim yönteminden gerçek fayda göremez.

Gerçek gelişim, değerlerine göre yaşamak, hatalarından utanmamak ve her gün biraz daha bilinçli olmaktır. Peki sen ne düşünüyorsun? Kişisel gelişim sana bir baskı gibi mi geliyor, yoksa artık bir yaşam biçimine mi dönüştü?