2026 yılının ilk haftalarında Avrupa kıtasında influenza aktivitesi dikkat çekici bir dönüm noktasına gelmiş görünüyor. ECDC verilerine göre, birçok Avrupa ülkesinde influenza dolaşımı azalma eğilimine girerken, bölgesel farklılıklar halen belirgin şekilde korunmaktadır. Türkiye'de ise tablo farklı: influenza pozitiflik oranları Avrupa ortalamasının üzerinde seyrediyor ve aktivite henüz pik seviyelerinden uzaklaşmış görünmüyor. Bu durum, coğrafi konumumuz, seyahat dinamikleri ve yerel epidemiyolojik faktörlerin rolünü sorgulatıyor.
Peki 2025-2026 influenza sezonu beklendiği gibi mi ilerliyor? Aşı içeriği ile dolaşımdaki virüs suşları arasındaki uyum yeterli mi? RSV'nin sessiz yükselişi ne anlama geliyor? Bu sorulara yanıt ararken, hem Avrupa geneli hem de Türkiye'ye özgü verileri masaya yatırıyoruz.
Sezon Zirve Yaptı mı? Avrupa'da Düşüş, Türkiye'de Plato
Avrupa Tablosu: Düşüş Başladı Ama Aktivite Halen Yüksek
WHO Avrupa Bölgesi'nde influenza aktivitesi kritik bir eşikte: çoğu ülkede azalma eğilimi gözlenirken, pozitiflik oranları halen epidemi eşiğinin (%10) üzerinde seyrediyor. Hafta 03/2026 verilerine göre, primer bakım sentinel sürveyansında influenza pozitifliği %32 - bu rakam bir önceki haftaya göre stabil kalsa da, ECDC'nin trend grafiklerinde düşüş sinyalleri belirginleşiyor.
Dikkat çekici nokta şu: 31 ülkeden 19'u orta veya yüksek yoğunluk bildirirken, 31 ülkeden 31'i bölgesel ya da yaygın dağılım rapor ediyor. Bu demek oluyor ki, influenza henüz tamamen geri çekilmedi - aksine coğrafi yayılım halen maksimum düzeyde. Ancak yoğunluk azalıyor, bu da sezonun pik aşamasını geride bırakmış olabileceğine işaret ediyor.
Önemli bir gözlem: Bazı ülkelerde primer bakımda pozitiflik oranları halen artışta, özellikle çocuk yaş grubunda. Bu, sezonun farklı yaş gruplarında farklı dinamiklerle ilerlediğini ve henüz homojen bir düşüşten söz edilemeyeceğini gösteriyor.
Türkiye: Yüksek Aktivite Devam Ediyor
Türkiye'de tablo daha farklı. Sentinel ILI sürveyansında influenza pozitifliği %43,6 ile Avrupa ortalamasının (%32) belirgin üzerinde. 117 numuneden 51'inde influenza tespit edilmesi, aktivitenin halen zirve seviyelerine yakın seyrettiğini düşündürüyor.
Bu farklılığın nedenleri neler olabilir?
• Sezonsal gecikme: Türkiye'de influenza sezonunun pik zamanı Avrupa'nın kuzeyinden 2-3 hafta geride olabilir. Coğrafi konum ve iklim farklılıkları bu gecikmeyi açıklayabilir.
• Seyahat ve mobilite: Yılbaşı tatili sonrası artan iç ve dış seyahat, virüs dolaşımını hızlandırmış olabilir.
• Aşılanma oranları: Risk gruplarında ve genel popülasyonda aşılanma oranlarının Avrupa ortalamasından düşük olması, duyarlı populasyonun geniş kalmasına yol açmış olabilir.
Karşılaştırmalı Birinci Basamak Merkez Verileri
|
Parametre |
Avrupa |
Türkiye |
|
İnfluenza Pozitifliği |
%32 |
%43,6 |
|
RSV Pozitifliği |
%9 |
%1,7 |
|
SARS-CoV-2 Pozitifliği |
%3 |
%1,7 |
A(H3N2) Dominasyonu: Aşı İçeriği ile Uyum Var mı?
2025-2026 sezonunun belki de en önemli epidemiyolojik özelliği, influenza A(H3N2) alt tipinin hem Avrupa hem de Türkiye'de baskın virüs olması. Ancak burada kritik bir soru var:
Dolaşımdaki virüsler, mevcut aşı içeriği ile uyumlu mu?
