Gebelik, kadın vücudu için özel bir dönem olarak kabul edilir. Çünkü bu süre zarfında, gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için kadının vücudunda immünolojik ve fizyolojik değişiklikler meydana gelir. Epidemiyolojik çalışmalar, gebe kadınlarda grip, suçiçeği, kızamık, ağır akut solunum sendromu, tüberküloz, listeriyoz, toksoplazmoz ve sıtma gibi çeşitli enfeksiyonlara yakalanma sıklığının arttığını göstermiştir. Bu enfeksiyonlara yakalanma riskindeki artış, gebelik sırasında kadın vücudunda meydana gelen değişikliklerle ilişkilidir. Peki bu değişiklikler nelerdir?
Bilindiği gibi fetüs genetik olarak anneyle tamamen uyumlu değildir; çünkü fetüsün genetik materyalinin bir kısmı babadan alınır. Annenin vücudu fetüsü reddetmemek için bağışıklık sisteminin aktivitesini baskılar. Bu süreçte T-helper 1 (Th1) tipi bağışıklık yanıtı otomatik olarak T-helper 2 (Th2) tipi bağışıklık yanıtına kayar. Th1 tipi bağışıklık yanıtı, virüsler ve mantarlara karşı en güçlü savunma mekanizması olup inflamasyona yol açar. Ancak bu yanıt fetüs için tehlikelidir. Th2 yanıtı ise daha ılımlı olup daha az inflamasyonla sonuçlandığı için fetüs açısından daha güvenli kabul edilir. Th1 tipi bağışıklık yanıtının baskılanması sonucunda, gebelikte enfeksiyonlara yakalanma riski artar.
Gebelik sırasında hormonlar, bağışıklık hücrelerinin fonksiyonlarını değiştirerek immün yanıtı etkiler ve bu durum enfeksiyonların seyrini değiştirebilir. Bu dönemde steroid cinsiyet hormonlarının düzeyi belirgin şekilde artar ve bu artış kadın yaşamının hiçbir döneminde görülmez. Özellikle östrojenler, progesteron, kortikosteroidler ve prolaktin düzeylerindeki artış bağışıklık sisteminin dengesini değiştirir. Östrojenler bazı durumlarda bağışıklık yanıtını güçlendirebilse de, progesteron hücresel bağışıklığı baskılayarak T-helper hücrelerinin yanıtlarını değiştirir. Bu hormonal değişikliklerin sonucunda bağışıklık sistemi enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale gelebilir.
Fetüs büyüdükçe kadının vücudunda anatomik ve fizyolojik değişiklikler ortaya çıkar. İdrar yollarındaki anatomik değişiklikler ve büyüyen uterusun üreterlere baskı yapması, idrar akımının azalmasına ve idrar stazına yol açar. Bu durum bakterilerin çoğalması için uygun bir ortam oluşturarak gebelerde idrar yolu enfeksiyonu riskini artırır. Hormonal değişiklikler vajinal pH’ı ve normal vajinal mikroflorayı da etkiler. Vajinal pH’ın değişmesi sonucunda laktobasillerin sayısı azalır. Laktobasiller asidik ortamda yaşayarak laktik asit üretir ve patojen mikroorganizmaların çoğalmasını engeller. Bu bakterilerin azalması, vajinal koruyucu bariyerin zayıflamasına ve enfeksiyon riskinin artmasına neden olur.
Ayrıca gebelik öncesi obezite, sağlıksız yaşam alışkanlıkları, ikiz veya üçüz gebelikler ve annenin 40 yaşın üzerinde olması da enfeksiyon riskini artıran faktörler arasındadır.
Gebeler enfeksiyonlardan nasıl korunabilir?
Gebelikte enfeksiyonlardan korunmak için öncelikle ellerin sık ve doğru şekilde yıkanması gereklidir. Yemeklerden önce, tuvalet sonrası ve dışarıdan eve gelindiğinde el yıkamak enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olur. Başkalarıyla yiyecek, içecek ve mutfak gereçlerinin paylaşılmasından kaçınılmalıdır, çünkü enfeksiyonlar bu yolla bulaşabilir. Gebelik sırasında çiğ veya az pişmiş etler ile pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketilmemelidir. Meyve ve sebzeler tüketilmeden önce iyice yıkanmalıdır.
Kedi kumu ve toprakla temas sırasında dikkatli olunmalı, bahçe işleri yapılırken eldiven kullanılmalı ve mümkünse kedi kumunun temizliği başka biri tarafından yapılmalıdır. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmak için güvenli cinsel ilişki kurallarına uyulmalı, koruyucu yöntemler kullanılmalı ve gebelik süresince düzenli tarama testleri yaptırılmalıdır. Grip veya soğuk algınlığı belirtileri olan kişilerle yakın temastan kaçınılması enfeksiyon riskini azaltır. Doktor tarafından önerilen aşıların zamanında yapılması hem anne hem de bebek için koruyucudur. Gebelik boyunca düzenli doktor kontrollerine gitmek ve şüpheli bir belirti ortaya çıktığında vakit kaybetmeden hekime başvurmak, hem annenin hem de fetüsün sağlığını korumaya yardımcı olur.