Hayatı Uzatan Cerrahi: CRS-HIPEC

Kanser tanısı, yalnızca biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda hastanın ve ailesinin yaşamını derinden etkileyen uzun ve zorlu bir yolculuktur. Özellikle karın içi organ kaynaklı kanserlerin ileri evrelerinde periton metastazı geliştiğinde, klasik tedavi seçenekleri çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Hocalarımdan ve yararlandığım tıbbi kaynaklardan edindiğim bilgilere göre; standart kemoterapi, damar yoluyla verildiğinde karın zarı yüzeyine sınırlı miktarda ulaşabilmekte ve bu durum tedavi etkinliğini önemli ölçüde azaltmaktadır. Bu noktada, son yıllarda giderek daha fazla önem kazanan sitoredüktif cerrahi (CRS) ile kombine hipertermik intraperitoneal kemoterapi (HIPEC) yaklaşımı, seçilmiş hasta gruplarında umut verici bir tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır.

Sitoredüktif cerrahi (CRS), karın içi kanserlerde – özellikle periton metastazı bulunan hastalarda – gözle görülebilen tüm tümör dokularının mümkün olan en geniş şekilde cerrahi olarak çıkarılmasını amaçlayan ileri düzey bir cerrahi girişimdir. Bu yaklaşımın temel hedefi, karın içindeki makroskopik tümör yükünü en aza indirerek geride kalabilecek mikroskobik hastalığı tedaviye daha duyarlı hale getirmektir. CRS, HIPEC’in etkinliğini artıran temel basamağı oluşturur.

HIPEC, karın içi kanserlerinde uygulanan bir tedavi yöntemidir. Sitoredüktif cerrahi sonrası karın boşluğuna özel olarak ısıtılmış kemoterapi ilaçlarının verilmesi esasına dayanır. Bu yaklaşım, sistemik dolaşıma sınırlı geçiş gösteren ancak periton (karın zari) yüzeyine yüksek dozda ulaşabilen kemoterapi sayesinde, kanser hücrelerini doğrudan hedef almayı amaçlar. Nihai hedef, hastaların yalnızca yaşam süresini uzatmak değil, aynı zamanda yaşam kalitelerini artırmaktır.

HIPEC nasıl uygulanır?

Öncelikle sitoredüktif cerrahi ile karın boşluğu içerisindeki gözle görülebilen tümör dokusu ve tutulan periton yüzeyleri mümkün olduğunca temizlenir. Bu işleme, "sitoredüktif cerrahi+peritonektomi" adı verilmektedir. Peritonektomi- kanser hücreleriyle tutulmuş olan karın zarı (periton) kısmen ya da gerekli durumlarda daha geniş alanlar halinde cerrahi olarak çıkarılır, çoğunlukla kısmı olur. Bu cerrahi temizliğin ardından, karın içi özel drenler ve ısı probu yerleştirilir. Drenlerin uçları HIPEC cihazına bağlanarak, kemoterapi sıvısı 42–43 derece arasında sabit sıcaklıkta karın içine verilir. Sıvı, tüm karın boşluğu boyunca dolaştırılır ve 60–90 dakika boyunca yüzeyel ve mikroskobik tümör hücrelerini hedef alır. Prosedür sonunda sıvı geri alınır, drenler çıkarılır ve karın kapatılır.

HIPEC sırasında karın içine verilen kemoterapi ilaçları sistemik tedaviye göre çok daha yüksek konsantrasyonda olur. Isıtılmış kemoterapötik ajanların doğrudan karın içine verilmesi, ilacın doku içine daha derin nüfuz etmesini sağlar. Isının kendisi de tümör hücreleri üzerinde doğrudan yok edici etkiye sahiptir. Ayrıca hipertermi, kemoterapi ilaçlarının kanser hücrelerine olan duyarlılığını artırarak tedavi etkinliğini güçlendirir. Bu süreçte, karın içi yüzeylerin sürekli yıkanması sayesinde ilaç tüm karin zarına homojen biçimde dağılır.

Bu kombine yaklaşım özellikle periton metastazı ile seyreden mide, kalın bağırsak, apendiks ve yumurtalık kanserlerinde gündeme gelmektedir. Ancak HIPEC her hasta için uygun bir yöntem değildir. Karın dışı organlara yayılımın bulunduğu, yaygın karaciğer metastazı olan veya ince bağırsakların geniş alanlarının tutulduğu olgularda bu tedavi yaklaşımı önerilmez. Bu nedenle hasta seçimi, tedavinin başarısı açısından en kritik basamaktır.

İleri evre karın içi kanserli hastalar genellikle sınırlı yaşam beklentisine sahip bireylerdir. Bu gerçek göz önünde bulundurularak, tedavinin temel hedefinin hastalığı tamamen ortadan kaldırmaktan ziyade yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini artırmak olduğu unutulmamalıdır. CRS-HIPEC yaklaşımı, uygun hastalarda karın içi sıvı birikimini azaltarak karın gerginliği, solunum sıkıntısı ve beslenme problemleri gibi semptomların hafiflemesine katkı sağlayabilir. Bu da hastanın günlük yaşam konforunu anlamlı ölçüde artırır.

Bu tedavi yöntemi kompleks ve uzun süren bir cerrahi süreci içermektedir. CRS- HIPEC uygulaması, standart operasyonlara kıyasla daha yüksek komplikasyon riski taşıyabilir. Ameliyat sırasında ve sonrasında kanama, enfeksiyon, anastomoz problemleri, kemoterapiye bağlı organ toksisiteleri gibi durumlarla karşılaşılabilir. Ancak deneyimli merkezlerde, multidisipliner ekipler tarafından yürütülen uygulamalarda bu riskler kabul edilebilir düzeylere indirilebilmektedir. İyi hasta hazırlığı ve yakın postoperatif takip, komplikasyonların yönetiminde belirleyici rol oynamaktadır.

CRS-HIPEC tek başına uygulanan bir tedavi değildir. Sistemik kemoterapi ile birlikte planlanması gereken bütüncül bir tedavi yaklaşımıdır. Cerrahi ve HIPEC sonrasında tümör yükünün azalması, sistemik kemoterapinin etkinliğini de artırmaktadır. Böylece daha önce sınırlı yanıt alınan sistemik tedaviler, daha etkili hale gelebilmektedir.

Sonuç olarak, sitoredüktif cerrahi ile kombine HIPEC, ileri evre periton metastazı olan seçilmiş hastalarda yalnızca yaşam süresini uzatmakla kalmaz; aynı zamanda hastaların yaşam kalitesini iyileştirmeyi ve onlara yeniden umut sunmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Doğru hasta seçimi, deneyimli bir ekip ve multidisipliner planlama ile uygulandığında, bu yöntem hastalara daha anlamlı ve yaşanabilir bir zaman kazandırabilir.