Virüs Karakterizasyonu ve Aşı Uyumu
Avrupa genelinde sezon başından bu yana karakterize edilen 4.166 virüsün %65'i A(H3), %34'ü A(H1)pdm09, sadece %1'i B/Victoria. Güncel haftalarda (Hafta 03/2026) ise alt tiplendirilen virüslerin %76'sı A(H3), %24'ü A(H1)pdm09. Türkiye'de bu oran daha çarpıcı: %90,2 A(H3N2), %9,8 A(H1)pdm09.
İşin kritik kısmı ise şu: A(H3) virüslerinin %81'i A/Norway/8765/2025 kladına ait. 2025-2026 sezonu için önerilen aşı içeriği ise A/Croatia/10136RV/2023 (yumurta bazlı) ve A/District of Columbia/27/2023 (hücre/rekombinant bazlı) suşlarını içeriyor.
Aşı etkinliği ne durumda? A/Norway/8765/2025 kladı, aşı suşlarından antijenik olarak kısmen farklılaşmış durumda. Bu, aşının koruyuculuğunun optimal olmayabileceği anlamına geliyor. Ancak çapraz koruma halen mevcut olabilir ve ağır hastalık riskini azaltma açısından aşı önemini koruyor. Bu sezonki klinik gözlemler ve ilerleyen haftalarda yayınlanacak aşı etkinliği çalışmaları, bu soruya daha net yanıt verecek.
A(H1)pdm09'da durum daha iyi: Virüslerin %95'i A/Missouri/11/2025 kladında ve bu, aşı içeriğindeki A/Victoria/4897/2022 (yumurta bazlı) ve A/Wisconsin/67/2022 (hücre bazlı) suşları ile iyi antijenik uyum gösteriyor.
Hastane Yatışları: Yaşlılar ve Çocuklar Risk Altında
Primer bakım verileri sezonun genel gidişatını gösterirken, ağır hastalık yükünü anlamak için SARI (Severe Acute Respiratory Infections) sürveyansı kritik önem taşıyor. Peki influenza nedeniyle hastaneye yatanlar kimler ve bu grup için aşı ne kadar koruyucu?
Avrupa'da Ağır Hastalık Tablosu
SARI sürveyansında influenza pozitifliği %28 (bir önceki haftaya göre %30'dan hafif düşüş). 14 ülkeden gelen verilerde medyan pozitiflik %24 (aralık: %1-38). Bu oranlar, hastaneye yatan her 4 SARI vakasından birinde influenzanın sorumlu olduğunu gösteriyor.
65 yaş ve üstü bireyler, influenza hospitalizasyonlarının en yüksek oranını oluşturmaya devam ediyor. Bu grup için aşılanma kritik - ancak A(H3N2) virüslerinde görülen antijenik sapma (drift), özellikle yaşlılarda aşı etkinliğini düşürebilir. Bu nedenle risk gruplarında antiviral tedavi eşiğinin düşük tutulması ve erken başlanması hayati önem taşıyor.
Yoğun bakım verileri de endişe verici: 13 ülkeden 4'ü yoğun bakım yatışlarında azalma bildirirken, 1 ülke artış rapor ediyor. Mortalite henüz düşük seviyelerde ancak EuroMOMO verileri, 65 yaş üstü gruplarda tüm nedenlere bağlı mortalitede artış sinyalleri gösteriyor.
Türkiye'de SARI Verileri
Türkiye'de sentinel SARI sürveyansında influenza pozitifliği %19,4 (108 numuneden 21 vaka) ile Avrupa ortalamasının (%28) altında. Bu fark, primer bakımdaki yüksek oranlarla kontrast oluşturuyor ve birkaç açıklamayı mümkün kılıyor:
1. Türkiye'de influenza vakaları henüz ağır hastalığa dönüşme aşamasında olmayabilir (sezonun daha erken fazında olduğumuza işaret).
2. Numune alma kriterleri veya hasta seçimi farklılıkları olabilir.
3. Türkiye'de yaş ortalamasının daha genç olması, ağır hastalık riskini azaltıyor olabilir.
RSV'de tablo farklı: SARI vakalarında RSV pozitifliği %17,9 ile Avrupa ortalamasına (%12) göre daha yüksek. RSV'nin özellikle 5 yaş altı çocuklar ve 65 yaş üstü yetişkinlerde ciddi alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açtığı düşünüldüğünde, bu oran dikkat çekici. Pediatrik yoğun bakımlarda RSV yükünün artıyor olması muhtemel.
RSV'nin Sessiz Yükselişi: Gelecek Haftalara Dikkat!
İnfluenza sezonunun geri çekilmesi, başka bir tehlikenin kapıda olduğu anlamına gelebilir: RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs).
