Bu yazıda üreme yetersizliğine tam farklı bir bakış açısıyla yaklaşacağım.
Kısırlık; kadına bağlı, erkeğe bağlı ya da her iki tarafa bağlı nedenlerden kaynaklanabilir. Tanım olarak kısırlık, üreme çağındaki çiftlerde, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 12 ay boyunca gebeliğin oluşmaması ile karakterize edilen klinik bir durumdur. 35 yaş üzerindeki çiftlerde bu süre 6 ay olarak kabul edilir.
Üreme yetersizliği yalnızca fiziksel ve psikolojik faktörlere değil, aynı zamanda çevresel faktörlere de bağlı olabilir.
“Şahbuz ilçesindeki kadınlarda infertilitenin yapısı” araştırmamızda, 2025 yılında Azerbaycan’ın Şahbuz ilçesinden, bir yıl boyunca çocuk sahibi olmak isteyen ve kısırlık tanısı konmuş 39 kadın hasta üzerinden değerlendirme yaptık. Sonuç olarak, ova köylerinde yaşayan kadınlarda üreme yetersizliğinin görülme sıklığının dağlık köylerde yaşayanlardan daha yüksek olduğunu gözlemledik. Bu durum, beslenmenin kalitesi, suyun içeriği, yaşam tarzı ve hatta güneş ışığına maruz kalma süresi gibi birçok çevresel etkenle ilişkilendirilmiştir. Bu da göstermektedir ki infertilite her zaman belirgin bir patolojiye bağlı olmayabilir. Bazen yaşanılan çevre, bazen de yoğun psikolojik stres, vücutta başka bir hastalık olmaksızın infertilite tanısına kadar ilerleyebilir. Klinik pratikte gözlemlenmiştir ki zihinsel olarak daha sağlıklı, üreme çağında olan ve ciddi bir sağlık sorunu bulunmayan çiftlerde çocuk sahibi olma oranı daha yüksektir.
Dolayısıyla ebeveyn olmayı planlayan bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve maddi-manevi açıdan bu sürece hazır olmaları çok önemlidir. Kişinin hastalığını bilinçli bir şekilde kavraması ve hekimine aktif olarak destek olması, tedavi sürecini kolaylaştırır.
Her şey beyinde başlar.
Benim görüşüme göre bağırsaklarımız, beynin adeta bir kardeşi gibidir. Yediklerimiz yaşamımızı yönlendirir.
Sürekli şekerli ve gazlı içecekler tüketen, fast-food ağırlıklı beslenen bir hastaya, evliliğinden bir yıl sonra Polikistik Over Sendromu (PCOS) nedeniyle infertilite tanısı konmuş ve tedavi kapsamında kilo vermesi önerilmiştir. Hasta yaşam tarzında köklü değişiklikler yapmış; sporu ve sağlıklı beslenmeyi hayatının bir parçası hâline getirmiş, psikolojik olarak kendini geliştirmiştir. Sonuç olarak çok kısa bir süre içinde, üçüncü ayda gebelik elde edilmiştir.
Bu nedenle kısırlık gibi durumlarda medikal tedaviye ek olarak sağlıklı yaşam tarzı, düzenli egzersiz, dengeli beslenme, ruh sağlığı ve zihinsel rahatlık büyük önem taşır. Elbette üreme bozukluğunun nedenine bağlı olarak ilaç tedavisi uygulanabilir; ancak bu yaşam tarzı önerileri tedavinin temel taşlarındandır. Organizmamızı yönetmek çoğu zaman bizim elimizdedir.
Gelin, onu sağlık, sevgi ve huzur içinde koruyalım. Sevgi iyileştirir; yetmezse sevginin dozunu artırın...
Sağlıkla ve sevgiyle kalın.