Yıl 2026 olmasına rağmen, kardiyovasküler hastalıklara (KVH) bağlı ölüm oranları diğer hastalıklara kıyasla birinciliğini hâlâ korumaktadır. 1990 yılından günümüze, KVH kaynaklı ölüm vakalarında %62 oranında bir artış gerçekleşmiştir. KVH; kan hücreleri ile damar endoteli arasındaki etkileşimin bozulduğu, çok faktörlü kronik inflamatuar bir hastalıktır. Endotel disfonksiyonu, aterosklerozun "yaralanmaya yanıt" hipotezine göre ilk adımıdır. Geleneksel risk faktörlerinin (sigara, LDL, yüksek tansiyon) yanı sıra, antioksidan tedavilerin KVH olaylarını azaltmadaki başarısızlığı, yeni risk faktörlerinin belirlenmesi zorunluluğunu doğurmuştur.

Bu faktörlerin en önemlilerinden biri de “Homosistein” adı verilen proteindir (amino asit). Kronik olarak yükselmiş plazma toplam homosistein (tHcy) seviyeleri, endotel disfonksiyonu ve inflamasyon ile ilişkilendirilmektedir. Araştırmalara göre, “hiperhomosisteinemi” artık aterosklerotik damar hastalıkları için bağımsız bir risk faktörü (independent risk factor) olarak tam anlamıyla kabul edilmiştir. 2002 yılında JAMA (Journal of the American Medical Association) dergisinde yayımlanan ve 52.000’den fazla insanı kapsayan yaklaşık 30 prospektif çalışma incelendiğinde; koroner kalp hastalığı olan bireylerin yaklaşık %25-30’unda (yani her 3-4 kişiden birinde) homosistein seviyelerinin orta veya yüksek derecede olduğu kanıtlanmıştır.
Homosistein (Hcy) Nedir?
Hcy, iki temel kükürtlü amino asit olan sistein (Cys) ve metiyonin (Met) metabolik yollarında bir ara üründür. İnsan vücudundaki tek Hcy kaynağı, bağırsakta proteinlerin sindirimi sırasında açığa çıkan metiyonindir. Hcy’nin tekrar metiyonine dönüştürülmesinde (remetilasyon) B12 ve Folat, sisteine dönüştürülmesinde ise (transsülfürasyon) B6 vitamini ve CBS enzimi görev alır.
Hcy’nin bir metaboliti olan AdoHcy (S-adenozilhomosistein), Hcy’nin tek biyolojik öncüsüdür. Birçok çalışma, AdoHcy’nin damar hastalıklarının göstergesi olarak Hcy’den daha hassas olduğunu öne sürmektedir. Örneğin, böbrek hastalıklarında AdoHcy’nin idrarla atılması, onu böbrek yetmezliği sırasındaki damar riski için daha kesin bir belirteç (marker) haline getirir. KVH’de AdoHcy, epigenetik yolla oksidatif stresi artırarak damar duvarına zarar verir.
Hiperhomosisteinemi (HHcy) Neden Oluşur?
HHcy tesadüfen oluşmaz; temelinde Vitamin B12, Folik Asit (B9) ve B6 eksikliği yatar. Çünkü organizmamız bu vitaminleri homosisteini "temizlemek" ve vücuttan uzaklaştırmak için kullanır. Diğer nedenler arasında MTHFR geni mutasyonları, aşırı et ve hayvansal protein tüketimi yer alır.
Tedavi Yaklaşımı ve Klinik Önemi
Homosistein hakkında detaylı bilgi sahibi olmak günümüz tıbbında çok kritiktir. Çünkü damar endoteli hasarı ve aterosklerozun altında yatan sebep Hiperhomosisteinemi ise, hastaya reçete edilen “Statinler” (kolesterol düşürücü ilaçlar) ve antikoagülanlar (kan sulandırıcılar) tek başına yeterli olmayacaktır. Statinler kolesterolü düşürecek ancak damar duvarındaki hasarı ortadan kaldırmayacaktır; antikoagülanlar kanı sulandıracak fakat otoimmün inflamasyona etki etmeyecektir. Sonuçta hasta, ne yazık ki inme (felç) ve infarktüse (kalp krizi) karşı savunmasız kalacaktır.
Bu durumda hastaya uygulanacak yüksek dozda folat ve diğer B grubu vitaminler, sadece bir takviye değil, damarın iç duvarını (endoteli) onaran bir "biyokimyasal tamir ekibi" rolünü üstlenecektir. Elbette diyetin rolü de unutulmamalıdır.
Sonuç olarak: Eğer bu metabolik döngü düzgün düzenlenmezse, damarların iç katmanındaki onarım süreci durur ve hastalık ilerler. Ancak bu mekanizma gerekli maddelerle desteklendiğinde, damarların öz savunma kabiliyeti yeniden inşa edilir.