ECDC'nin haftalık güncellemesinde vurgulanan en önemli noktalardan biri, RSV dolaşımının
'ELEVATED and increasing' (yükselmiş ve artmakta) olması. Avrupa genelinde primer bakımda RSV pozitifliği %8'den %9'a, SARI sürveyansında %9'dan %12'ye yükselmiş durumda. Test hacmi azalmasına rağmen pozitiflik oranlarının artması, gerçek bir artışa işaret ediyor.
Türkiye'de RSV Durumu
Türkiye'de ILI vakalarında RSV pozitifliği düşük (%1,7 - 32 DSYV'nin %6,3'ü), ancak SARI vakalarında oran %17,9'a çıkıyor. Bu, RSV'nin hafif enfeksiyonlara değil, doğrudan ağır alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açma eğilimini yansıtıyor.
Özellikle 5 yaş altı çocuklarda RSV bronşiyolit ve pnömoni riski yüksek. Ayrıca, 65 yaş üstü yetişkinler ve kronik kalp-akciğer hastalığı olanlar için de RSV ciddi bir tehdit. Son yıllarda geliştirilen RSV aşıları (gebeler ve yaşlılar için) ve monoklonal antikorlar (bebekler için nirsevimab), bu risk gruplarında koruma sağlayabilir. Türkiye'de bu önlemlerin yaygınlaştırılması, önümüzdeki haftalarda RSV yükünü azaltmada kritik rol oynayabilir.
Rhinovirus ve Diğer Solunum Yolu Virüsleri
Türkiye'de tespit edilen diğer solunum yolu virüsleri (DSYV) arasında Rhinovirus ilk sırada (%59,4 ILI, %46,4 SARI). Rhinovirus genellikle hafif üst solunum yolu enfeksiyonlarına yol açsa da, astım ve KOAH gibi kronik hastalığı olanlarda alevlenmelere neden olabiliyor.
Coronavirus türlerinin (HKU1, 229E, NL63, OC43) toplam %12,5 oranında tespit edilmesi, endemik koronavirüslerin kış aylarında dolaşımda olduğunu gösteriyor. SARS-CoV-2 ise hem Avrupa (%3) hem de Türkiye'de (%1,7) düşük seviyelerde - ancak bu, COVID-19'un tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Özellikle immünsüprese hastalarda ve yaşlılarda SARS-CoV-2 halen ciddi hastalık nedeni olabilir.
Koenfeksiyonlar: Birden Fazla Virüs, Daha Ağır Hastalık mı?
Türkiye verilerinde klinisyenlerin dikkatini çekmesi gereken bir nokta: ILI vakalarında %8,5, SARI vakalarında %4,6 oranında influenza-DSYV koenfeksiyonu. En sık görülen kombinasyon influenza A(H3N2) + Rhinovirus (%80).
Koenfeksiyonlar neden önemli?
1. Klinik tablo kafa karıştırıcı olabilir: Hastanın semptomları tek bir virüse atfedilebilir gibi görünse de, birden fazla patojen klinik seyri değiştirebilir.
2. Hastalık şiddeti artabilir: Bazı çalışmalar, koenfeksiyonların daha uzun hastane yatışları ve daha ağır solunum yetmezliği ile ilişkili olabileceğini gösteriyor.
3. Tedavi yaklaşımı etkilenebilir: Örneğin, influenza + bakteriyel süperenfeksiyon riski düşünüldüğünde, antibiyotik kullanımı gerekebilir. Koenfeksiyonlarda geniş spektrumlu viral panel testlerinin kullanımı, tedaviyi yönlendirmede yardımcı olabilir.
Klinisyenler İçin Pratik Öneriler
1. Aşılama Halen Kritik - Ama Beklentiler Gerçekçi Olmalı
2025-2026 influenza aşısı, A(H1)pdm09 için iyi uyum gösterse de, baskın dolaşımdaki A(H3N2) virüsleri (A/Norway/8765/2025 kladı) ile antijenik uyum optimal değil. Bu, aşı etkinliğinin %40-50 seviyelerinde kalabileceği anlamına gelebilir.
Ancak bu, aşılanmadan vazgeçmek için bir neden değil. Aşı, ağır hastalık, hastane yatışı ve ölüm riskini azaltmada halen en etkili araç. Özellikle 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, gebeler ve sağlık çalışanları için aşılama mutlaka önerilmeli.
