Kadim Anadolu Bilgeliğinden Modern Tıbba Hipertansiyon

Hipertansiyon, modern tıpta “sessiz katil” olarak tanımlansa da Anadolu’nun kadim hekimleri bu durumu “kanın galeyanı” veya “damar dolgunluğu” gibi ifadelerle açıklamışlardır. Tarih boyunca hem beslenme hem de fiziksel müdahalelerle tansiyonu dengelemeye çalışılmış, bu yöntemlerin bir kısmı günümüzde bilimsel karşılık bulmuş, bir kısmı ise terk edilmiştir.
İbn-i Sina, damar basıncını azaltmak için kabak suyu, sirkeli karışımlar ve hindiba bitkisini önermiştir. Anadolu halk hekimliğinde zeytin yaprağı çayı, sarımsak ve limon karışımı, yoğurt ve tuzsuz ayran gibi gıdalar ile alıç meyvesi sıkça kullanılmıştır. Hacamat ve sülük tedavisi ise fazla kanın alınarak basıncın düşürülmesi amacıyla uygulanmıştır.
19.yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında tansiyon, “kan hücumu” veya “damar sertliği” olarak görülüyordu. Hekimler tuzsuz ve düşük proteinli diyetler, kaplıca tedavileri, potasyum iyodür ve bromür gibi kimyasal ilaçlar öneriyordu. Ancak rutin kan alma ve aşırı kısıtlayıcı diyetler gibi bu ilaçlar da zamanla terk edildi. Buna karşılık tuz kısıtlaması, sebze ve zeytinyağı ağırlıklı beslenme, sarımsak ve alıç gibi bitkisel destekler modern tıpta da geçerliliğini korudu.
Bilimsel ilerlemelerle hipertansiyon tedavisinde iki ilaç grubu öne çıktı:
ACE inhibitörleri: Brezilya engerek yılanı zehrinden esinlenerek geliştirilen bu ilaçlar, damarları büzen Anjiyotensin II maddesinin üretimini engeller. Tansiyonu düşürmekle kalmaz, kalbi ve böbrekleri de korur.
Diüretikler: Böbreklerden tuz ve suyun geri emilimini azaltarak damar içi sıvı hacmini düşürür. Geleneksel kan alma yönteminin modern, güvenli karşılığıdır.
Günümüzde tedavi yalnızca ilaçla sınırlı değildir. Yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin temel parçası olarak görülmektedir. DASH diyeti (Dietary Approaches to Stop Hypertension -Hipertansiyonu Durdurmak için Beslenme Yaklaşımları), günlük tuz alımının 5 gramın altında tutulması, haftada en az 150 dakika egzersiz ve ilaç uyumunun sürdürülmesi altın kurallar arasında yer alır.
Pancar suyu, sarımsak, keten tohumu ve nar suyu gibi gıdalar bilimsel olarak tansiyon düşürücü etkiye sahiptir. Ancak greyfurt ve meyan kökü gibi bazı gıdalar ilaçlarla etkileşime girerek risk oluşturabilir.
Minerallerin rolü de kritik önemdedir ama takviye kullanımı konusunda dikkatli olunmalıdır. Potasyum hapları ACE inhibitörü veya ARB kullananlarda tehlikeli olabilir; magnezyum faydalı olsa da böbrek yetmezliğinde risklidir; kalsiyum ise yüksek dozda damar kireçlenmesine yol açabileceğinden doğal kaynaklardan alınmalıdır.
Stres, vücudun “savaş ya da kaç” mekanizmasını tetikleyerek adrenalin ve kortizol salgısını artırır, bu da tansiyonu yükseltir. Geleneksel tıpta “asabiyet” için gül suyu ve akarsu sesi önerilirken, modern tıpda nefes egzersizleri, magnezyumdan zengin beslenme ve düzenli fiziksel aktivite öne çıkmıştır.
Sonuş olarak Anadolu’nun kadim bilgeliği ile modern bilimin buluştuğu noktada, ilaç tedavisi, beslenme düzeni, mineral dengesi, stres yönetimi ve yaşam tarzı değişiklikleri ile birlikte ele alındığında hipertansiyon kontrol altına alınabilir.
Mesele yalnızca rakamları düşürmek değil, kalbi ve damarları koruyarak uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürmektir.
Sağlıcakla kalın...
Uzm.Dr.Cemil Ulusan