Hücreler Yorulduğunda: Bilimden Hayata Bir Yeni Yıl Notu

Yeni bir yıla girerken takvimler değişir, beklentiler tazelenir. Oysa biyoloji için zaman, takvim yapraklarından ibaret değildir. Hücreler yeni yılı bilmez; onlar için yalnızca yıpranma, onarım ve denge vardır.

Belki de insanın yeni yıl umutlarını, bu sessiz ama derin biyolojik gerçeklik üzerinden yeniden düşünmesi gerekir.

Modern tıp çoğu zaman sonuçlara odaklanır: Hastalık, tanı, tedavi. Ancak hücre düzeyine yaklaşıldığında tablo daha inceliklidir. Bir hücre için hastalık, çoğu zaman ani bir kırılma değil; uzun süren bir zorlanmanın, birikmiş baskının sonucudur. Oksidatif stres, kronik inflamasyon, metabolik dengesizlikler ve çevresel yükler altında çalışan hücreler, hayatta kalabilmek için savunma moduna geçer. Bu durum kısa vadede yaşamı sürdürür; uzun vadede ise genomik dengenin sessizce bozulmasına zemin hazırlar.

Bugün artık biliyoruz ki mutasyonlar çoğu zaman biyolojinin “yanlış yapması” değildir. Aksine, stres altında çalışan sistemlerin kaçınılmaz yan ürünleridir. Kanser biyolojisinde tanımlanan genomik instabilite kavramı da bu gerçeği açık biçimde ortaya koyar: Hücre ne kadar baskı altındaysa, genetik bütünlüğünü koruması da o kadar zorlaşır. Yani biyolojik sistemler saldırganlaştıkları için değil, yoruldukları için hata yaparlar.

İnsan organizması, bu hücresel süreçlerin toplamıdır. Kronik stres yalnızca ruhsal bir durum değildir; hormonal ve immün yanıtlar üzerinden biyolojik bir karşılığa sahiptir. Uzun süreli stres hâllerinde artan kortizol düzeyleri, inflamatuvar sinyaller ve oksidatif yük, hücresel onarım kapasitesini zorlar. Yaşam stresi ile telomer kısalması arasındaki ilişkiyi ortaya koyan çalışmalar, organizma düzeyindeki baskının hücrelerin biyolojik zaman algısını dahi etkileyebildiğini göstermektedir.

Elbette bu bilgiler, “mutlu insan hasta olmaz” gibi indirgemeci ve bilimsel temeli olmayan bir sonuca götürmemelidir. Hastalık, ahlaki ya da duygusal bir kusurun sonucu değildir. Ancak şu gerçek de göz ardı edilemez: Sürekli alarm hâlinde çalışan biyolojik sistemler daha kırılgandır. Hücrelerin dinlenemediği, onarımın yetişemediği bir bedende, insanın kendini iyi hissetmesi de giderek zorlaşır.

Belki de modern tıbbın en önemli kazanımlarından biri, bu kırılganlığı fark etmiş olmasıdır. Günümüzde hastalıkları yalnızca “ortadan kaldırılması gereken düşmanlar” olarak değil, biyolojik sistemlerin sınırlarını gösteren işaretler olarak da okumaya başlıyoruz. Pek çok büyük bilimsel keşif, sağlıklı dokuları incelemekten çok, bozulmuş sistemleri anlamaya çalışırken ortaya çıkmıştır. Hastalıklar, biyolojinin bize kendini en açık biçimde anlattığı anlardır.

Bu noktada bilimin olgunluğu, her soruya cevap verme iddiasından vazgeçebilmesinde yatar. Daha fazla veri üretiyor, daha ayrıntılı moleküler haritalar çıkarıyoruz; ancak aynı zamanda şunu da öğreniyoruz: Her şeyi ölçebilmek, her şeyi kontrol edebilmek anlamına gelmez. Bazen bilim, hızlanmaktan çok yavaşlamayı öğretir.

Yeni yıl bu açıdan bir mucize vaat etmez, ama bir öneri sunar. Hücreler için iyi olan şeyler, çoğu zaman insan için de iyidir: Ritim, denge ve onarım için zaman tanımak. Sürekli uyarılan, sürekli zorlanan sistemler değil; arada sessizliğe izin verilen sistemler daha uzun süre işlevini korur.

Belki de mutluluk, biyolojide tanımlandığı haliyle bir coşku değil, bir sessizliktir. Alarm sinyallerinin azaldığı, savunma modunun kapandığı, hücresel onarımın yetişebildiği bir denge hâli. İnsan bunu doğrudan hissetmez; ama yokluğunu çok iyi tanır.

Yeni yıla girerken hastalıkların tamamen ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değildir. Ancak bilimin sunduğu umut daha inceliktir: Stresi azaltmak yalnızca ruhu değil, hücreyi de korur. Belki de modern tıbbın en insani hedefi, sadece hastalıkları tedavi etmek değil; biyolojik sistemlerin acele etmeden çalışabildiği bir yaşam alanı açmaktır.

Yeni yıl mucize vaat etmez.
Ama bir denge önerir.

Hücreler için, beden için ve insan için…

Bir moleküler onkolog olarak şunu söylemek mümkündür: Biyoloji nadiren acele eder, ama her zaman dengeyi hatırlatır.

Prof. Dr. Serdar Altınay
SBÜ Tıp Fakültesi
Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı
Moleküler Onkoloji, PhD

Kaynaklar
Hanahan D, Weinberg RA. Hallmarks of cancer: the next generation. Cell, 2011.
Epel ES ve ark. Accelerated telomere shortening in response to life stress. PNAS, 2004.