2. Antiviral Tedavi: Erken Başlayın, İnfluenza Test Sonucu Beklemeden
Risk gruplarında (yaşlılar, kronik hastalıklar, immünsüpresyon, gebelik) influenza şüphesi olan hastalara,
laboratuvar sonucunu beklemeden antiviral tedavi (oseltamivir veya zanamivir) başlanmalı. İdeal başlama zamanı semptom başlangıcından sonraki 48 saat içinde, ancak ağır hastalıkta veya yüksek riskli grupta 48 saatten sonra bile başlanabilir.
Avrupa'da antiviral direnç düşük seviyelerde, ancak sürveyans devam ediyor. Türkiye'de de dirençli suş bildirimi henüz yok.
3. RSV Farkındalığı: Bebeklerde ve Yaşlılarda Akılda Tutun
RSV sezonunun yükselişte olması, özellikle pediatri ve geriatri kliniklerinde dikkat gerektiriyor:
• Bebekler (özellikle <6 ay): Nirsevimab (monoklonal antikor) profilaksisi mevcut ve etkili. RSV sezonu öncesi veya başlangıcında uygulanmalı.
• Gebeler: Gebeliğin 32-36. haftalarında maternal RSV aşısı (Abrysvo), yenidoğanda ilk aylarda koruma sağlayabilir.
• Yaşlılar (≥60 yaş): RSV aşısı mevcut. Kronik kalp-akciğer hastalığı olanlarda özellikle önerilmeli.
4. Enfeksiyon Kontrol: Sağlık Kuruluşlarında Sıkı Önlemler
Yüksek influenza ve RSV aktivitesi devam ederken:
• Standart + damlacık önlemleri (influenza için)
• Standart + temas önlemleri (RSV için, özellikle pediatri servislerinde)
• Sağlık çalışanlarının aşılanması ve hasta olduklarında işe gelmemesi
• Ziyaretçi kısıtlamaları (özellikle yenidoğan ve yoğun bakım ünitelerinde)
5. Diagnostik: Multiplex PCR Panellerini Akıllıca Kullanın
Ağır hastalarda, yüksek riskli gruplarda ve hastane yatışı gerektiren vakalarda, influenza + RSV + SARS-CoV-2'yi içeren hızlı multiplex PCR panelleri, tedaviyi yönlendirmede çok değerli. Koenfeksiyon sıklığı düşünüldüğünde, geniş panel testleri klinik kararlarda yardımcı olur.
Sonuç: Sezonun Geri Kalanında Ne Beklemeliyiz?
2026 Ocak verileri, influenza sezonunun Avrupa'da dönüm noktasına geldiğini gösteriyor. Çoğu ülkede aktivite azalsa da, henüz sezonun bittiğini söylemek erken. Türkiye'de ise influenza aktivitesi halen yüksek seyretmekte ve önümüzdeki 2-3 hafta kritik.
Önümüzdeki haftalara dair öngörüler:
1. İnfluenza: Avrupa genelinde azalma devam edebilir, ancak bazı ülkelerde (Türkiye dahil) geç pik görülebilir. A(H1)pdm09 oranının artması, sezonun ikinci bir dalgasına işaret edebilir - bu suş daha çok çocuk ve genç erişkinleri etkileyebilir.
2. RSV: Artış trendi devam edecek gibi görünüyor. Özellikle Şubat-Mart aylarında RSV'nin influenzanın yerini alması ve pediatrik yoğun bakımlarda yükü artırması beklenebilir.
3. Koenfeksiyonlar: İnfluenza + RSV birlikte dolaşımı, özellikle küçük çocuklarda ve yaşlılarda ağır hastalık riskini artırabilir.
Klinisyenler için ana mesaj şu: Henüz nöbeti bırakmayın. İnfluenza azalıyor olabilir ama RSV geliyor. Risk gruplarını korumak, erken tanı ve tedavi, aşılama ve enfeksiyon kontrolü halen öncelik. Sürveyans verilerini haftalık takip etmek, yerel ve ulusal düzeyde stratejileri ayarlamak için kritik.
Son söz: Solunum yolu virüsleri sürveyansı sadece sayılar değil, halk sağlığı kararlarının omurgası. Bu verilerin ışığında hareket etmek, hem bireysel hasta yönetiminde hem de toplum sağlığında fark yaratıyor.
Kaynaklar
1. European Respiratory Virus Surveillance Summary (ERVISS), Week 03/2026, WHO Regional Office for Europe
2. T.C. Sağlık Bakanlığı, Haftalık Solunum Yolu Virüsleri Sürveyans Raporu 2026/1. Hafta (29 Aralık 2025 – 4 Ocak 2026)
3. World Health Organization, Recommended composition of influenza virus vaccines for use in the 2025-2026 northern hemisphere influenza season