Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Öğrencilerinin Çalışma Günü Sürecindeki Beslenme Alışkanlıkları

Çalışmanın Yazarı: Dasta Khalilovа Fakülte: Tıp Fakültesi Bölüm: Tıp (Genel Tıp) Danışman: Doç. Dr., Biyoloji Bilimleri Adayı (Ph.D.) Raushan Kuandykova

GÜNCEL DURUM (AKTÜELLİK) Öğrencilerin sağlıklı, fiziksel açıdan güçlü, çok yönlü gelişmiş ve dayanıklı bireyler olmaları gerekmektedir. Fiziksel ve nöropsikiyatrik gelişimlerini etkileyen çevresel faktörler arasında beslenme önemli bir yere sahiptir.

Özet

• Dengesiz beslenme, birçok hastalığın ortaya çıkmasındaki temel nedenlerden biri haline gelmiştir.

• Bu makalede, öğrencilerin iş günü içerisindeki beslenme düzeni analiz edilmiştir.

• Araştırma, Türkistan şehrindeki bir yükseköğretim kurumunda gerçekleştirilmiştir.

• Anket çalışmasına 18-25 yaş aralığında 1427 öğrenci katılmıştır.

Araştırma Bulguları

• Öğrencilerin beslenme düzenine riayet etmedikleri gözlemlenmiştir.

• Öğrencilerin beslenme alışkanlıklarında karbonhidrat ve yağ ağırlıklı gıdaların baskın olduğu tespit edilmiştir.

Çalışmanın Amacı – Anket yöntemine dayanarak, öğrencilerin iş günü içerisindeki beslenme düzenini incelemek ve bunun yaşam tarzının temel bileşenleriyle olan ilişkisini belirlemektir.

Materyal ve Metot Anket verilerine göre, katılımcıların yarısından fazlası kahvaltı öğününü ihmal etmektedir; ankete katılanların %26’sı kahvaltıyı düzenli yapmadığını, %10’u nadiren kahvaltı yaptığını ve %17’si ise kahvaltı yapmadığını beyan etmiştir.

Araştırma sonuçları, öğrencilerin öğün düzenindeki aksaklıkları açıkça ortaya koymaktadır (Şekil 1 ve Şekil 2). Şekil 2’de görüldüğü üzere, öğrencilerin büyük bir kısmı düzenli öğün tüketmemekte, öğün atlama veya kahvaltı yapmama gibi sağlıksız beslenme davranışları sergilemektedir.

Araştırma verileri, öğrencilerin büyük çoğunluğunun (%48) günde sadece iki kez beslendiğini göstermektedir (Şekil 3). Sağlıklı bir beslenme düzeninde öğün sayısının 3-4 arasında olması gerektiği göz önüne alındığında, elde edilen bulgular öğrencilerin beslenme alışkanlıklarının yetersiz olduğunu ve ciddi bir düzensizlik bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Öğrencilerin meyve tüketim sıklığı incelendiğinde, önemli bir kesimin (%10) yeterli düzeyde meyve tüketmediği gözlemlenmiştir. Ankete katılanların sadece 10%’i her gün meyve tüketirken, %30 haftada birkaç kez, %60 nadiren ve %0 ise hiç meyve tüketmediğini belirtmiştir (Şekil 4).

Beslenme zamanlaması, metabolik süreçlerin düzenlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin %90’ı 18.00–19.00 saatlerinden sonra akşam yemeği tüketmektedir (Şekil 5). Geç saatlerde besin alımı, sirkadiyen ritim ile uyumlu olmayan metabolik aktiviteye yol açabilmekte; bu da glikoz toleransının azalması ve nocturnal (gece) metabolik yükün artması gibi riskleri beraberinde getirmektedir.

Sonuç

Bu araştırmanın bulguları, üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarında ciddi bir düzensizlik ve yetersizlik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun (%48’i günde sadece iki kez beslenmesi ve %90’ının 18.00–19.00 saatlerinden sonra akşam yemeği tüketmesi, [Şekil 3 ve Şekil 5]), metabolik süreçlerin optimizasyonu açısından olumsuz bir tablo çizmektedir. Özellikle geç saatlerde alınan yüksek karbonhidratlı veya yağlı besinler, sirkadiyen ritim ile uyumsuz metabolik aktiviteye yol açarak glikoz intoleransı, insülin direnci ve gece artan metabolik yüke zemin hazırlamaktadır.

Bununla birlikte, öğrencilerin yalnızca 10%’inin günlük meyve tüketimine devam etmesi ve 60%’inin meyveyi nadiren veya hiç tüketmemesi ([Şekil 4]), mikro besin ögesi (özellikle vitamin ve mineral) alımında belirgin bir yetersizliğe işaret etmektedir. Bu durum, bağışıklık sisteminin zayıflaması, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü gibi genel sağlık durumunu olumsuz etkileyebilecek riskleri artırmaktadır.

Sonuç olarak, elde edilen veriler, üniversite öğrencilerinin sağlıklı beslenme prensipleri konusunda yetersiz bilgilendirilmiş olduğunu ve beslenme düzenlerinde acil düzeltici müdahalelerin gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, öğrencilere yönelik beslenme eğitim programlarının artırılması, sağlıklı beslenme tercihlerinin teşvik edilmesi ve geç öğün tüketiminin potansiyel zararları konusunda bilinçlendirme yapılması, uzun vadede daha sağlıklı bir öğrenci popülasyonu için kritik öneme sahiptir.

Araştırma sonucunda, öğrencilerin beslenme rasyonlarının analiz edilmesi neticesinde, beslenme alışkanlıklarının hem nitelik hem de nicelik bakımından yetersiz olduğu saptanmıştır. Yapılan çalışma, öğrencilerin büyük çoğunluğunun sağlıksız beslendiğini ve bu durumun ilerleyen süreçte çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına yol açabileceğini ortaya koymuştur.