Google Doktorluğu: İnternet Bizi İyileştiriyor mu, Yoksa Korkutuyor mu?

Başımız ağrıdığında, kalbimiz sıkıştığında ya da vücudumuzda sebebini anlayamadığımız bir belirti hissettiğimizde artık ilk yaptığımız şey doktora gitmek olmuyor. Telefonumuzu alıyor, arama motoruna birkaç kelime yazıyoruz. Ve birkaç saniye sonra karşımıza çıkan sonuçlar çoğu zaman bizi rahatlatmıyor — aksine daha da korkutuyor.

Basit bir baş ağrısı “beyin tümörü”, sıradan bir yorgunluk “kronik hastalık”, geçici bir çarpıntı ise “kalp krizi riski” olarak karşımıza çıkabiliyor. Böylece internet bizi bilgilendirmek yerine paniğe sürüklüyor. Bu durum artık tıpta ve toplumda açıkça tartışılan bir kavram: Google doktorluğu.

İnternet aslında büyük bir fırsattır. Sağlıkla ilgili bilgilendirici yazılar, bilimsel kaynaklar ve doktor tavsiyeleri bu platformlarda mevcuttur. Sorun bilginin varlığı değil, bilginin süzülmemesidir. Okunan her yazının güvenilir, izlenen her videonun bilimsel temelli olduğunu düşünmek bizi yanlış sonuçlara götürür.

Bir belirtinin yüzlerce farklı nedeni olabilir. Ancak internet aramaları çoğu zaman en nadir ve en tehlikeli ihtimalleri öne çıkarır. Çünkü korku daha fazla tıklanma getirir. Bu da okuyucuyu psikolojik olarak etkiler.

Google doktorluğunun en ciddi sonuçlarından biri, sağlıklı insanları hasta gibi hissettirmesidir. İnsan kendi bedenini dinlemek yerine okuduklarının etkisi altına girer. Bu durum psikosomatik belirtilerin ortaya çıkmasına, yani psikolojik gerginliğin fiziksel şikâyetlere dönüşmesine neden olur.

Bir tıp öğrencisi olarak gözlemliyorum ki birçok insan aslında hasta olduğu için değil, hasta olacağından korktuğu için doktora başvuruyor. Bazen de tam tersi yaşanıyor: İnternette okunan “önemsizdir” gibi ifadeler yüzünden ciddi belirtiler erteleniyor ve bu da daha ağır sonuçlara yol açabiliyor.

Son yıllarda sosyal medyada kendini “sağlık danışmanı” olarak tanıtan kişilerin sayısı hızla artıyor. Bilimsel eğitimi olmayan ama binlerce takipçisi bulunan bu kişiler kısa videolarla “mucizevi” öneriler sunuyor. Bu tavsiyelerin çoğu ya eksik ya da tamamen yanlıştır.

Tek bir video ile verilen yanlış bilgi, binlerce insanın sağlığına zarar verebilir. Ne yazık ki internette yayılan her bilginin bir sorumluluğu yoktur, ancak sonuçları gerçektir.

Burada suçu tamamen internete atmak doğru olmaz. Asıl sorun bizim ona nasıl yaklaştığımızdır. İnternet doktorun yerini almamalı, yalnızca bilgilendirici bir araç olmalıdır. Tanı koymak ve tedavi planı oluşturmak hâlâ tıbbın işidir.

Her ağrı kanser değildir, her yorgunluk ciddi bir hastalığın belirtisi olmayabilir. Ama bunu ayırt etmek için Google değil, doktor gereklidir.